YKS · TYT TYT Türkçe Soruları
YKS · TYT TYT Türkçe (sınavda 40 soru): 9 konuda 892 özgün soru. Her konunun özeti aşağıda; sorular üyelere açık: ücretsiz giriş yap, uygulamada bildiğin soru bir daha sorulmayacak biçimde çöz.
Uygulamada çözBildiğin soru bir daha sorulmaz, bilmediğin öğrenene kadar tekrar gelirKonular
- Sözcükte Anlam
- Cümlede Anlam
- Paragrafta Anlam
- Paragrafın Yapısı
- Ses Bilgisi
- Yazım ve Noktalama
- Sözcük Türleri ve Yapısı
- Cümle Bilgisi
- Anlatım Bozuklukları
Sözcükte Anlam
- Gerçek anlam: Sözcüğün akla gelen ilk, temel anlamı (“keskin bıçak”, “soğuk su”).
- Yan anlam: Gerçek anlamla bağını koruyarak biçim ya da işlev benzerliğiyle kazanılan anlam (“dağın eteği”, “masanın ayağı”).
- Mecaz anlam: Gerçek anlamdan tamamen uzaklaşan kullanım (“keskin zekâ”, “soğuk karşılama”); altı çizili ya da tırnak içindeki özgün imgeler bağlamdan çözülür.
- Terim anlam: Bir bilim, sanat ya da meslek alanına özgü kavram (“üçgenin açısı”, “cümlenin öznesi”).
- Somut / soyut: Beş duyudan biriyle algılanan somuttur (ses, koku, tat da somuttur); yalnızca zihinde var olan soyuttur (özlem, cesaret).
- Eş, zıt, sesteş: Eş anlamlı (konuk – misafir), zıt anlamlı (ileri – geri), sesteş (yüz: sayı / çehre) sözcükler bağlamla ayırt edilir.
- Deyim ve atasözü: Deyim, kalıplaşmış ve çoğunlukla mecazlı söz öbeğidir (ağzı kulaklarına varmak); atasözü, öğüt ya da genel yargı bildiren kalıplaşmış sözdür.
- İkileme: Tekrar (ağır ağır), eş/yakın anlamlı (derli toplu), karşıt anlamlı (aşağı yukarı), yansıma (çıtır çıtır) sözcüklerle kurulur.
- Boşluk doldurma: “ancak, oysa, -ken” gibi karşıtlık işaretleri iki boşluğa ters değerde sözcük ister; seçeneğin iki yarısını da ayrı ayrı sınayın.
- Altı çizili söz: Sözün gerçek anlamına dayanan seçenek çoğu zaman çeldiricidir; cümledeki işlevine ve bağlama bakın.
Cümlede Anlam
- Neden–sonuç: Bir yargı gerekçesiyle birlikte verilir: “-dığı için, -dığından, -dan dolayı, -dan, çünkü, -ınca, -dan kaynaklanmak”.
- Amaç–sonuç: Eylem, henüz gerçekleşmemiş bir amaca ulaşmak için yapılır: “-mak için, -mak üzere, amacıyla, diye”. “-dığı için” neden, “-mak için” amaç bildirir.
- Koşul: Yargının gerçekleşmesi bir şarta bağlanır: “-sa/-se, -dığı takdirde, -mak şartıyla, … -a bağlıdır”.
- Karşılaştırma: İki ya da daha çok varlık bir özellik bakımından birbirine göre ölçülür: “daha, en, kadar, göre, -dan”.
- Öznel–nesnel yargı: Kişisel beğeni, duygu ve değerlendirme içeren yargı özneldir, kişiden kişiye değişir; ölçülerek ya da gözlemlenerek doğrulanabilen yargı nesneldir.
- Örtülü anlam: Cümlede açıkça söylenmeyip “de, bile, artık, yine, bu kez” gibi sözlerden sezilen ek anlamdır.
- Varsayım ve olasılık: Varsayım bir durumu gerçekmiş gibi kabul eder (“diyelim ki, farz edelim”); olasılık kesin olmayan yargıdır (“-abilir, belki, galiba”).
- Kesinlik ve çıkarım: Kesin çıkarım yalnızca cümlede dayanağı olan yargıdır. Olasılığı kesinliğe çeviren, kapsamı genişleten (“herkes, hepsi”) ya da cümlede olmayan bilgi ekleyen seçenek yanlıştır.
- Anlamca aynı doğrultudaki cümle: Sözcükleri farklı olsa da aynı düşünceyi başka bir alanda ya da başka sözlerle dile getiren cümledir; yalnızca aynı sözcükleri tekrarlayan cümle bu kapsama girmez.
Paragrafta Anlam
- Konu ve başlık: Paragrafın “ne hakkında” olduğu. Konu tek bir ayrıntıyı değil, bütün cümlelerin etrafında döndüğü meseleyi kapsar; başlık bu konunun kısa adıdır.
- Ana düşünce: Yazarın konu hakkında okura iletmek istediği temel yargı. Çoğu zaman giriş ya da sonuç cümlesindedir; “oysa, ancak, kısacası, bu nedenle” gibi sözlerden sonra gelir. Bir örnek, tarihçe ya da tek bir bulgu ana düşünce olamaz; ana düşünce örnekten çıkarılan genel yargıdır.
- Yardımcı düşünce: Ana düşünceyi destekleyen ayrıntı, örnek, gerekçe ve kanıtlar. “Değinilmemiştir” sorularında şıkları metinle tek tek karşılaştır; metinde geçen sözcüğü taşıyan ama söyleneni çarpıtan şıkka dikkat et.
- Çıkarım (ulaşılabilir / söylenebilir): Yalnızca metinde dayanağı olan yargı doğrudur. “Her zaman, hiçbir, tümü, en, kesinlikle” gibi mutlaklık katan; “olabilir”i “olur”a çeviren; neden-sonucu ters kuran ya da genel kültürden gelen şıklar elenir.
- Yazarın tutumu ve amacı: “Bence, ne yazık ki, korkuyorum, itiraf edeyim” gibi öznel ifadeler tutumu ele verir (kaygı, yakınma, övgü, eleştiri, uyarı). Metinde alıntılanan bir düşünürün görüşünü yazara mal etme.
- Eleştirilen görüş ve uygulama: Yazarın “sanılıyor, yaygın kanı” diye sunup “oysa” ile çürüttüğü anlayış eleştirilen görüştür. Kavram soruda yeni bir örneğe uygulanıyorsa kavramın tanımındaki temel ilişkiyi ara, yüzeydeki benzer sözcüklere değil.
- Anlatım biçimleri: Açıklayıcı (bilgi verir), tartışmacı (görüş savunur, karşıt görüşü çürütür), öyküleyici (olay, kişi, zaman, yer), betimleyici (duyulara seslenen ayrıntılarla bir varlığı ya da yeri canlandırır).
- Düşünceyi geliştirme yolları: Tanımlama (“… -dır” diye kavramın ne olduğunu tam olarak söyler; bir özelliğini söylemek tanım değildir), örneklendirme, karşılaştırma, tanık gösterme (bir kişinin ya da kaynağın sözüne başvurma), sayısal veri, benzetme (“gibi”), kişileştirme.
- Çözüm sırası: Önce kökü oku (olumlu mu, olumsuz mu?), sonra paragrafı; doğru sandığın şıkkı seçmeden önce öteki dört şıkkın neden yanlış olduğunu metne dayanarak göster.
Paragrafın Yapısı
- Paragraf: Tek bir ana düşünce etrafında birleşen, birbirine anlam, bağlayıcı ve gönderim sözcükleriyle bağlanan cümleler topluluğudur.
- Giriş cümlesi: Kendinden önce söylenmiş bir şeye dayanmaz; “bu, bunlar, söz konusu, ayrıca, bu nedenle, üstelik” gibi sözlerle başlamaz, konuyu en genel yargıyla açar.
- Sonuç cümlesi: Paragrafı toparlar; çoğunlukla “kısacası, sonuç olarak, böylece, demek ki” gibi sözlerle kurulur, yeni bir konu ya da paragrafın dışına taşan bir öneri getirmez.
- Akışı bozan cümle: Genel konuyla ilgili görünse de paragrafın odağından komşu bir konuya kayan cümledir; çıkarıldığında önceki ve sonraki cümle kesintisiz bağlanır. Soru ya da alıntı biçimindeki dikkat çekici cümle çoğu zaman akışa uygundur.
- Yer değiştirme ve sıralama: Gönderim sözcükleri (bu, onun, söz konusu, böyle bir), bağlayıcılar (önce, ardından, ise, da, bu nedenle) ve zaman sırası, her cümlenin yerini gösteren ipuçlarıdır.
- İkiye bölme: İkinci paragraf, odağın ya da bakış açısının değiştiği ilk cümleyle başlar (ör. sorundan çözüme, durumdan tepkiye). “Ancak, oysa” ile başlayan her cümle yeni paragraf değildir.
- Boşluk doldurma: Boşluğa gelecek cümle hem kendinden önceki hem sonraki cümleyle bağ kurmalıdır; yalnızca bir yana uyan seçenek çeldiricidir.
- Dışarıdan cümle yerleştirme: Verilen cümledeki gönderimli kavramın paragrafta ilk kez geçtiği cümle bulunur ve cümlenin ondan sonraki akışı bozmadığı denetlenir.
Ses Bilgisi
- Büyük ünlü uyumu: Türkçe sözcüklerde kalın ünlüden (a, ı, o, u) sonra kalın, ince ünlüden (e, i, ö, ü) sonra ince ünlü gelir. Bazı kökler (kitap, kardeş) ve bazı ekler (-ken, -yor, -leyin, -ki, -daş, -gil, -mtırak) bu uyuma girmez (okurken, sabahleyin).
- Küçük ünlü uyumu: Düz ünlüden (a, e, ı, i) sonra düz; yuvarlak ünlüden (o, ö, u, ü) sonra dar-yuvarlak (u, ü) ya da düz-geniş (a, e) ünlü gelir.
- Ünlü düşmesi: İkinci hecesinde dar ünlü bulunan bazı sözcükler ünlüyle başlayan ek alınca bu ünlüyü düşürür (ağız → ağzı, burun → burnu, oğul → oğlum). Yapım eki alırken (devir- → devril-), birleşik fiil ve birleşik sözcüklerde de görülür (sabır + et- → sabret-, kahve + altı → kahvaltı).
- Ünlü daralması: “a, e” ile biten fiillere “-yor” gelince bu ünlüler daralır (bekle- → bekliyor, yokla- → yokluyor). “De-” ve “ye-” fiilleri ünlüyle başlayan ek alınca da daralır (diye, yiyecek).
- Ünsüz yumuşaması: “p, ç, t, k” ile biten çok heceli sözcükler ünlüyle başlayan ek alınca “b, c, d, ğ/g” olur (kitabı, ağacı, kanadı, yaprağı). Tek heceli sözcüklerin çoğunda (topu, saçı) ve bazı alıntılarda (saati, markete) görülmez; özel adlarda okunuşta olur ama yazıya yansımaz (Sinop’a).
- Ünsüz benzeşmesi: “f, s, t, k, ç, ş, h, p” ile biten sözcüklere “c, d, g” ile başlayan ek gelince ekin ünsüzü sertleşir (kitapçı, sepette, baktı, soğuktan).
- Ünsüz türemesi: Bazı alıntı tek heceli sözcükler ünlüyle başlayan ek ya da “etmek, olmak” alınca son ünsüzü ikizleşir (hak → hakkı, his → hissetmek, af → affetmek).
- Ünsüz düşmesi: “k” ile biten bazı sözcükler “-cik” eki ya da bazı yapım ekleri alınca “k” düşer (küçük → küçücük, yüksek → yüksel-).
- Kaynaştırma: Ünlüyle biten sözcüğe ünlüyle başlayan ek gelince araya “y, ş, s, n” girer (kapı-y-ı, iki-ş-er, oda-s-ı, kapı-n-ın). Kaynaştırma ünsüzü ses türemesi sayılmaz.
Yazım ve Noktalama
- Büyük harf: Kişi, yer, kurum ve eser adları büyük harfle başlar. Dinî ve millî bayram adlarının her sözcüğü (Kurban Bayramı), özel adın parçası olan tür ya da yön sözcükleri (Van Gölü, Doğu Anadolu) büyük; yalnızca yön bildiren sözcükler (kuzeyden) küçük yazılır.
- Unvan ve akrabalık: Saygı sözleri büyük harfle başlar (Ayşe Hanım, Ali Bey); kişi adından sonra gelen akrabalık adları küçük yazılır (Ayşe teyze, Ali dayı).
- Ay ve gün adları: Belirli bir tarih bildirirken büyük (3 Haziran 2023 Cumartesi), belirli bir tarih bildirmezken küçük harfle başlar (her yıl nisan ayında, salı günleri).
- Kesme işareti: Özel adlara gelen çekim ekleri ayrılır (Mehmet’in, Kapadokya’ya). Kurum ve kuruluş adlarına gelen ekler (Ege Üniversitesinde) ile özel adlara gelen yapım ekleri ve onları izleyen ekler (Konyalılar, Türkçede) ayrılmaz. Kısaltmalara ve rakamlara gelen ekler ayrılır (TBMM’nin, 2019’da).
- Birleşik fiiller: “etmek, olmak” ile kurulanlarda ses düşmesi ya da türemesi varsa bitişik (sabretmek, kaybolmak, hissetmek), yoksa ayrı yazılır (fark etmek, yardım etmek, kabul etmek).
- Birleşik sözcükler: Anlam kayması olan bitki ve hayvan adları bitişik (aslanağzı, kuşburnu); tür bildiren “balığı, kuşu, ağacı, otu” ayrı (kaya balığı, saka kuşu). Kalıplaşmış renk adları (fildişi) ve somut yer bildirmeyen “üstü” birleşikleri (suçüstü, olağanüstü) bitişik. “Hiçbir, birkaç, birçok” bitişik; “bir şey, her şey” ayrı.
- de, ki, mi: Bağlaç olan “de” ve “ki” ile soru eki “mi” ayrı (sen de, duydum ki, geldin mi); bulunma eki “-de” ve sıfat yapan “-ki” bitişik yazılır (bahçede, akşamki). “Belki, çünkü, sanki, oysaki” kalıplaşmıştır, bitişik yazılır.
- Sayılar ve kısaltmalar: Harfle yazılan sayılar ayrı yazılır (on beş, iki buçuk). Sıra sayısı rakamla ya nokta ya da kesme + ekle gösterilir (3. ya da 3’üncü; “3.’üncü” yanlış). Büyük harfli kısaltmalar ve ölçü birimleri noktasız yazılır (TDK, km); ek, kısaltmanın okunuşuna göre gelir (TDK’nin).
- Virgül: Eş görevli sözcükleri, sıralı cümleleri, ara sözü, hitabı ve “evet, hayır” gibi cevap sözlerini ayırır. Sıfat ile nitelediği isim arasına konmaz.
- Diğer işaretler: Noktalı virgül, ögeleri virgülle ayrılmış grupları ya da sıralı cümleleri ayırır. İki nokta açıklama ya da örnekten önce gelir. Üç nokta sürdürülebilecek ya da tamamlanmamış anlatımı gösterir. Soru anlamı taşımayan cümlenin (“Gelip gelmeyeceğini bilmiyorum.”) sonuna soru işareti konmaz.
Sözcük Türleri ve Yapısı
- Yapı: Basit sözcük yalnızca kökten ya da kök + çekim ekinden oluşur (kapılarımızdan); türemiş sözcük yapım eki alır (gözlük, sevgi); birleşik sözcük iki ya da daha çok sözcüğün kaynaşmasıyla oluşur (bilgisayar, sivrisinek).
- Kök ve gövde: Kök, sözcüğün bölünemeyen anlamlı ilk parçasıdır; isim kökü (göz, taş) ya da fiil kökü (sev-, kes-) olur. Yapım eki almış her parça gövdedir (göz → gözle- → gözlem).
- Yapım ekleri: Yeni sözcük türetir. İsimden isim (-lık, -cı, -lı), isimden fiil (-la, -lan, -laş), fiilden isim (-gı, -ım, -ış, -gu), fiilden fiil (-n, -l, -ş, -dır).
- Çekim ekleri: Sözcüğe görev kazandırır, anlamını değiştirmez: çokluk (-lar), iyelik (-ım, -ın, -ı), hâl (-ı, -e, -de, -den), tamlayan (-ın), kip ve kişi ekleri.
- Hâl ekleri: Belirtme hâli “-ı” ile 3. tekil iyelik “-ı” karıştırılmamalıdır (kapıyı açtı / evin kapısı). “-den” ayrılma, neden (soğuktan), malzeme (tahtadan), karşılaştırma (ondan uzun), topluluktan seçme (öğrencilerden biri) bildirebilir.
- Sıfat ve zamir: Sıfat ismi niteler ya da belirtir (küçük park, birkaç kez, bu ev); zamir ismin yerini tutar (bazıları, bunu, kendisi). Adlaşmış sıfat (yaşlılar) isimdir.
- Zarf: Fiili, fiilimsiyi, sıfatı ya da başka bir zarfı niteler (güzel konuştu, çok uzun). Tür, sözcüğün cümledeki görevine göre belirlenir.
- Edat, bağlaç, ünlem: Edat önündeki sözle öbek kurar (akşama doğru, öğleye kadar, senin için); bağlaç sözcükleri ve cümleleri bağlar (ve, ama, ancak, de, ki); ünlem duygu ve seslenme bildirir (vay, eyvah, hey).
- Fiil kipleri: Haber kipleri – görülen geçmiş (-dı), öğrenilen geçmiş (-mış), şimdiki (-yor), gelecek (-acak), geniş (-r). Dilek kipleri – istek (-a), şart (-sa), gereklilik (-malı), emir.
- Söz öbekleri: Belirtili isim tamlaması (evin kapısı), belirtisiz isim tamlaması (okul bahçesi), sıfat tamlaması (eski çarşı), edat grubu (akşama kadar), bağlama grubu (kalem ve defter), isim-fiil, sıfat-fiil ve zarf-fiil grupları (erken kalkmak, dün gördüğüm adam, güneş batınca).
Cümle Bilgisi
- Yüklem: İş, oluş ya da yargı bildiren temel öge. İsim cümlesinde ek-fiil almış öbeğin tamamı yüklemdir; yalnızca son sözcük değildir.
- Özne: Yüklemdeki işi yapan ya da yargının konusu olan öge. Tek sözcük olabileceği gibi sıfat tamlaması, isim tamlaması, isim-fiil ya da sıfat-fiil grubu da olabilir.
- Nesne: Yüklemdeki işten etkilenen öge. Belirtili nesne “-ı/-i” hâl ekini alır (kapıyı açtı); belirtisiz nesne yalın hâldedir (kapı açtı).
- Dolaylı tümleç: Yönelme (-e), bulunma (-de) ya da ayrılma (-den) hâl ekini alan ve “nereye, nerede, nereden” sorularına cevap veren öge.
- Zarf tümleci: Yüklemi zaman, durum, miktar, yön ya da araç bakımından tamamlayan öge. Zarf-fiil grupları ve edat grupları çoğunlukla zarf tümlecidir.
- Cümle dışı unsur: Hitaplar, ünlemler ve cümleleri birbirine bağlayan bağlaçlar öge sayılmaz.
- Fiilimsiler: İsim-fiil (-ma, -mak, -ış), sıfat-fiil (-an, -ası, -maz, -ar, -dık, -acak, -mış), zarf-fiil (-ıp, -arak, -ınca, -dıkça, -ken, -madan, -alı). Kalıcı isimler ve çekimli fiiller fiilimsi değildir.
- Cümle türleri: Yüklemin türüne göre isim/fiil (“olmak” ile kurulan yüklem fiil cümlesi yapar), yerine göre kurallı/devrik, anlamına göre olumlu/olumsuz/soru, yapısına göre basit/birleşik/sıralı/bağlı.
- Fiil çatısı: Nesneye göre geçişli/geçişsiz; özneye göre etken, edilgen (-l, -n; işi yapan belli değil), dönüşlü (-n, -l; iş özneye döner), işteş (-ş; iş birlikte ya da karşılıklı yapılır).
Anlatım Bozuklukları
- Gereksiz sözcük: Aynı anlamı karşılayan iki sözün birlikte kullanılması (yaklaşık … kadar, bütün … hepsi, ilk önce). Birini çıkarınca anlam değişmiyorsa sözcük gereksizdir.
- Anlamca çelişen sözcükler: Kesinlik bildiren sözlerle (kesinlikle, mutlaka, hiç kuşkusuz) tahmin ya da olasılık bildiren sözlerin (sanırım, belki, herhâlde, -ebilir) aynı yargıda kullanılması.
- Yanlış anlamda sözcük: Sözcüğün bağlamın gerektirdiği anlamı karşılamaması. Fiyat “düşük/yüksek”, mal “ucuz/pahalı” olur; maç kazanılır, rakip yenilir.
- Özne–yüklem uyumsuzluğu: Yüklem kişi ve sayı bakımından özneye uymalıdır. “Ben ve sen” → biz, “sen ve o” → siz kişisine göre çekimlenir.
- Ek eylem eksikliği: Farklı zamanlı yargılarda ek-fiil ortak kullanılamaz; “Hava soğuk, yollar da buz tutmuştu.” cümlesinde “soğuktu” olmalıdır.
- Tamlama yanlışlığı: Tamlayan ile tamlanan kişi bakımından uyuşmalıdır (benim kararım, sizin öneriniz); tamlamanın bir unsuru eksik ya da uyumsuz kalırsa anlatım bozulur.
- Ortak öge yanlışlığı: Birden çok yüklemin ortak kullandığı öge, yüklemlerin her birinin istediği hâl ekine uymalıdır; uymuyorsa eksik tümleç ya da nesne doğar.
- Özne eksikliği ve çatı uyumsuzluğu: Edilgen bir yüklemle etken bir yüklem aynı özneye bağlanamaz; ikinci yüklemin işini yapan özne eksik kalır.