- beş
- Sınavlar
- MEB-AGS ÖABT
- Türkçe Öğretmenliği
MEB-AGS ÖABT Türkçe Öğretmenliği Soruları
MEB-AGS ÖABT Türkçe Öğretmenliği (sınavda 50 soru · anlama-anlatma, dil bilgisi, edebiyat): 7 konuda 381 özgün soru. Her konunun özeti aşağıda; sorular üyelere açık: ücretsiz giriş yap, uygulamada bildiğin soru bir daha sorulmayacak biçimde çöz.
Uygulamada çözBildiğin soru bir daha sorulmaz, bilmediğin öğrenene kadar tekrar gelirKonular
- Anlama ve Anlatma Teknikleri
- Dil Bilgisi ve Dil Bilimi
- Çocuk Edebiyatı
- Türk Halk Edebiyatı
- Eski Türk Edebiyatı
- Yeni Türk Edebiyatı
- Edebiyat Bilgi ve Kuramları
Anlama ve Anlatma Teknikleri
- Sözcüğün temel (gerçek) anlamı ilk akla gelen anlamıdır; yan anlam bu anlamdan türeyen, mecaz ise ilgi kurularak başka bir kavramı anlatan kullanımdır. Aynı sözcük bağlama göre bunlardan birini taşır.
- Terim anlamı, sözcüğün bir bilim, sanat ya da meslek dalına özgü kavramı karşılamasıdır (kök, üçgen, özne). Terimler genellikle tek anlamlıdır.
- Deyimler kalıplaşmış, çoğunlukla gerçek anlamından uzaklaşmış söz öbekleridir; atasözleri ise genel yargı bildiren, öğüt veren kalıplaşmış cümlelerdir. Deyim cümle öğesi gibi işlev görür, atasözü başlı başına bir yargıdır.
- Cümlede anlam ilişkileri; neden–sonuç, amaç–sonuç, koşul–sonuç, karşılaştırma, tercih, benzetme gibi türlere ayrılır. Hangi bağın kurulduğunu ek ya da sözcük ipuçları belirler.
- Öznel yargı kişisel beğeni ve görüşe dayanır, kişiye göre değişir; nesnel yargı ise kanıtlanabilir, herkes için aynıdır.
- Cümlede doğrudan söylenmeyen ama sözcük ya da yapılardan çıkarılabilen bilgiler örtük anlamdır (“yine”, “bile”, “de” gibi sözcükler önceki bir durumu çağrıştırır).
- Paragraf, tek bir ana düşünce çevresinde birleşen cümleler bütünüdür. Konu “ne anlatılıyor?”, ana düşünce “yazar ne demek istiyor?” sorusunu yanıtlar; yardımcı düşünceler ana düşünceyi destekler.
- Paragraf giriş, gelişme ve sonuç bölümlerinden oluşur. Giriş konuyu açar, gelişme düşünceyi geliştirir, sonuç ana düşünceyi toparlar.
- Paragrafta anlatım bütünlüğü bozan, konuyla ilgisiz cümleler akışı bozar; cümle sıralama sorularında bağlaçlar, adıllar ve ilgi sözcükleri bağlantı ipuçlarıdır.
- Anlatım biçimleri dört temel gruba ayrılır: açıklayıcı (bilgi vermek), betimleyici (görüneni canlandırmak), öyküleyici (olay anlatmak) ve tartışmacı (savunmak, kanıtlamak).
- Düşünceyi geliştirme yolları: tanımlama, örnekleme, karşılaştırma, benzetme, tanık gösterme, sayısal verilerden yararlanma ve ilişki kurma. Yazar, amacı ve okuyucusuna göre bunlardan birini ya da birkaçını seçer.
- Anlatım bozukluğu; gereksiz sözcük, anlam belirsizliği, özne–yüklem uyumsuzluğu, mantık hatası ve yanlış sözcük kullanımı gibi biçimlerde görülür. Anlam bozukluğu düzeltilirken cümlenin anlamı korunmalıdır.
- Bakış açısı anlatıcının olaya göre konumudur: kahraman anlatıcı (ben), ilahi bakış açısı (her şeyi bilen), gözlemci bakış açısı (yalnızca dışarıdan görüneni aktaran).
- Metin türleri: makale (kanıtlayıcı, nesnel), deneme (kişisel, kesinlik taşımayan), fıkra (güncel, sohbet havasında), eleştiri (eseri değerlendirme), gezi yazısı, anı, günlük, biyografi, otobiyografi, mektup, söyleşi ve röportaj.
- Anı, geçmişi sonradan hatırlayarak yazmaktır; günlük, olayın yaşandığı güne yakın zamanda tarih konarak yazılır. Biyografi başkasının, otobiyografi kişinin kendi yaşam öyküsüdür.
- Dil becerileri dinleme, konuşma, okuma ve yazmadır. Dinleme/izleme ve okuma anlama; konuşma ve yazma anlatma becerileridir. Beceriler birbirinden bağımsız değil, birbirini destekler.
- Okuma süreci okuma öncesi (tahmin, ön bilgi), okuma sırası (not alma, soru sorma, özetleme) ve okuma sonrası (yeniden anlatma, değerlendirme) etkinliklerinden oluşur. KWL, SQ3R ve DRTA bilinen okuma stratejileridir.
- Akıcı okuma; doğru okuma, uygun hız ve tonlama–vurgu (prozodi) ögelerinden oluşur. Okuduğunu anlama ise akıcılığın yanı sıra çıkarım, yorumlama ve değerlendirme becerilerini gerektirir.
- Dinleme türleri amaçlarına göre değişir: bilgi edinmek için dinleme, eleştirel dinleme, seçici dinleme ve keyif için dinleme. Etkili dinlemede not alma, soru sorma ve özetleme yardımcı olur.
- Yazma süreci ön yazma, taslak oluşturma, gözden geçirme, düzeltme ve yayımlama aşamalarından oluşur. Süreç yaklaşımında yalnızca ürün değil süreç de değerlendirilir.
- Konuşma çalışmaları hazırlıklı ve hazırlıksız (doğaçlama), bireysel ve grupla olmak üzere ayrılır; tartışma, panel, münazara, rol oynama ve drama sık kullanılan etkinliklerdir.
- Yapılandırmacı yaklaşımda öğrenci bilgiyi ön bilgisiyle ilişkilendirerek kendisi kurar; öğretmen rehberdir. 5E modeli girme, keşfetme, açıklama, derinleştirme ve değerlendirme aşamalarından oluşur.
- Türkçe öğretiminde yöntemler: anlatım, soru–cevap, tartışma, drama, iş birliğine dayalı öğrenme ve proje. Seçimde kazanım, öğrenci düzeyi ve sınıf koşulları belirleyicidir.
- Ölçme ve değerlendirmede rubrik (dereceli puanlama anahtarı) ölçütleri ve düzeyleri tanımlar; kontrol listesi var/yok biçiminde, gözlem formu ise davranışları kaydeder. Yazılı anlatım çalışmaları genellikle rubrikle değerlendirilir.
- Sözcük öğretimi bağlam içinde yapılırsa kalıcı olur: bağlamdan anlam çıkarma, eş ve zıt anlamlı sözcükler, sözcük ağları ve sözcük defteri etkili yollardır.
Dil Bilgisi ve Dil Bilimi
- Türkçede 8 ünlü ve 21 ünsüz vardır; ünlüler kalın–ince, düz–yuvarlak, geniş–dar ölçütleriyle, ünsüzler ötümlü–ötümsüz ayrımıyla sınıflanır.
- Büyük ünlü uyumu ilk hecedeki kalın/ince niteliğin sonraki hecelere geçmesini, küçük ünlü uyumu ise düzlük–yuvarlaklık düzenini ilgilendirir; anne, kitap gibi sözcükler büyük ünlü uyumunu bozar.
- Ünsüz benzeşmesi (sertleşme), ünsüz yumuşaması, ünsüz ikizleşmesi ve ünsüz düşmesi ünsüz sesli ses olaylarıdır; çoğu çok heceli sözcükte son p, ç, t, k yumuşar.
- Ünlü düşmesi (ağız → ağzı), ünlü daralması (demek → diyor), ünlü türemesi ve kaynaşma ünlü sesli ses olaylarıdır.
- Türkçe sözcüklerin başında iki ünsüz bulunmaz; bulunuyorsa sözcük yabancı kökenlidir. Sözcük sonunda ‘b, c, d, g’ gibi ötümlü ünsüz de genellikle Türkçe değildir.
- Kök, anlamlı en küçük parçadır. Yapım ekleri yeni sözcük türetir, çekim ekleri ise sözcüğün yalnızca dil bilgisel ilişkisini belirler.
- Çekim ekleri yapım eklerinden sonra gelir: çoğul, iyelik, hal ve kişi ekleri sırasıyla dizilir; ‘gözlükçülerde’ örneğinde yapım ekleri köke yakın durur.
- İsim çekiminde çoğul, iyelik ve hal ekleri; fiil çekiminde olumsuzluk, zaman/kip, ek fiil ve kişi ekleri yer alır. Kip ekleri haber ve dilek kipleri olarak ikiye ayrılır.
- Birleşik zamanlı fiil, basit zaman ile ek fiilin birleşmesidir: gelmişti, geliyormuş, gelirse. Ek fiil, ad soylu sözcüklerin yüklem olmasını sağlar.
- Fiilimsiler üçe ayrılır: isim-fiil (-mak, -ma, -ış), sıfat-fiil (-an, -dik, -ecek) ve zarf-fiil (-ıp, -arak, -ınca). Aynı ek farklı fiilimsi türetebilir; görev cümleye göre belirlenir.
- Sözcük türleri cümledeki göreve göre değişir: sıfat adlaşabilir, ad zarf olarak kullanılabilir, ‘bu’ gibi sözcük adın yerini tutarsa zamir, adı belirtirse işaret sıfatı olur.
- Edat tek başına anlam taşımaz; bağlaç eş görevli sözcük ya da cümleleri bağlar. ‘ile’ hem edat hem bağlaç olabilir, ‘ki’ ve ‘de’ yazımı görevine bağlıdır.
- Yazım ve noktalama: bağlaç olan ‘de’ ayrı, ‘ki’ ayrı yazılır; ilgi ekindeki ‘-ki’ bitişiktir. Kesme işareti özel adlara gelen çekim ekini ayırır; yapım eki öncesinde kullanılmaz.
- Cümle, yüklem ve öznenin yanı sıra nesne, dolaylı tümleç ve zarf tümleciyle genişler. Özne gerçek, gizli, sözde ve topluluk öznesi olarak ayrılır.
- Çatı özne–nesne ilişkisini gösterir: etken, edilgen, dönüşlü, işteş ve ettirgen. Geçişli fiiller nesne alır, geçişsizler almaz; geçişsiz fiil ettirgen eklerle geçişli olabilir.
- Yükleminin türüne göre fiil ve isim cümlesi; yüklemin yerine göre kurallı ve devrik cümle ayrılır. Yapısına göre basit, birleşik, sıralı ve bağlı cümle bulunur.
- Tamlamalar ad tamlaması (belirtili–belirtisiz), sıfat tamlaması ve zincirleme tamlama olarak incelenir; belirtisiz tamlamada tamlayan ek almaz, tamlanan iyelik eki alır.
- Dil bilimi dili sistem olarak inceler. Saussure’de gösterge, gösteren ve gösterilenden oluşur; dil toplumsal sistemdir, söz ise bireysel kullanımdır.
- Bakış açıları: eş zamanlı yaklaşım dili belli bir anda, art zamanlı yaklaşım zaman içindeki değişimiyle ele alır. Chomsky derin yapı ve yüzey yapı ayrımını getirir.
- Jakobson’a göre dilin altı işlevi vardır: göndergesel, heyecan, çağrı, ilgi kurma, üstdil ve şiirsel. Her biri iletişimin bir öğesine (bağlam, gönderici, alıcı, kanal, kod, ileti) yönelir.
- Ses bilimi (fonetik) sesin fiziksel özelliklerini, işlevsel ses bilimi (fonoloji) ise anlam ayırma gücünü inceler; fonem anlam ayırır, alofon ayırmaz, minimal çift fonemi kanıtlar.
- Anlam bilimi: eş anlam, karşıt anlam, eş sesli, çok anlamlı ve üst–alt anlamlılık sözcükler arası ilişkileri açıklar; deyim ve mecaz anlam sözcük birleşimleriyle de ilgilidir.
- Edimbilim bağlam içinde anlamı inceler; söz edimleri bildirim, istek, soru gibi eylemleri yerine getirir, dolaylı söz edimde amaç söylenenden farklıdır.
- Diller yapılarına göre yalınlayan, eklemeli ve bükünlü olarak, kökenlerine göre Hint-Avrupa, Sami-Hami, Ural-Altay gibi ailelere ayrılır; Türkçe eklemeli bir dildir.
Çocuk Edebiyatı
- Çocuk edebiyatı, çocuğun yaş, gelişim, ilgi ve dil düzeyine uygun biçimde, çocuk için üretilen ya da çocuğun benimsediği sanat değeri taşıyan metinlerin bütünüdür.
- Çocukluk kavramı tarihsel olarak sonradan belirmiştir; çocuğun “küçük yetişkin” sayıldığı dönemlerde çocuğa özgü edebiyat gelişmemiş, bu anlayış değiştikçe çocuk kitapları çoğalmıştır.
- Comenius’un resimli ders kitabı Orbis Pictus (1658), Rousseau’nun çocukluğa ayrı bir değer veren Emile’i ve John Newbery’nin ticari çocuk kitapları çocuk edebiyatının doğuşunda önemli duraklardır.
- Çocuk edebiyatının temel ilkesi çocuğa saygıdır: çocuk küçümsenmez, yapay bir “çocuk dili” kullanılmaz, çocuğun duygu ve düşünce dünyası ciddiye alınır.
- Çocuk edebiyatı ürünü önce edebî ve estetik değer taşımalıdır; öğüt vermek ya da bilgi aktarmak tek amaç hâline gelirse metin didaktikleşir ve sanat niteliğini yitirir.
- Dil, yalın ve anlaşılır olmalı; cümleler çocuğun dil gelişimine uygun uzunlukta, sözcükler çoğunlukla çocuğun anlayabileceği düzeyde seçilmelidir. Yine de çocuğun yeni sözcükler öğrenmesine olanak tanıyan sınırlı sayıda yeni sözcük bulunabilir.
- Yaş grupları Piaget’nin gelişim dönemleriyle ilişkilendirilir: duyusal-motor dönemde nesne ve dokunma, işlem öncesi dönemde hayal gücü ve canlandırma, somut işlemler döneminde gerçekçi olay örgüsü, soyut işlemler döneminde soyut temalar öne çıkar.
- Okul öncesi dönemde resim ağırlıklı, kısa metinli, tekrar ve ritim içeren kitaplar uygundur; bu dönemde kitabın dayanıklılığı, boyutu ve güvenliği de seçim ölçütüdür.
- Çocuk edebiyatı türleri; sözlü gelenekten gelen ürünler (ninni, tekerleme, sayışmaca, bilmece, masal), şiir, öykü, roman, fabl, tiyatro, bilgilendirici kitaplar, resimli kitaplar ve çizgi romandır.
- Ninni, çocuğu uyutmak için söylenen, yumuşak ezgili ve yineleme içeren anonim bir üründür; anne ile çocuk arasındaki bağı güçlendirir ve ilk edebî ses deneyimlerinden biridir.
- Tekerleme, anlamdan çok ses ve ritim uyumuna dayanır; söyleyiş zevki verir, dil ve ses farkındalığını geliştirir. Masal başlarında girizgâh olarak da kullanılır.
- Sayışmaca, oyunlarda ebe seçmek ya da sıra belirlemek için söylenen kısa ve ritimli kalıplardır; bilmece ise çocuğun benzetme ve çıkarım yapma becerisini işler.
- Masal; zamanı ve yeri belirsiz, kahramanları tip, olayları olağanüstü, sonu çoğunlukla iyilerin kazandığı, sözlü gelenekten gelen bir türdür. Halk masalı anonimdir; Andersen’in masalları gibi bir yazarın kurguladığı masallar ise yapma (sanat) masalıdır.
- Fabl, hayvan, bitki ya da nesnelerin insan gibi konuştuğu ve davrandığı, genellikle sonda açık bir ders çıkarılan kısa anlatıdır; Ezop ve La Fontaine bu türün bilinen ustalarıdır.
- Grimm Kardeşler halk masallarını derleyerek yazıya geçirmiştir; Perrault’nun masalları (1697) ise derleme ve edebî işlemeyi birlikte içerir; Andersen ise özgün masal yazmıştır.
- Çocuk romanında kahraman çocuk ya da çocuğun özdeşleşebileceği bir karakterdir; olay örgüsü sade, anlatım akıcı, çatışma çocuğun yaşantısına yakın olmalıdır.
- Çocuk şiirinde ritim, uyak, ses tekrarları, somut ve canlı imgeler önemlidir; konu çocuğun yaşantısından seçilir, soyut ve ağır sembollerden kaçınılır.
- Resimli çocuk kitabında resim yalnızca süs değildir; metni tamamlar, pekiştirir ya da metnin söylemediğini gösterir. İyi resim; çocuğun görsel algısını eğitir, estetik duyarlık kazandırır, metinle tutarlı ve çocuğun yaşına uygundur.
- Çocuk kitabının biçimsel nitelikleri: ciltleme ve kâğıt kalitesi, yaşa uygun punto, satır aralığı, düzenli sayfa yerleşimi ve göz yormayan renkler. Okuma düzeyi küçüldükçe punto büyür.
- Bibliyoterapi (kitapla yardım), çocuğun yaşadığı ölüm, ayrılık, kardeş kıskançlığı gibi güçlükleri uygun kitaplar aracılığıyla anlamasına ve başa çıkmasına yardım eden yöntemdir; kitap seçimi çocuğun sorununa ve yaşına göre yapılır.
- Çocuğu kitapla buluşturmak için öğretmen örnek okuyucu olmalı, sesli okuma ve hikâye saati düzenlemeli, sınıf kitaplığı kurmalı, serbest okuma saati ayırmalı ve çocuğun seçme özgürlüğüne saygı göstermelidir.
- Çocuk edebiyatı eserleriyle yaratıcı drama, kukla, kitap kahramanına mektup yazma, öyküyü tamamlama gibi etkinlikler yapılabilir; bu etkinlikler okuma ile dinleme, konuşma ve yazma becerilerini birleştirir.
- Çocuk kitabı değerlendirmede ölçütler: konu ve içeriğin yaşa uygunluğu, ön yargı ve kalıp yargı taşımaması, dilin doğruluğu ve yalınlığı, kurgunun tutarlılığı, görsel ve biçimsel nitelikler.
- Çocuk edebiyatı ödülleri: resimli kitaplar için Caldecott, metin için Newbery, uluslararası alanda Hans Christian Andersen Ödülü ve Astrid Lindgren Anma Ödülü bilinen örneklerdir.
- Çocuk kitaplarında kullanılan değerler evrenseldir: dostluk, dürüstlük, paylaşma, doğa sevgisi gibi değerler öğüt cümleleriyle değil, olayların ve karakterlerin içinde doğal biçimde verilir.
Türk Halk Edebiyatı
- Türk halk edebiyatı üç ana kolda incelenir: anonim halk edebiyatı, âşık edebiyatı ve tekke-tasavvuf edebiyatı. Sınıflamada ölçüt, eserin kim tarafından ve hangi ortamda üretildiğidir.
- Anonim halk edebiyatı sözlü gelenekle yaşar; yaratıcısı bilinmez, eserler ağızdan ağıza aktarılırken değişir ve aynı eserin farklı sürümleri (varyantlar) ortaya çıkar.
- Anonim şiir türleri mani, türkü, ninni, ağıt, bilmece, tekerleme, yanıltmaca ve atasözü ile deyimlerdir; hepsi toplumun ortak duygu ve yaşantısını yansıtır.
- Mani, yedi heceli ve çoğunlukla aaba kafiyeli dörtlüktür; aşk, ayrılık, gurbet gibi duyguları kısa biçimde söyler. Ninni bebek uyutmak, ağıt ise ölümün yasını dile getirmek için söylenir.
- Anonim nesir türleri masal, halk hikâyesi (anonim yönüyle), fıkra, efsane ve destandır. Masalda zaman ve mekân belirsizdir; olağanüstü olaylar işlenir ve genellikle tekerlemeyle başlanır.
- Destanlar ortak tarihsel bir olayın duygusal yankısından doğar. İslamiyet öncesi Türk destanları: Saka (Alp Er Tunga, Şu), Hun (Oğuz Kağan), Göktürk (Bozkurt, Ergenekon), Uygur (Türeyiş, Göç).
- Dede Korkut Kitabı Oğuz Türklerinin yaşamını, değerlerini ve kahramanlarını anlatan boylardan oluşur. Dresden nüshasında on iki boy, Vatikan nüshasında altı boy vardır.
- Âşık edebiyatı saz eşliğinde söylenen, hece ölçülü, dörtlük esaslı bir gelenektir. Âşık, çıraklık, kalfalık ve ustalık basamaklarından geçerek yetişir; rüyada pir elinden bade içmek bu yola girişin simgesidir.
- Âşık tarzı şiirin başlıca nazım biçimleri koşma, semai, varsağı, destan ve divan biçimidir. Koşma on bir heceli, semai genellikle sekiz heceli kalıpla yazılır.
- Koşma konusuna göre güzelleme (aşk, doğa), koçaklama (yiğitlik, savaş), taşlama (alaylı eleştiri) ve ağıt (yas) türlerine ayrılır. Güzellemede Karacaoğlan, koçaklamada Köroğlu ve Dadaloğlu akla gelir.
- Âşıklar arası karşılıklı doğaçlama şiir söyleme geleneğine atışma ya da karşılaşma denir. Şair son dörtlükte adını ya da mahlasını söyler; buna tapşırma denir.
- Âşık edebiyatının önemli temsilcileri: Köroğlu ve Pir Sultan Abdal (16. yy), Karacaoğlan (17. yy), Dadaloğlu, Dertli, Seyrani ve Erzurumlu Emrah (19. yy), Âşık Veysel (20. yy) ve çağdaş ozanlardır.
- Halk hikâyeleri nesir ve manzum parçaların birlikte kullanıldığı anlatılardır. Konuya göre aşk (Kerem ile Aslı, Tahir ile Zühre), kahramanlık (Köroğlu) ve dinî-tasavvufî hikâyelere ayrılır.
- Tekke-tasavvuf edebiyatı tasavvufî düşünceyi, Allah sevgisini ve insanın olgunlaşmasını işler. Başlıca iki çizgi vardır: Yesevilik'ten gelen hikmet geleneği ve Yunus Emre ile sürüp gelen ilahi geleneği.
- Ahmed Yesevi'nin hikmetleri Divan-ı Hikmet adıyla toplanmıştır. Yunus Emre (13.–14. yy) sade Anadolu Türkçesiyle ilahilerini ve mesnevisi Risaletü'n-Nushiyye'yi yazmıştır.
- Hacı Bektaş-ı Veli'ye Makalat eseri atfedilir; dört kapı (şeriat, tarikat, marifet, hakikat) ve kırk makam anlayışı Alevi-Bektaşi düşüncesinin temelini oluşturur.
- Alevi-Bektaşi şiirinin türleri: nefes (Bektaşi), deyiş (Alevi), semah (cem ayini şiiri), devriye, şathiye, düvazimam, miraciye ve mersiye. Her biri farklı bir konu ya da anlatım biçimiyle ayrılır.
- Devriye ruhun varlık biçimlerinden geçerek dolaşmasını, şathiye çelişkili görünen tasavvufî mizahı, düvazimam on iki imamı, miraciye Hz. Muhammed'in miracını, mersiye Kerbela şehitlerini anlatır.
- Alevi-Bektaşi geleneğinin şairleri: Kaygusuz Abdal, Hatayî, Nesimî, Virani, Pir Sultan Abdal, Kul Himmet. Pir Sultan Abdal Sivas'ta Hızır Paşa ile çatışarak idam edilmiştir.
- Dinî-tasavvufî mesnevilerden Âşık Paşa'nın Garibname'si, Süleyman Çelebi'nin Vesîletü'n-Necât (Mevlid) eseri ve Yazıcıoğlu Mehmed'in Muhammediye'si halk arasında çok yaygındır.
- Geleneksel Türk tiyatrosu: Karagöz (gölge oyunu), Ortaoyunu (meydan oyunu), Meddah (tek kişilik anlatı) ve köy seyirlik oyunlarıdır. Bunların kökeni sözlü geleneğe dayanır.
- Karagöz'ün bölümleri mukaddime, muhavere, fasıl ve bitiştir. Hacivat eğitimli ve ağdalı konuşan, Karagöz halk ağzıyla konuşan tiptir; oyunu oynatana hayalî denir.
- Ortaoyununun temel tipleri pişekâr ve kavukludur. Meddah tek başına, mendil ve sopa kullanarak taklitlerle hikâye anlatır.
- Halk edebiyatında ölçü hecedir; tekke şiirinde aruz da kullanılmıştır. Hece sayısı ve duraklar şiirin türünü ve kalıbını belirleyen en önemli ölçüttür.
- Halk edebiyatının ayırıcı özellikleri: sözlü aktarım, anonimlik (anonim kolda), toplumsal ortaklık, sade dil, hece ölçüsü ve kalıplaşmış anlatımdır.
Eski Türk Edebiyatı
- Divan edebiyatı, 13. yüzyıldan 19. yüzyılın ikinci yarısına kadar Osmanlı çevresinde İran ve Arap edebiyatlarının etkisiyle gelişen, aruz ölçüsüyle yazılan, Arapça ve Farsça sözcüklerle zenginleşmiş yazılı bir edebiyattır.
- Divan, bir şairin şiirlerini topladığı kitaptır. Gazeller, kasideler gibi biçimler belli bir düzenle yer alır; gazelleri kafiye harflerinin alfabetik sırasına göre dizilmiş divana müretteb divan denir.
- Nazım birimi beyittir: iki mısradan oluşur. Gazel, kaside ve mesnevinin birimi beyit, terkib-i bent ve tercî-i bentin birimi bent, rubai ile tuyuğun birimi dörtlüktür.
- Gazel aa ba ca … kafiye düzenindedir; genellikle 5–15 beyit arasıdır. İlk beyit matla, son beyit makta, en güzel beyit beytü’l-gazel adını alır. Konular aşk, şarap, güzellik ve tasavvuftur.
- Kaside en az otuz üç beyitlik, gazelle aynı kafiye düzenine sahip, övgü, dua, yergi, yas gibi konulara ayrılmış bir biçimdir. Bölümleri nesib (teşbib), girizgâh, medhiye, fahriye ve duadır.
- Kasideler konularına göre tevhid, na’t, mi’râciye, mersiye, hicviye ve medhiye gibi adlar alır. Bu alanda 16. yüzyılda Bâkî, 17. yüzyılda Nef’î öne çıkar; Nef’î aynı zamanda hiciv ustasıdır.
- Mesnevi her beytin kendi içinde kafiyelendiği (aa bb cc …) uzun bir biçimdir. Aşk, dinî-tasavvufi ve ahlaki konular işlenir. Dibace, sebeb-i telif ve hâtime başlıca bölümlerdir.
- Mesnevi örneklerinden Fuzûlî’nin Leylâ vü Mecnun’u, Şeyh Gâlib’in Hüsn ü Aşk’ı, Şeyhî’nin Harnâme’si, Zâtî’nin Şem ü Pervane’si ve Nâbî’nin Hayriyye’si belli başlı eserlerdir.
- Kıt’a çift dizeleri kafiyeli, en az iki beyitlik ve tek bir konuyu işleyen biçimdir. Fert tek beyittir. Müstezat ise gazelin beyit sonlarına kısa dizeler eklenmesiyle oluşur.
- Rubai dört dizeli aaxa kafiyelidir ve İran kaynaklıdır; tuyuğ da dört dizelidir ama Türkler tarafından geliştirilmiştir. Her ikisi de aruzla yazılır.
- Murabba, muhammes, müseddes gibi musammatlar bentlerle kurulur. Terkib-i bent ve tercî-i bentte bentleri vasıta beyti bağlar; vasıta beyti terkib-i bentte her bentte değişir, tercî-i bentte aynıdır.
- Divan edebiyatında tür adları arasında şehrengiz, mevlid, hilye, mersiye, sakiname, gazavatname gibi tematik biçimler yer alır. Şehrengiz şehir güzellerini, hilye peygamberin görünüşünü ve ahlakını konu alır.
- Aruz, hecelerin ünlü ve ünsüzlerine göre kısa ya da uzun sayılmasına dayanan ölçüdür. Açık hece kısa, kapalı hece uzun sayılır; uzun ünlülü heceler de uzundur.
- Aruz kalıpları tef’ilelerden kurulur ve bahirler adını alır: remel (fâilâtün), hezec (mefâîlün), recez (müstef’ilün). Kalıp belirlenirken heceler tef’ilelere bölünür.
- Mazmun, divan şiirinde ortaklaşa kullanılan ve yerleşmiş kalıp hayal ya da imgedir. Bülbül–gül, mum–pervane, ceylan–avcı gibi ikililer bunun örnekleridir.
- Divan şiiri belli tipler üzerine de kurulur: sevgili (mahbup), âşık, rakip, zahit, rind, saki, vaiz, sufi. Zahit ikiyüzlü dindar, rind ise içten ve dünya zevklerine yakın tip olarak çizilir.
- Söz sanatları arasında benzetmeye dayalı olanlar (teşbih, istiare), anlam oyununa dayalı olanlar (tevriye, iham, cinas), uygunluk ve karşıtlığa dayalı olanlar (tenasüp, tezat, leff ü neşr) bulunur.
- Abartı (mübalağa), güzel neden bulma (hüsn-i ta’lil), konuşturma (intak), gönderme (telmih), atasözü kullanma (irsal-i mesel) ve bilmezlikten gelme (tecahül-i arif) öbür temel sanatlardır.
- 13–15. yüzyıl dönemi: Şeyhî, Ahmedî, Gülşehrî, Âşık Paşa, Nesîmî, Kadı Burhâneddin, Süleyman Çelebi. Ahmed Paşa ve Necatî ise 15. yüzyıl klasik gazelinin önde gelenleridir.
- 16. yüzyıl divan şiirinin en parlak dönemidir: Fuzûlî (Leylâ vü Mecnun, Su Kasidesi), Bâkî (gazel ve Kanunî mersiyesi), Zâtî, Hayâlî ve Taşlıcalı Yahya öne çıkar.
- 17. yüzyılda Nef’î (kaside, hiciv), Nâbî (hikemî tarz) ve Nâilî ile Sebk-i Hindî etkisi görülür. 18. yüzyılda Nedim yerli söyleyişi ve şarkıyı, Şeyh Gâlib Hint üslubunu zirveye taşır.
- Tezkire şairlerin hayatlarını ve örnek şiirlerini toplayan eserdir: Sehî Bey (Heşt Behişt, ilk Osmanlı tezkiresi), Latîfî, Âşık Çelebi (Meşairü’ş-şuara). Nevâî’nin Mecalisü’n-nefais’i Çağatay sahasındadır.
- Nesirde 15. yüzyılda Sinan Paşa sade nesrin örneklerini verir. Sonraki yüzyıllarda tarih (Naima, Aşıkpaşazade), gezi (Evliya Çelebi) ve bilim-kaynakça (Kâtip Çelebi) alanlarında eserler verilmiştir.
Yeni Türk Edebiyatı
- Tanzimat edebiyatı, Batılılaşma çabalarının sonucunda gazete, roman, tiyatro ve makale gibi yeni türlerin edebiyata girdiği dönemdir.
- Birinci dönem sanatçıları (Şinasi, Ziya Paşa, Namık Kemal) "sanat toplum içindir" der; vatan, özgürlük ve hukuk konularını ele alırlar.
- Şinasi, gazetecilik ve çeviri yoluyla yenileşmenin öncüsüdür; Şair Evlenmesi ilk yerli oyundur.
- Namık Kemal’in Vatan yahut Silistre oyunu, İntibah ve Cezmi romanları dönemin vatan ve özgürlük anlayışını yansıtır.
- Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat ilk telif roman, İntibah ilk edebî roman, Araba Sevdası ilk realist romandır.
- İkinci dönem sanatçıları (Ekrem, Hamit, Sezai, Nabizade) sanatın estetik ve bireysel yönüne daha çok önem verir; realizm ve natüralizm etkisi artar.
- Ahmet Mithat ve Hüseyin Rahmi, Tanzimat’ın roman yazarlığında halka yönelen ve toplumsal gözlem taşıyan çizgisini temsil eder.
- Servetifünun topluluğu "sanat sanat içindir" ilkesiyle bireysel duygulara yönelir; Fransız şiir ve romanından beslenir.
- Tevfik Fikret ve Cenap Şahabettin Servetifünun şiirinin; Halit Ziya ve Mehmet Rauf ise romanın başlıca temsilcileridir.
- Mai ve Siyah ile Aşk-ı Memnu Halit Ziya’nın gerçekçi romanlarıdır; Eylül ilk psikolojik romandır.
- Fecr-i Âti, Servetifünun’un bireyci çizgisini sürdürür ve "sanat şahsî ve muhteremdir" der; Ahmet Haşim sembolist şiirin temsilcisidir.
- Yakup Kadri ve Refik Halit, Fecr-i Âti kökenli olup sonraki dönemde toplumsal ve gerçekçi anlatıya yönelmiştir.
- Millî Edebiyat, Genç Kalemler dergisi ve Yeni Lisan makalesiyle başlar; sade dil, hece ölçüsü ve millî konular öne çıkar.
- Ziya Gökalp Millî Edebiyat’ın düşünsel önderi, Ömer Seyfettin ise olay hikâyesinin ustasıdır.
- Halide Edip ve Reşat Nuri, Millî Edebiyat ve Cumhuriyet dönemi romanında Anadolu ve savaş yıllarını işleyen önemli adlardır.
- Cumhuriyet döneminde şiirde Beş Hececiler, Yahya Kemal, Yedi Meşale, Garip, toplumcu gerçekçiler ve İkinci Yeni ana çizgileri oluşturur.
- Garip akımı ölçü, uyak ve söz sanatlarını reddederek günlük konuşma diline yaklaşan bir şiir ister; İkinci Yeni ise imgeci ve kapalı bir dil kurar.
- Nâzım Hikmet serbest nazımla toplumcu gerçekçi şiirin; Ahmed Arif ise bu çizginin halk şiiri söyleyişine yaslanan temsilcisidir.
- Cumhuriyet romanında Sabahattin Ali, Peyami Safa ve Tanpınar; kent, doğu–batı çatışması ve bireyin iç dünyasını işleyen adlardır.
- Sait Faik durum hikâyeciliğini, Memduh Şevket Esendal yalın gerçekçi hikâyeciliği temsil eder; Ömer Seyfettin ise olay hikâyesiyle bu çizgiden ayrılır.
- 1950 sonrası köy romanı ve toplumcu gerçekçi roman (Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Fakir Baykurt, Kemal Tahir) Anadolu’nun toplumsal sorunlarını öne çıkarır.
- 1960 sonrasında Yusuf Atılgan, Oğuz Atay gibi yazarlar modernist ve postmodern teknikleri Türk romanına getirir.
- Tiyatroda Haldun Taner epik tiyatro tekniğini, Necip Fazıl metafizik temaları, Aziz Nesin ise hicvi öne çıkarır.
Edebiyat Bilgi ve Kuramları
- Edebî türler geleneksel olarak epik (destansı), lirik (coşku), dramatik (sahnelik), didaktik (öğretici) ve pastoral olarak sınıflanır; sınıflama Aristoteles’in Poetika’sına dayanır.
- Poetika’da sanat, doğanın ve insan eylemlerinin taklidi (mimesis) olarak tanımlanır; tragedyanın işlevi korku ve acıma yoluyla duygusal arınma (katharsis) sağlamaktır.
- Klasisizm akıl, ölçü, kural ve ‘üç birlik’ ilkesini (zaman, mekân, olay) öne çıkarır; Boileau ve Racine, Corneille, Molière bu anlayışın temsilcileridir.
- Romantizm aklın yerine duyguyu, kuralların yerine özgürlüğü koyar; bireyi, doğayı, millî ve tarihî konuları işler. Victor Hugo ‘Cromwell Önsözü’yle klasik kuralları reddetmiştir.
- Realizm gerçeği olduğu gibi, gözleme dayanarak yansıtmayı amaçlar; Balzac ve Stendhal öncüdür. Natüralizm ise gerçekçiliği bilimsel determinizmle (çevre, kalıtım) birleştirir; Zola başlıca temsilcisidir.
- Parnasizm ‘sanat için sanat’ ilkesiyle şiirde kusursuz biçim ve nesnellik arar; sembolizm ise sezdirmeyi, müzikaliteyi ve çağrışımı öne çıkarır. Baudelaire, Verlaine, Mallarmé, Rimbaud sembolizmle anılır.
- 20. yüzyıl akımlarında fütürizm hız ve makineyi över, dadaizm anlamsızlığı ve geleneğe tepkiyi savunur, sürrealizm bilinçaltını ve otomatik yazıyı esas alır (Breton manifestosu).
- Egzistansiyalizm varoluşun özden önce geldiğini söyler (Sartre, Camus); absürt tiyatro ise anlamsızlık ve iletişimsizliği sahneler (Beckett, Ionesco).
- Anlatı metinlerinde olay örgüsü, kişiler, zaman, mekân ve anlatıcı temel unsurlardır. Forster’a göre ‘yassı’ kişiler tek özellikle kurulur, ‘yuvarlak’ kişiler okuru şaşırtabilecek karmaşıklıktadır.
- Bakış açısı (anlatıcı): hâkim (tanrısal) bakış her şeyi bilir; kahraman bakış açısı birinci kişi ağzıyla sınırlıdır; gözlemci bakış yalnızca görünenleri aktarır.
- Anlatıda zaman ‘anlatılan zaman’ ve ‘anlatma zamanı’ olarak ayrılır; geriye dönüş (retrospeksiyon), ileriye dönüş (prolepsis) ve bilinç akışı zamanı doğrusal olmaktan çıkarır. Genette anlatı kuramının önemli adıdır.
- Şiirde ahenk unsurları ölçü (hece, aruz, serbest), kafiye, redif, ses tekrarları (aliterasyon, asonans) ve durak/ritimdir. İmge ise duyulara seslenen zihinsel resimdir.
- Tiyatro türleri: trajedi (yüce kişilerin felaketi), komedi (güldürü ile toplumsal eleştiri), dram (ciddi ve hafif unsurların karışımı), fars abartılı güldürüdür, vodvilde entrika ve şarkı öne çıkar.
- Metin çözümleme tema–konu–ileti ayrımını gerektirir: konu metnin neyi anlattığı, tema evrensel düşünce, ileti ise yazarın verdiği mesajdır. Metin, dil ve üslup özellikleriyle birlikte yorumlanır.
- Rus biçimcileri (Şklovski, Jakobson) edebiyatı edebiyat yapan özelliği (edebîlik) arar; ‘yabancılaştırma’ kavramı dilin otomatikleşmiş algıyı kırmasını anlatır. Propp masalları 31 işlev ve 7 eylem çevresiyle çözümler.
- Yapısalcılık Saussure’ün dil–söz, gösteren–gösterilen ayrımına dayanır; metni tarihten ve yazardan bağımsız bir gösterge sistemi sayar (Todorov, Genette, Greimas).
- Yeni Eleştiri (Amerikan) metnin kendi içindeki bütünlüğüne bakar, ‘yakın okuma’ yapar; yazarın niyeti (intentional fallacy) ve okurun etkisi (affective fallacy) yanılgı sayılır.
- Okur-merkezli kuramlar anlamın okur–metin karşılaşmasında oluştuğunu savunur: Iser ‘örtük okur’ ve ‘boşluk’, Jauss ‘beklenti ufku’ kavramlarını kullanır; Stanley Fish ‘yorumlayıcı topluluk’tan söz eder.
- Barthes ‘Yazarın Ölümü’nde anlamı yazara değil okura bağlar; Derrida’nın yapısöküm yaklaşımı metinde tek ve kesin anlam bulunmadığını, anlamın ertelendiğini (différance) söyler.
- Marksist eleştiri metni toplumsal ve ekonomik koşullarla açıklar (Lukács, Goldmann, Eagleton); psikanalitik eleştiri Freud ve Jung’dan yararlanır; feminist eleştiri cinsiyet temsillerini sorgular; Bakhtin çok seslilik ve karnaval kavramlarını getirmiştir.
- Eleştiri yöntemleri: izlenimci (öznel tat), yargılayıcı, tarihsel–biyografik (Sainte-Beuve), bilimsel/determinist (Taine: ırk, çevre, an) ve metin odaklı yaklaşımlardır. Türk edebiyatında Nurullah Ataç izlenimci eleştirinin tanınmış adıdır.