- beş
- Sınavlar
- MEB-AGS ÖABT
- Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği
MEB-AGS ÖABT Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Soruları
MEB-AGS ÖABT Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği (sınavda 50 soru · Türk dili, halk, eski ve yeni Türk edebiyatı): 4 konuda 226 özgün soru. Her konunun özeti aşağıda; sorular üyelere açık: ücretsiz giriş yap, uygulamada bildiğin soru bir daha sorulmayacak biçimde çöz.
Uygulamada çözBildiğin soru bir daha sorulmaz, bilmediğin öğrenene kadar tekrar gelirKonular
Eski Türk Dili ve Yeni Türk Dili
- Eski Türkçe, Göktürk (Orhon) yazıtlarının dilidir; yazıtlar VIII. yüzyıla aittir (Kül Tigin 732, Bilge Kağan 735).
- Orhon yazıtlarını yazan alfabe sağdan sola yazılır; kalın ve ince ünlülü sözcükler için bazı ünsüzlerin ayrı işaretleri vardır.
- Orhon yazıtlarının çözümü 1893’te Danimarkalı Vilhelm Thomsen tarafından yapılmıştır; Radloff yayınlarıyla bilim dünyasına tanıtılmıştır.
- Uygur Türkçesi, Soğd kökenli Uygur alfabesiyle; Budist ve Maniheist çevirilerde (Altun Yaruk, Irk Bitig gibi) işlenmiştir.
- Karahanlı Türkçesi, İslamî dönemin ilk yazı dilidir: Kutadgu Bilig (1069–70), Divanü Lügati’t-Türk (1072–74), Atebetü’l-Hakayık ve Divan-ı Hikmet bu geleneğin ürünleridir.
- Kutadgu Bilig aruzla yazılmış bir mesnevidir; dört kahramanı Kün-Togdı (adalet), Ay-Toldı (devlet), Ögdülmiş (akıl), Odgurmuş (akıbet) kavramları simgeler.
- Divanü Lügati’t-Türk Arapça yazılmış ilk Türkçe sözlüktür; Türk boylarını, lehçeleri ve bir dünya haritasını da içerir.
- Harezm Türkçesi (XIII–XIV. yüzyıl) Karahanlı geleneğini sürdürür, Kıpçak etkisi taşır: Kısasü’l-Enbiyâ, Muhabbetname, Mukaddimetü’l-Edeb, Nehcü’l-Feradis.
- Çağatay Türkçesi, Ali Şir Nevai ile edebî doruğa ulaşır; Nevai’nin Muhakemetü’l-Lugateyn’i Türkçe ile Farsçayı karşılaştırır, Babürname Çağatay Türkçesinin anı türündeki ürünüdür.
- Kıpçak sahasında Codex Cumanicus (Kuman sözlüğü ve metinleri) ile Seyf-i Sarayî’nin Gülistan Tercümesi öne çıkar.
- Eski Anadolu Türkçesi (XIII–XV. yüzyıl) Oğuz Türkçesinin Anadolu’daki ilk yazı dilidir; Karamanoğlu Mehmed Bey’in 1277 tarihli Türkçe fermanı, Türkçenin resmî dil oluşunun işaretidir.
- Eski Anadolu Türkçesinin başlıca temsilcileri Yunus Emre, Sultan Veled, Âşık Paşa (Garibname), Gülşehri (Mantıku’t-Tayr), Şeyyad Hamza, Kul Mesud ve Ahmedî’dir.
- Eski Anadolu Türkçesinden Osmanlı Türkçesine geçişte Arapça ve Farsça sözcük, tamlama ve kuralların hızla artması belirleyicidir.
- Çağdaş Türk lehçeleri: Oğuz (Türkiye, Azerbaycan, Türkmen, Gagavuz), Kıpçak (Tatar, Başkurt, Kazak, Kırgız, Nogay…), Karluk (Özbek, Yeni Uygur), Kuzeydoğu (Yakut, Tuva, Hakas, Altay), Bulgar (Çuvaş).
- Çuvaş Türkçesi diğer lehçelerden eski r ve l seslerini koruyarak ayrılır (Türkçedeki z ve ş yerine r ve l).
- Eski Türkçedeki d sesi Türkiye Türkçesinde sıklıkla y olmuştur: adak–ayak, bod–boy; söz başı b ise çoğu zaman v’ye dönmüştür: bar-–var-.
- Oğuz lehçelerinin ayırt edici özelliklerinden biri söz başında k’nin g’ye, t’nin d’ye dönüşmesidir (kel- → gel-, tağ → dağ).
- Türkiye Türkçesinde 8 ünlü, 21 ünsüz vardır (29 harf); büyük ünlü uyumu (kalın–ince) ve küçük ünlü uyumu (düz–yuvarlak) kök ve eklerde aranır.
- Ünsüz yumuşaması (p, ç, t, k → b, c, d, ğ), ünsüz benzeşmesi (sertleşme), ünlü düşmesi, ünlü daralması, ikizleşme ve kaynaştırma ünsüzleri (y, s, ş, n) başlıca ses olaylarıdır.
- Ek bilgisinde yapım ekleri sözcüğün anlamını/türünü değiştirir, çekim ekleri değiştirmez; sıra kök + yapım + çekim biçimindedir.
- Fiilimsiler üçe ayrılır: isim-fiil (-mAk, -mA, -Iş), sıfat-fiil (-An, -DIk, -AcAk, -mIş, -Ar, -mAz) ve zarf-fiil (-ArAk, -Ip, -IncA, -ken…).
- Fiil çatıları: etken, edilgen, dönüşlü, işteş, ettirgen; geçişlilik ise nesne alıp almamasına bağlıdır.
- Sözcük yapısı: basit, türemiş, birleşik; birleşik sözcükler kurallı, kuralsız ya da kaynaşmış olabilir (kahvaltı, kaynana).
- Cümle ögeleri yüklem, özne, nesne (belirtili/belirtisiz), dolaylı tümleç, zarf tümleci; cümle yapı bakımından basit, birleşik (fiilimsili, şartlı, ki’li…), sıralı ve bağlı olur.
- Türkçenin Latin alfabesine geçişi 1928’de, Türk Dili Tetkik Cemiyeti’nin kuruluşu 1932’de gerçekleşmiştir; bu süreç yazı ve dil devriminin temel halkalarıdır.
Türk Halk Edebiyatı
- Türk halk edebiyatı üç ana koldan oluşur: sözlü gelenekle yayılan anonim halk edebiyatı, saz eşliğinde söyleyen âşıkların ürünleri ve tarikat çevrelerinde gelişen tekke-tasavvuf edebiyatı.
- Anonim ürünlerin ortak özelliği söyleyeninin bilinmemesi, sözlü gelenekle yayılması ve her aktarımda değişerek varyantlar oluşturmasıdır; bu nedenle tek ‘asıl metin’ aramak yanlıştır.
- Anonim şiirin başlıca türleri mani, türkü, ağıt, ninni, tekerleme ve bilmecedir; nesirde masal, efsane, fıkra, atasözü ve deyim bu koldadır.
- Mani, tek dörtlükten oluşan, genellikle yedi heceli ve aaba uyaklı bir biçimdir; üçüncü dize uyak dışı kalır. Aşk, ayrılık ve gurbet başlıca konularıdır.
- Türkü, belli bir ezgiyle söylenen şiirdir; ezginin ritim yapısına göre ölçüsüz, serbest tempolu uzun havalar (bozlak, hoyrat gibi) ile ölçülü kırık havalar ayrılır.
- Âşık edebiyatı hece ölçüsünü ve dörtlük temelli bentleri kullanır; şiirler saz eşliğinde söylenir. Bu gelenekte usta-çırak ilişkisi, bâde alma ve karşılıklı atışma (deyişme) önemlidir.
- Âşık şiirinin biçimleri ölçüye göre ayrılır: koşma on bir, semai ve varsağı sekiz, destan ise çoğunlukla on bir heceyle kurulur. Konularına göre koşmanın alt türleri güzelleme, koçaklama, taşlama ve ağıttır.
- Koşmanın bentleri genellikle abab, cccb, dddb düzeniyle uyaklanır; semai de koşma gibi kurulur ama sekiz heceli olur. Varsağı adını Toroslar’daki Varsak Türkmenlerinden alır.
- Güzelleme aşk ve doğa güzelliklerini, koçaklama yiğitlik ve savaş coşkusunu, taşlama toplumsal aksaklıkları alayla eleştirmeyi, ağıt ise ölüm acısını dile getirir; halk şiiri destanı ise bir olayı öyküleyerek anlatır.
- Halk şiirinin bilinen büyük adları: Karacaoğlan (17. yüzyıl, güzellemeleriyle), Dadaloğlu (19. yüzyıl, yörüklerin iskânına tepki ve koçaklamalar), Âşık Ömer ile Gevherî (17. yüzyıl) ve yakın dönemde Âşık Veysel.
- Halk hikâyeleri nazım-nesir karışık anlatılır: olay düz yazıyla aktarılır, duygu yoğun bölümler âşıkça saz eşliğinde şiirle söylenir. Aşk hikâyeleri (Kerem ile Aslı, Âşık Garip, Tahir ile Zühre) ve kahramanlık hikâyeleri (Köroğlu) bellidir.
- Halk hikâyelerinde bâde içme, rüyada sevgiliyi görme, Hızır’ın yardımı ve âşıkın kazandığı saz-şiir yeteneği gibi motifler tekrar eder; bu motifler kahramanın âşıklık yolunu açar.
- Destan, bir milletin yaşamında derin iz bırakmış olayların efsaneleşerek anlatıldığı uzun manzum ya da nazım-nesir anlatıdır. Doğal (millî) destanlar kolektif üretimdir; yapma destanlar tek şairin kaleminden çıkar.
- Türk destanları: Oğuz Kağan, Şu (Saka), Alp Er Tunga, Ergenekon, Bozkurt, Manas (Kırgız), Alpamış, Köroğlu. Oğuz Kağan Destanı’nın bilinen nüshası Uygur harfleriyle yazılmıştır.
- Kitab-ı Dedem Korkut, Oğuzların yaşamını anlatan boylardan kurulu bir eserdir; Dresden nüshasında on iki, Vatikan nüshasında altı hikâye vardır. Hikâyelerde Dede Korkut bilge, ozan ve danışman olarak görünür.
- İslamiyet öncesinde kam (şaman) dinî ayin yapan, hekimlik eden ve kopuz eşliğinde şiir söyleyen kişidir; ozan-baksı geleneği buradan beslenir. Kaşgarlı Mahmud’un eserinde sav (atasözü), koşuk (şiir) ve sagu (ağıt) türleri geçer.
- Tekke-tasavvuf edebiyatının başlangıcı Ahmed-i Yesevî’nin hece ile yazdığı hikmetlere uzanır. Anadolu’da Yunus Emre sade bir Türkçeyle ilahilerini ve Risâletü’n-Nushiyye adlı mesnevisini yazdı; Âşık Paşa (Garibname) ve Gülşehrî (Mantıku’t-Tayr) aynı dönemin Anadolu’daki öteki öncüleridir.
- Tekke şiirinin biçimleri: ilahi (genel tarikat, özellikle Sünni tekkeler), nefes (Alevi-Bektaşi), devriye (varlığın devir anlayışı), şathiye (çelişkili görünen söyleyişle gizli hakikat), düvaz-ı imam ve miraçlama (Alevi-Bektaşi dinî konular).
- Alevi-Bektaşi şairler: Kaygusuz Abdal (15. yüzyıl, nükteli şathiyeleri), Pir Sultan Abdal (16. yüzyılda idam edilen, toplumsal başkaldırısıyla öne çıkan ozan), Nesîmî (Hurufilik etkisi) ve Hatayî.
- Ölçü ayrımı sınav sorularında sıkça yoklanır: hece ölçüsü halk şiirinin, aruz ise divan şiirinin geleneğidir; ancak Yunus Emre gibi bazı tekke şairleri her ikisini de kullanmıştır.
- Geleneksel Türk tiyatrosu üç koldur: Karagöz (gölge oyunu; mukaddime, muhavere, fasıl, bitiş), ortaoyunu (Kavuklu ile Pişekâr, canlı oyuncular, meydan), meddah (tek kişi, mendil ve sopa; taklit ve anlatı) ile köy seyirlik oyunları.
- Halk edebiyatı derleme ve inceleme geleneğinde Fuat Köprülü (Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar; âşık tarzı şiirin kökeni) ile Pertev Naili Boratav (halk hikâyeleri ve halk hikâyeciliği) temel isimlerdir.
- Edebiyat öğretiminde halk edebiyatı ürünleri dil, ölçü, söyleyen, aktarım yolu ve işlev ölçütleriyle karşılaştırılmalıdır: hangisi anonim, hangisi bilinen şairin, hangisi saz eşliğinde, hangisi ayin içinde söylenir.
Eski Türk Edebiyatı
- Divan edebiyatı, İslam medeniyeti içinde Arap ve İran edebiyatının etkisiyle oluşmuş, aruz ölçüsüyle yazılan yazılı saray ve şehir edebiyatıdır.
- Aruz, hecelerin açık-kapalı oluşuna göre kısa ve uzun sayıldığı bir ölçü sistemidir; kalıplar tefilelerin dizilişiyle belirlenir.
- Aruzda kalıba uymak için imale (kısa heceyi uzatma), zihaf (uzunu kısaltma) ve vasl (ulama) gibi işlemler uygulanır.
- Divan şiirinde uyak, mısra sonundaki ses benzerliğidir; redif uyaktan sonra gelen, görevi ve anlamı aynı olan ek ya da sözcüktür.
- Gazelin ilk beyti matla, mahlasın geçtiği son beyit makta, en güzel beyit ise beytü’l-gazeldir.
- Gazel aşk, güzellik, şarap ve ayrılık konularını işleyen, aa ba ca uyaklı kısa bir biçimdir; beyitleri genellikle ayrı anlam birliğindedir.
- Kaside övgü amaçlı uzun bir nazım biçimidir; bölümleri nesib, girizgâh, medhiye, fahriye ve duadır.
- Kasideler konularına göre tevhid, na’t, münacaat, mersiye gibi adlar alabilir.
- Mesnevi her beytin kendi içinde uyaklandığı (aa bb cc) biçimdir; aşk, ahlak ve tasavvuf konulu uzun öyküler anlatır.
- Hamse beş mesnevinin bir arada oluşturduğu bir eserdir; Nizami’yle başlamış, Ali Şir Nevai gibi şairlerle devam etmiştir.
- Rubai ve tuyuğ dört mısralı, aaxa uyaklı biçimlerdir; tuyuğ Türklere özgüdür ve cinaslı uyakla yazılır.
- Musammatlar (murabba, muhammes, müseddes vb.) bentlerden kurulur; terkib-i bent ile terci-i bent vasıta beytinin aynı ya da farklı olmasıyla ayrılır.
- Müstezat gazel beyitlerinin sonuna kısa mısralar eklenerek, kıt’a ise matlası olmayan, çift mısraları uyaklı beyitlerle oluşturulur.
- Tarih manzumesi ebced hesabıyla olayın yılını verir; mu’amma ise bir kişi adının gizlendiği bilmecedir.
- Mazmun, divan şairlerinin ortak kullandığı kalıplaşmış hayal ve ifadelerdir; bu yüzden divan şiirinde sevgili soyuttur.
- Söz sanatlarından tevriye, cinas, hüsn-i talil, tecahül-i arif, leff ü neşr, tezat ve mübalağa divan şiirinin temel araçlarıdır.
- XV. yüzyıl divan şiirinde Şeyhi, Ahmed Paşa ve Necati Bey öne çıkar; XVI. yüzyılda Fuzuli, Baki, Zati ve Hayali yer alır.
- Fuzuli Bağdat’ta yaşamış, üç dilde divan düzenlemiş, Leyla vü Mecnun ve Su Kasidesi gibi eserleriyle tanınmıştır.
- Baki Kanuni dönemi şairidir; “Sultanü’ş-şuara” adıyla anılır ve Kanuni Mersiyesi ile ünlüdür.
- XVII. yüzyılda Nef’i kasideleri ve hicviyeleriyle, Nabi ise hikemi tarz ve Hayriyye ile öne çıkar; Sebk-i Hindi etkisi bu çağda başlar.
- XVIII. yüzyılda Nedim Lale Devri’nin mahallileşme eğilimini şarkıları ve gazelleriyle temsil eder; Şeyh Galib Hüsn ü Aşk ile Sebk-i Hindi’yi doruğa taşır.
- Nesirde sade ve süslü olmak üzere iki üslup vardır; Sinan Paşa, Kâtip Çelebi ve Evliya Çelebi sade, Nergisi ve Veysi süslü nesrin temsilcileridir.
- Tezkireler şairlerin hayatını ve şiirlerini toplar; Sehi Bey’in Heşt Behişt’i bilinen ilk Osmanlı şuara tezkiresidir.
- Nazire, tahmis ve tazmin divan şairlerinin birbirinin şiirleriyle kurduğu ilişkiyi gösteren yollardır.
Yeni Türk Edebiyatı
- Tanzimat edebiyatı 1860’ta Tercüman-ı Ahval ile başlar; Batılı türler (roman, hikâye, tiyatro, makale, anı) Türk edebiyatına girer.
- Birinci dönem sanatçıları (Şinasi, Namık Kemal, Ziya Paşa) sanatı toplum için görür; vatan, hürriyet, eğitim ve hukuk konuları işlenir.
- Şinasi ilk özel gazeteyi çıkarmış, noktalama işaretlerini kullanmış ve Şair Evlenmesi’ni yazmıştır.
- Namık Kemal’in İntibah’ı romantik, Cezmi’si tarihî romandır; Vatan yahut Silistre ise vatan sevgisini işleyen tiyatrodur.
- İkinci dönem Tanzimat’ta (Ekrem, Hamit, Sezai, Nabizade) sanat sanat içindir görüşü güçlenir; Araba Sevdası gerçekçi, Zehra natüralizme yakındır.
- Ahmet Mithat roman yoluyla öğretmeyi amaçlayan, anlatıcıyı sürekli işin içine sokan bir yazardır.
- Servet-i Fünun sanat sanat içindir ilkesini benimser; dil ağır, tamlamalı ve süslüdür; Fransız edebiyatından etkilenilir.
- Tevfik Fikret ve Cenap Şahabettin Servet-i Fünun şiirinin; Halit Ziya ve Mehmet Rauf romanın ana adlarıdır.
- Halit Ziya Batılı tekniğe uygun roman yazmış, Mehmet Rauf’un Eylül’ü ilk psikolojik roman sayılmıştır.
- Fecr-i Ati (1909) sanatın bireysel olması gerektiğini savunur; Ahmet Haşim sembolist bir çizgi izler.
- Genç Kalemler (1911) Yeni Lisan ile sadeleşmeyi, Millî Edebiyat ise hece ölçüsü ve yerli konuları öne çıkarır.
- Ömer Seyfettin olay hikâyesinin; Sait Faik durum hikâyesinin en önemli temsilcisidir.
- Millî Edebiyat romanında Halide Edip, Yakup Kadri, Reşat Nuri ve Refik Halit öne çıkar.
- Beş Hececiler hece ölçüsüyle aşk ve memleket temalı şiir yazar; Yahya Kemal ise aruzu millî öğelerle kullanır.
- Mehmet Akif Ersoy’un Safahat’ı toplumsal gerçekçi, konuşma dilini kullanan hikâyeli şiirlerden oluşur.
- Cumhuriyet dönemi romanında Peyami Safa, Sabahattin Ali ve Tanpınar bireyin ve toplumun sorunlarını ele alır.
- 1940’larda köy ve toplumcu gerçekçi anlayış (Orhan Kemal, Yaşar Kemal, Kemal Tahir) güçlenir.
- Garip (1941) ölçü, uyak ve söz sanatlarını reddeder; gündelik hayatı sade dille anlatır.
- İkinci Yeni 1950’lerde imge ve çağrışıma dayalı kapalı bir şiir geliştirir.
- Nazım Hikmet serbest nazmı yaygınlaştırır ve toplumcu gerçekçi şiirin öncüsü olur.
- Roman tekniklerinde bakış açısı, anlatıcı, zaman (geriye dönüş), bilinç akışı ve parodi gibi kavramlar dönemlere göre değişir.
- Tiyatroda Şinasi’den Haldun Taner’e uzanan çizgide özgün oyun yazımı, epik tiyatro ve halk geleneğinden yararlanma öne çıkar.