- beş
- Sınavlar
- MEB-AGS ÖABT
- Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi / İHL Meslek Dersleri
MEB-AGS ÖABT Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi / İHL Meslek Dersleri Soruları
MEB-AGS ÖABT Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi / İHL Meslek Dersleri (sınavda 50 soru · ortak alan, temel İslam bilimleri, İslam tarihi-felsefe-din bilimleri): 9 konuda 537 özgün soru. Her konunun özeti aşağıda; sorular üyelere açık: ücretsiz giriş yap, uygulamada bildiğin soru bir daha sorulmayacak biçimde çöz.
Uygulamada çözBildiğin soru bir daha sorulmaz, bilmediğin öğrenene kadar tekrar gelirKonular
- Kur’an-ı Kerim ve Tecvid
- Tefsir
- Hadis
- Fıkıh
- Akaid ve Kelam
- İslam Mezhepleri ve Akımları
- Siyer ve İslam Tarihi
- İslam Felsefesi ve Din Felsefesi
- Din Bilimleri
Kur’an-ı Kerim ve Tecvid
- Kur’an, Hz. Peygamber’e yaklaşık yirmi üç yıl boyunca Cebrail aracılığıyla parça parça indirilmiş (tedrîcî nüzul) ilahi kelamdır.
- İlk vahiy Hira Mağarası’nda Alak suresinin ilk beş ayetidir; ardından kısa bir fetret-i vahy dönemi yaşanmıştır.
- Kur’an’ın indirilmeye başlaması Ramazan ayındaki Kadir gecesiyle ilişkilendirilir.
- Zaman ölçütüne göre hicretten önce inenler Mekkî, sonra inenler Medenî sayılır; Mekke’de ya da yolculukta inse bile hicretten sonra inen ayet Medenîdir.
- Mekkî surelerde tevhit, ahiret ve peygamberlik kısa, etkili ayetlerle işlenir; Medenî surelerde hukuk, aile, cihad, münafıklar ve ehl-i kitap konuları öne çıkar.
- Hz. Peygamber döneminde vahiy yazıldı ve ezberlendi; kâtipleri arasında Zeyd b. Sâbit ve Übey b. Ka‘b vardır, ancak tek ciltte mushaf toplanmamıştır.
- Ayetlerin sure içindeki sırası Hz. Peygamber’in bildirmesiyle belirlenmiştir (tevkîfî).
- Yemâme Savaşı’nda çok sayıda hafızın şehit olması üzerine Hz. Ömer’in teklifiyle Hz. Ebû Bekir Kur’an’ın toplanmasına karar verdi.
- Toplama görevi vahiy kâtibi ve hafız olan Zeyd b. Sâbit’e verildi; yazılı malzeme hafızların ezberiyle birlikte doğrulandı.
- Ebû Bekir’in toplattığı sahifeler sırasıyla Ebû Bekir, Ömer ve Hz. Hafsa’da muhafaza edildi.
- Hz. Osman döneminde okuyuş ihtilafları büyüyünce Huzeyfe b. Yemân’ın uyarısıyla mushaflar çoğaltıldı ve bölgelere gönderildi.
- Hz. Osman’ın komisyonunda Zeyd b. Sâbit ile Kureyşli üyeler yer aldı; ihtilafta Kureyş lehçesi esas alındı.
- Osmanî mushaflar noktasız ve harekesizdi; bu resim sabit kıraat vecihlerinin taşınmasına imkan sağlıyordu.
- Harekeleme çalışmasını Ebü’l-Esved ed-Düelî başlatmış, noktalama (i‘cam) Nasr b. Âsım ve Yahyâ b. Ya‘mer ile, bugünkü şekiller Halîl b. Ahmed ile yerleşmiştir.
- Kıraat, Kur’an’ın okuyuş biçimleridir; sahih kıraat için Osmanî resme uygunluk, Arapça kurallarına uygunluk ve sahih senet şartları aranır.
- Yedi kıraat imamı Nâfi‘, İbn Kesîr, Ebû Amr, İbn Âmir, Âsım, Hamza ve Kisâî’dir; ilk derleyen İbn Mücâhid’dir.
- Nûn sakin ve tenvinin hükümleri izhar, idğam, iklab ve ihfadır; boğaz harfleri önünde izhar, ye-ra-mîm-lâm-vav-nûn önünde idğam, be önünde iklab olur.
- Mîm sakinin hükümleri ihfa-i şefevî, idğam-ı misleyn ve izhar-ı şefevîdir.
- Kalkale harfleri kaf, tı, be, cim ve daldır; sakin olduklarında sesleri hafifçe sarsılarak çıkarılır.
- Tabiî medin miktarı iki elif; muttasıl vacip, munfasıl câiz, lâzım altı elif, ârız ise iki-dört-altı elif uzatılır.
- Lâm-ı celâl önünde fetha ya da damme varsa kalın, kesre varsa ince okunur.
- Okuyuş türleri tahkîk (yavaş), tedvir (orta), hadr (hızlı) ve tertîldir; tertîl, tecvide uyarak anlayarak düşünerek ağır okumadır.
Tefsir
- Tefsir, Kur’an’ın anlamını açıklayan ilimdir; sözlükte “açığa çıkarmak” anlamına gelen fesr kökünden türemiştir.
- Te’vil, evl kökünden gelir ve ayetin ihtimalli anlamlarından birini tercih etmeyi ifade eder; tefsir ise anlam hakkında kesin hükme varır.
- Tefsirin konusu, Allah’ın muradını insan gücü ölçüsünde anlamak bakımından Kur’an-ı Kerim’dir.
- Hz. Peygamber, Nahl 44’e göre indirileni açıklamakla görevlidir; bu yüzden sünnet tefsirin Kur’an’dan sonraki ikinci kaynağıdır.
- Rivayet tefsirinde kaynak sırası şöyledir: Kur’an, sünnet, sahabe sözleri ve tabiun sözleri.
- Dirayet (ra’y) tefsiri müfessirin dil ve usul bilgisine dayanan ictihadıdır; bilgiye dayalıysa memduh, hevaya dayalıysa mezmumdur.
- Müfessir sahabiler arasında dört halife, İbn Mes’ud, İbn Abbas, Übey b. Ka’b ve Zeyd b. Sabit sayılır; İbn Abbas’a Hıbrü’l-ümme ve Tercümanü’l-Kur’an denir.
- Tefsir ekolleri: Mekke (İbn Abbas; Mücahid, Said b. Cübeyr, İkrime, Ata), Medine (Übey b. Ka’b; Zeyd b. Eslem, Ebu’l-Aliye, Kurazi), Irak (İbn Mes’ud; Alkame, Mesruk, Hasan-ı Basri, Katade).
- Sahabe döneminde tefsir ağırlıkla sözlü aktarılmış, sonra hadis kitaplarının “Tefsir” bölümlerinde, ardından müstakil eserlerde tedvin edilmiştir.
- Taberi’nin Camiu’l-Beyan’ı rivayet tefsirinin en önemli eseridir; isnadlı rivayetler arasında dil ve istinbata dayalı tercih yapar.
- İbn Kesir ayeti ayetle, hadisle ve sahabe-tabiun sözleriyle açıklar; Suyuti’nin ed-Dürrü’l-Mensur’u ise rivayetleri isnadsız topladığı için eleştirilir.
- İsrailiyyat, tefsire Ehl-i kitaptan giren haberlerdir; Kur’an ve sünnete uyan kabul edilir, aykırı olan reddedilir, susulan alanlarda hüküm kurulmaz.
- Kelbi–Ebu Salih–İbn Abbas zinciri “silsiletü’l-kezib” olarak anılır; bu yolun rivayetleri güvenilir sayılmaz.
- Dirayet tefsirinin önemli örnekleri: Zemahşeri’nin el-Keşşaf’ı (belagat, Mutezile), Razi’nin Mefatihu’l-Gayb’ı (kelam), Beyzavi’nin Envarü’t-Tenzil’i (Keşşaf’ı Sünni çerçevede özetler).
- Nesefi, Hazin, Ebu Hayyan, Âlûsî ve Ebu’s-Suud dirayet çizgisindeki diğer önemli müfessirlerdir; Ebu’s-Suud Osmanlı şeyhülislamıdır.
- Fıkhi tefsir ahkam ayetlerini mezhebi çizgide işler: Cessas (Hanefi), İbnü’l-Arabi ve Kurtubi (Maliki), Kiya el-Herrasi (Şafii).
- İşari tefsir zahir anlamı korur ve tasavvufi işaretler ekler; Sülemi ve Kuşeyri örnektir. Nazari sufi tefsir ise müellifin teorisini ayete yükler.
- Şartları: zahir anlamla çelişmemesi, dile aykırı olmaması, şer’i delille desteklenmesi ve tek anlam iddiasında bulunulmaması.
- Modern dönemde ilmi (Tantavi), edebi-ictimai (el-Menar, Seyyid Kutub), dil ve maksat odaklı (Tahir b. Aşur) ve Türkçe (Elmalılı Hamdi Yazır) tefsirler öne çıkar.
- Usul bakımından tefsir tahlili, icmali, mevzui ve mukayeseli olarak sınıflanır.
- Esbab-ı nüzul bilgisi ayeti anlamayı kolaylaştırır; çoğunluğa göre hüküm sebebin özelliğine değil lafzın genelliğine bağlanır.
- Müfessirde Arap dili, hadis, usul, nüzul sebebi, nasih-mansuh ve kıraat bilgisi aranır; meal ise tefsirden farklı olarak yalnızca anlamı verir.
Hadis
- Hadis, Hz. Peygamber’e nispet edilen söz, fiil, takrîr ve vasıfların toplamıdır; sünnet ise bu bilgilerin ortaya koyduğu uygulama ve yol anlamında kullanılır.
- Hadis ilimleri rivayet ve dirayet olmak üzere ikiye ayrılır: rivayet bilgiyi aktarır, dirayet (hadis usulü) ise sıhhatini ve anlamını belirleyen kuralları kapsar.
- İsnat edilen kişiye göre rivayetler üçe ayrılır: Peygamber’e giden merfû, sahabiye giden mevkûf, tabiîne giden maktû.
- Kudsî hadiste anlam Allah’tan, söyleyiş Hz. Peygamber’dendir; Kur’an’da ise hem lafız hem anlam vahiydir.
- Hadis, ravi sayısına göre mütevatir ve âhâd diye ikiye ayrılır; mütevatir kesin bilgi sağlar, âhâd ise genel görüşe göre zan ifade eder.
- Âhâd hadis, tabakalardaki ravi sayısına göre meşhur (en az üç), azîz (en az iki) ve garîb (en az bir tabakada tek ravi) olarak üç kısma ayrılır.
- Sahih hadiste beş şart aranır: ravilerin adil olması, zabt sahibi olması, senedin muttasıl olması, hadisin şâz olmaması ve illetli olmaması.
- Hasen hadis sahih hadisten yalnızca ravinin zabt derecesi bakımından ayrılır; zabtı hafif olan ravinin rivayeti hasen kabul edilir.
- Zayıf hadis, bir veya daha fazla sahih hadis şartını taşımayan hadistir; hafif zayıflıklar farklı yollarla desteklenerek hasen li-gayrihî derecesine yükselebilir.
- Senet kopukluğu çeşitleri farklıdır: mürsel (sahabi düşer), muallak (başından düşer), munkatı (ortadan düşer), mu’dal (art arda iki veya daha fazla düşer), müdelles (gizli kopukluk).
- Şâz güvenilir ravinin daha güvenilirlere aykırı rivayetidir; münker ise zayıf ravinin güvenilirlere aykırı rivayetidir.
- Muallel hadis, ilk bakışta sağlam görünen ama derin incelemeyle gizli kusuru ortaya çıkan hadistir.
- Müdrec, maklûb, muztarib, musahhaf ve muharref gibi türler ravinin dikkat ve zabt zafiyetine ya da karışıklığa işaret eden kusurlardır.
- Metrûk hadisin ravisi yalancılıkla itham edilir; mevzû hadis ise Peygamber’e kasten uydurulmuş sözdür ve hadis diye nakledilemez.
- Hadis uydurmanın başlıca sebepleri: siyasi ve mezhebî taassup, kıssacı ve vaizlerin etkileme gayreti, zındıkların dini bozma çabası ve maddi çıkar arayışıdır.
- Hadisin tahammül yolları: semâ, arz (kıraat), icâze, münâvele, mükâtebe, vasiyet, vicâde, i’lâm; edâ ise nakletme aşamasıdır.
- Cerh ve ta’dil ilmi ravinin güvenilirliğini belirler; Tabakâtü’r-ruvât, ravi tabakalarını ve biyografilerini inceler.
- Esbâb-ı vürûd, Garîbü’l-hadîs, Muhtelifü’l-hadîs ve İlelü’l-hadîs, hadis metni ve anlamının doğru kavranması için gelişen yan ilimlerdir.
- Hadis kitapları tertip türüne göre ayrılır: Câmi’ (çok konulu), Sünen (fıkıh bablarına göre), Müsned (sahabi adına göre), Mu’cem, Musannef, Müstedrek ve Müstahrec.
- Kütüb-i Sitte; Buhârî’nin el-Câmiu’s-Sahîh’i, Müslim’in Sahîh’i ve Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî ile İbn Mâce’nin Sünenlerinden oluşur.
- Buhârî ve Müslim’in birlikte rivayet ettiği hadise muttefekun aleyh denir; bu, sıhhatin en üst derecesidir.
- Hadis, Peygamber döneminde sınırlı olarak yazılmış, ilk resmî tedvin Ömer b. Abdülazîz’in emriyle İbn Şihâb ez-Zührî ile başlamıştır.
- Mütabaa aynı sahabiye dayanan başka tarik, şâhid ise farklı bir sahabiden gelen benzer rivayettir; ikisi de zayıf hadisi güçlendirir.
- Hadis usulünün temel eserleri: Ramhürmüzî’nin el-Muhaddisü’l-Fâsıl’ı, Hatîb’in el-Kifâye’si, İbnü’s-Salâh’ın Mukaddime’si ve İbn Hacer’in Nuhbetü’l-Fiker’idir.
- Din eğitiminde hadis, kaynağı ve senedi doğrulanarak öğretilmeli; öğrencilere kaynak sorgulama ve uydurma rivayetleri ayırt etme becerisi kazandırılmalıdır.
Fıkıh
- Fıkıh, dinin amelî hükümlerini ayrıntılı delillerinden çıkaran ilimdir. Fıkıh usulü ise bu hükümlerin çıkarılma kurallarını, yani delilleri ve yöntemi inceler.
- Üzerinde ittifak edilen asli deliller Kur’an, sünnet, icma ve kıyastır. İstihsan, maslahat-ı mürsele, istıshab, örf ve sedd-i zerâî gibi deliller ihtilaflıdır ve mezhepten mezhebe farklı ağırlık taşır.
- Kıyasın dört unsuru asıl, fer’, illet ve hükümdür. Hükmü nasla belli olan olay asıl, hükmü aranan yeni olay fer’dir; ikisini bağlayan ortak sebep illettir.
- Hanefîler farzı kesin delille, vacibi zannî delille sabit olan hüküm olarak ayırır; cumhur ise iki kavramı aynı saydığından hacda sa’y gibi konularda terminoloji farkı doğar.
- Hanefî usulünde nassın hüküm çıkarma yolları ibaretü’n-nass, işaretü’n-nass, delaletü’n-nass ve iktizaü’n-nasstır; ilki doğrudan anlamı, ötekiler lafzın dolaylı gösterdiği anlamları ifade eder.
- Mezhep imamları Ebû Hanîfe, Mâlik, Şafiî ve Ahmed b. Hanbel’dir. Hanefîler ehl-i rey yönünü, Malikîler Medine ehlinin uygulamasını, Şafiîler usul ve hadis dengesini, Hanbelîler hadis ve eseri öne çıkarır.
- Hanefî mezhebinin kurucuları Ebû Hanîfe ile İmâmeyn olarak bilinen Ebû Yûsuf ve Muhammed eş-Şeybânî’dir. Mecelle, Hanefî fıkhından seçilmiş hükümlerle hazırlanmış medeni hukuk derlemesidir.
- Şafiî’nin er-Risâle’si fıkıh usulünün ilk sistemli eseri sayılır; fıkhî görüşleri ise el-Ümm’de toplanmıştır. Mâlik’in el-Muvatta’ı hadis ve fıkhı bir arada veren eserdir.
- Hanefî mezhebinde abdestin farzı dörttür: yüz, kollar, başın dörtte biri ve ayaklar. Niyet ve tertip Hanefîlerde sünnettir, Şafiîlerde ise farzdır. Gusülde Hanefîler üç farz sayar.
- Teyemmüm, su bulunmadığı ya da kullanılamadığı hâllerde temiz toprakla yapılır. Mukim için mest üzerine mesh süresi bir gün bir gece, yolcu için üç gün üç gecedir.
- Hayız Hanefî fıkhında en az üç, en çok on gündür; nifasın üst sınırı kırk gündür. Bu süreler namaz ve oruç gibi ibadetlerin hükmünü belirler.
- Namazın dışındaki farzlar taharet, setr-i avret, kıble, vakit ve niyettir; içindeki farzlar iftitah tekbiri, kıyam, kıraat, rükû, sücud ve kâ’de-i ahîredir. Fâtiha ve vitir Hanefîlerde vaciptir.
- Sehiv secdesi vacibin unutulmasıyla gerekir; farz terk edilirse namaz bozulur, sünnet terk edilirse sehiv secdesi gerekmez. Cenaze namazı farz-ı kifaye olup rükû ve secdesizdir.
- Cuma namazı için şehir, imam, cemaat, hutbe, vakit ve izn-i âmm şartları aranır. Kasr konusunda Hanefîlerde yaklaşık 90 km’lik sefer mesafesi ve 15 günlük ikamet niyeti ölçüdür.
- Zekât, nisap miktarını aşan ve üzerinden bir yıl geçen mal için gerekir. Altın, gümüş ve ticaret malında oran kırkta bir, ziraatte yağmur sulamasında onda bir, emekle sulamada yirmide birdir.
- Zekâtın sarf yerleri Tevbe 60’ta sekiz sınıf olarak sayılır: fakir, miskin, âmil, müellefe-i kulub, rikab, gârim, fî sebîlillah ve ibnü’s-sebil. Usul ve füru ile eşe zekât verilemez.
- Oruçta kasten yeme-içme ya da cinsel ilişki kaza ve kefaret gerektirir; unutarak yeme-içme orucu bozmaz. Kefaret sırasıyla köle azadı, iki ay peş peşe oruç ve altmış yoksulu doyurmadır.
- Hacda Hanefîlere göre farzlar ihram, Arafat vakfesi ve ziyaret tavafıdır. Sa’y, Müzdelife vakfesi, cemre ve veda tavafı vaciptir. Hac ifrad, temettu ve kıran olarak üç türdür.
- Kurban Hanefîlerde mukim ve zengin için vaciptir. Koyun ve keçi bir, sığır iki, deve beş yaşını doldurmalıdır; büyükbaş hayvanlarda yedi kişi ortak olabilir.
- Muamelat fıkhında akit icap ve kabulle kurulur. Hanefîlerde sahih, fasit ve batıl ayrımı yapılır; selem, istisna, icâre, âriyet, rehin, kefalet ve havale temel akit türleridir.
- Faiz ribâ’l-fadl ve ribâ’n-nesîe olarak ikiye ayrılır. Mudarebede sermaye ile emek ortaklaşa kullanılır, kâr oranla paylaşılır, zararı sermaye sahibi çeker.
- Nikâh icap ve kabulle kurulur; mehir kadının hakkıdır. İddet boşanmada üç hayız, ölümde dört ay on gündür. Miras payları Kur’an’da belirlenmiş farz hisseler ve asabe esasına göre dağıtılır.
- Had suçları zina, kazf, hırsızlık, içki ve yol kesmedir; kısas ve diyet ise kasten ve hata ile öldürme ve yaralamalarda uygulanır. Şeriatın amacı din, can, akıl, nesil ve malı korumaktır.
Akaid ve Kelam
- Akaid, inanılması gereken esasların bütünüdür; kelam ise bu esasları akli ve naklî delillerle temellendiren, şüphelere cevap veren ilimdir.
- İman sözlükte güvenle doğrulamak demektir. Terim olarak Allah’ın bildirdiklerini kalple tasdik etmeyi, çoğunluğa göre bunu dille ikrar etmeyi ifade eder.
- Hanefi–Mâtürîdî çizgisinde amel imanın aslî parçası sayılmaz; amel imanın kemali ve devamlılığı için gerekli kabul edilir.
- Haricîler büyük günah işleyeni kâfir, Mu’tezile fasık (iki konum arası), Mürcie imanla günahın zarar vermeyeceğini, Ehl-i sünnet günahkâr mümin sayar.
- İman çeşitleri: tahkiki (delille), taklidi (delilsiz uyma), icmali (genel), tafsili (ayrıntılı).
- Mâtürîdî ve Hanefiler taklidi imanı geçerli sayar. Sorumluluk bakımından bu iman delil araştırma yönünden eksik kabul edilir.
- Mu’tezile’nin beş ilkesi: tevhid, adl, va’d–vaîd, el-menzile beyne’l-menzileteyn, emr bi’l-ma’rûf nehy ani’l-münker.
- Kurucular: Mu’tezile’de Vâsıl b. Atâ, Eş’arîlikte Ebu’l-Hasen el-Eş’arî, Mâtürîdîlikte Ebu Mansur el-Mâtürîdî (Semerkant).
- Mu’tezile hüsün–kubuh konusunda aklı belirleyici görür; Eş’arî iyi ve kötüyü şer’in belirlediğini söyler; Mâtürîdî aklın bir kısmını bilebileceğini kabul eder.
- Kader ve irade konusunda Cebriyye kulu mecbur sayar, Kaderiyye/Mu’tezile kulu fiillerinin yaratıcısı görür, Eş’arî kesb, Mâtürîdî cüz’i irade nazariyesini savunur.
- Teklif-i mâ lâ yutâk: Eş’arî aklen caiz görür; Mu’tezile ve Mâtürîdî caiz görmez.
- Varlık kategorileri: vâcibu’l-vücud (Allah), mümkin (varlığı yokluğuyla eşit), mümteni (varlığı imkânsız).
- Allah’ın varlık delilleri: hudûs, imkân, inâyet, ihtirâ, gaye/nizam, fıtrat; birliğinin delili ise temânu (mümanaat) delilidir.
- Hudûs delili âlemin değişen, dolayısıyla sonradan yaratılmış olduğunu söyler. Sonsuz teselsül ve devir kelamcılar tarafından batıl sayılır.
- İbn Sînâ imkân delilini; İbn Rüşd inâyet ve ihtirâ delillerini savunmuştur. İnâyet düzenin insana uygunluğunu, ihtirâ canlı ve cansızdaki yaratılışı esas alır.
- Allah’ın zâtî ve selbi sıfatları: vücud, kıdem, bekâ, vahdâniyet, muhalefetün li’l-havâdis, kıyam bi-nefsihî. Bunlar eksikliği olumsuzlayarak Allah’ı tenzih eder.
- Sübûtî sıfatlar: hayat, ilim, semi, basar, irade, kudret, kelam. Mâtürîdî buna sekizinci olarak tekvini ekler; Eş’arî tekvini kudret içinde görür.
- Mu’tezile sıfatları zatın aynı sayarak sıfatların ayrı varlık olmadığını söyler. Eş’arî ve Mâtürîdî sıfatların zatla birlikte kadîm olduğunu kabul eder.
- Müteşabih sıfat ayetlerinde teşbih, ta’til, tenzih ve te’vil kavramları ayrıdır. Selef keyfiyeti Allah’a havale eder; sonraki kelamcılar te’vile de başvurur.
- Peygamberlerin sıfatları: sıdk, emanet, fetanet, ismet, tebliğ. Bu sıfatlar peygamberliğin güvenirliğini ve görevin eksiksiz yerine getirilmesini sağlar.
- Mucize peygambere, keramet salih kimseye, istidrac inkârcı ya da fasıka, irhas nübüvvetten önce peygambere, mu’ûne sıradan müminin yardımına verilen olağanüstü olaylardır.
- Cebrail vahiy, Mikail rızık, İsrafil sur, Azrail ruh alma ile görevlidir; dört büyük kitap Tevrat, Zebur, İncil ve Kur’an’dır.
- Ahirette ru’yetullah konusunda Ehl-i sünnet müminlerin Allah’ı göreceğini kabul eder; Mu’tezile ru’yeti reddeder.
- İmamet konusunda Ehl-i sünnet imameti furudan sayar ve seçimle belirlenmesini kabul eder; Şia ise imameti usulden, nasla belirlenmiş ve masum sayar.
- Mihne, Kur’an’ın mahlûk olup olmadığı tartışmasında Abbasî halifelerinin baskısıdır; Ahmed b. Hanbel direnişiyle bilinir.
- Gazâlî Tehâfütü’l-felâsife’de filozofları üç konuda tenkit etmiştir: âlemin kıdemi, Allah’ın cüz’iyatı bilmemesi ve cesetlerin haşrinin inkârı.
İslam Mezhepleri ve Akımları
- İslam mezhepleri üç ana alanda incelenir: siyasi mezhepler (Şia, Hariciler, Mürcie), itikadi mezhepler (Mu’tezile, Eş’ariyye, Mâturîdiyye vb.) ve amelî-fıkhî mezhepler (Hanefî, Mâlikî, Şâfiî, Hanbelî).
- Hz. Peygamber’in vefatından sonra ilk ayrılık halifelik konusunda belirmiştir; Hz. Osman’ın şehit edilmesi, Cemel ve Sıffin olayları mezhepleşmenin siyasi zeminini hazırlamıştır.
- Sıffin’de Şamlıların Kur’an’ı mızraklara kaldırmasıyla hakem önerisi kabul edildi; Ebû Mûsâ el-Eş’arî ile Amr b. el-Âs’ın tahkimi, Hz. Ali’nin ordusunda ayrılığa yol açtı.
- Hariciler tahkimi Allah’ın hükmüne aykırı buldu, Hz. Ali’den ayrıldı. Büyük günah işleyeni kâfir sayar, imamı seçimle belirler, Kureyşli olmayı şart koşmaz. Hz. Ali’yi şehit eden İbn Mülcem bu çevredendir.
- Harici kollar arasında Ezârika en aşırı (Nâfi’ b. Ezrak), İbâdiyye ise en ılımlı koldur. İbâdiyye bugün Umman, Mzab ve Zanzibar’da yaşamaktadır.
- Şia, Hz. Ali’nin halifeliğinin nass ve tayinle belirlendiğini savunur; imametin dinin esasından olduğunu, imamların ismet sahibi bulunduğunu ve takiyye ile mehdilik fikrini öne çıkarır.
- Şia’nın başlıca kolları İmâmiyye (İsnâ Aşeriyye), Zeydiyye, İsmâiliyye ve Gulât’tır. İsnâ Aşeriyye on iki imama ve on ikincinin gaybetine inanır; Zeydiyye Sünnilere en yakın koldur.
- İsmâiliyye bâtınî yorumla bilinir; Fatımîler Kahire’yi 969’da kurdu, Hasan Sabbâh ise Alamut’ta Nizârî İsmâilî davetini yürüttü. Safevîler 1501’de İran’ı Şii yaptı.
- Gulât, Hz. Ali ve imamlar hakkında ilahlık, hulûl, tenasüh gibi iddialar taşıyan aşırı Şii gruplardır; Nusayrîlik ve Dürzîlik bu çerçevede anılır.
- Mürcie, irca ilkesiyle taraflar hakkındaki hükmü ahirete bırakır. Büyük günah işleyeni tekfir etmez. Ebû Hanîfe’nin amel-iman ilişkisi görüşü yüzünden Mürcie-i Sünne diye anılması bu çizgiye yakınlığı gösterir.
- Kader tartışmasında Kaderiyye (Mu’bed el-Cühenî, Gaylân ed-Dımaşkî) insan iradesini vurgular; Cebriyye (Cehm b. Safvân, Ca’d b. Dirhem) insanı fiillerinde mecbur kabul eder.
- Cehm b. Safvân teşbihten kaçınmak için sıfatları reddetmiş (ta’til), Müşebbihe ve Mücessime ise Allah’ı yaratıklara benzetmiştir; Ehl-i Sünnet ikisini de reddeder.
- Mu’tezile, Vâsıl b. Atâ ile Hasan-ı Basrî’nin meclisinde doğdu. Beş ilkesi tevhid, adl, va’d-vaîd, menzile beyne’l-menzileteyn ve emr-i bi’l-ma’rûf nehy-i ani’l-münker’dir.
- Mu’tezile kul fiillerinin yaratıcısını kul sayar, sıfatları zatın aynı kabul eder ve Kur’an’ı mahluk görür. Me’mun döneminde mihne bu görüşün zorla kabul ettirilmesidir; Mütevekkil sonlandırdı.
- Ebü’l-Hasan el-Eş’arî Mu’tezile’den ayrıldı; kesb teorisi, sıfatların varlığı, Kur’an’ın Allah kelamı oluşu ve vahye dayalı ahlak ölçüsü görüşlerini savundu. Eserleri Makâlâtü’l-İslâmiyyîn ve el-İbâne’dir.
- Ebû Mansûr el-Mâturîdî Semerkant’ta yetişti; Kitâbü’t-Tevhîd ve Te’vîlâtü’l-Kur’ân eserlerini yazdı. Akla, Allah’ı bilme yükümlülüğünde ve iyi-kötüyü kavramada daha geniş rol tanır, Hanefî çevrede yayıldı.
- Eş’arî ve Mâturîdî ekolleri Ehl-i Sünnet itikadını temsil eder. Başlıca farklar kesb-irade-i cüz’iyye, hasen-kabîh, akli yükümlülük ve teklif-i mâ lâ yutâk konularında görülür.
- Selefiyye müteşabih ayetleri te’vil etmeden, keyfiyet sormadan kabul eder; Ahmed b. Hanbel ve İbn Teymiyye bu çizgiyle anılır. Vehhâbîlik, 18. yüzyılda Muhammed b. Abdülvehhâb ve Muhammed b. Suûd ittifakıyla gelişti.
- Fıkıh mezhepleri: Hanefî (Ebû Hanîfe, Irak ehl-i re’y), Mâlikî (el-Muvattâ, Medine ameli), Şâfiî (er-Risâle) ve Hanbelî (el-Müsned, hadis ağırlıklı).
- Çağdaş akımlar: Vehhâbîlik, Sudan Mehdîliği, Kâdıyânîlik, Bâbîlik-Bahâîlik, Aligarh, İhvân-ı Müslimîn, Cemaat-i İslâmî ve Tebliğ Cemaati; her biri siyasi, sosyal ve dinî koşullardan doğmuştur.
- Kâdıyânîlik, Mirza Gulam Ahmed’in peygamberlik ya da mesihlik iddiası nedeniyle hatemü’n-nebiyyin inancıyla çelişir; İslam dünyası tarafından kabul edilmez. Pakistan 1974’te gayrimüslim ilan etmiştir.
- Ehl-i Sünnet imameti fer’î bir mesele sayar, şûra ve biatle halife belirlemeyi esas alır. Şia’da imamet usûlüddindir, Hariciler ise Kureyşli şartı aramaz.
- Sınıfta mezhepleri anlatırken öğretmen kavramları karıştırmamalı: irca (Mürcie), ismet (Şia), kesb (Eş’arî), menzile beyne’l-menzileteyn (Mu’tezile), takiyye (Şia) ve ta’til (Cehmiyye) birer ayırt edici terimdir.
- İslam düşüncesindeki çeşitlilik, hoşgörü ve ilmi tartışma kültürü içinde değerlendirilmelidir; amaç mezhepleri karşı karşıya getirmek değil, tarihsel bağlamıyla anlamaktır.
Siyer ve İslam Tarihi
- Hz. Muhammed yaklaşık 570’te Mekke’de doğdu; doğumuna yakın dönemde Ebrehe’nin Kâbe’yi yıkma girişimi (Fil Vakası) yaşandı. Babası Abdullah doğumundan önce, annesi Âmine altı yaşında vefat etti.
- Çocukluk bakımı sırasıyla dedesi Abdülmuttalib ve amcası Ebû Tâlib’e geçti; süt annesi Halîme’nin yanında Benî Sa‘d’de bir süre kaldı.
- Peygamberlikten önce “el-Emîn” diye tanındı; Hılfü’l-fudûl’e katıldı ve Kâbe onarımında Hacerülesved anlaşmazlığını hakemlikle çözdü.
- Hz. Hatice’nin ticaretini yürüttü, 25 yaşında onunla evlendi. Çocuklarından Kâsım, Abdullah, Zeyneb, Rukiyye, Ümmü Gülsüm ve Fâtıma Hatice’dendir; İbrahim Mariye’dendir.
- Cahiliye Arabistan’ında kabile asabiyeti, put kültü, haram aylar ve Hums–Hille ayrımı belirgindi; Mekke dinî ve ticarî merkezdi.
- İlk vahiy Ramazan ayında Hira’da Alak sûresinin ilk beş âyetiyle geldi; peygamberlik yaklaşık 610’da başladı.
- Davet önce üç yıl gizli yürüdü (Dârü’l-Erkam), sonra Şuarâ 214 üzerine Safa’da açıldı. İlk Müslümanlar Hatice, Ali, Ebû Bekir ve Zeyd b. Hârise’dir.
- Müşriklerin baskıları üzerine Habeşistan’a iki hicret yapıldı; Necâşî Müslümanlara koruma verdi. Boykot (Şi‘b-i Ebî Tâlib) üç yıl sürdü.
- Hatice ve Ebû Tâlib’in vefatıyla hüzün yılı yaşandı; Tâif’e gidildi ve olumlu sonuç alınamadı. Ardından mi‘rac gerçekleşti, beş vakit namaz farz kılındı.
- Hac mevsimlerinde Medineli Evs ve Hazrec’le temas kuruldu; Birinci Akabe’de 12 kişi, İkinci Akabe’de 73 erkek ve 2 kadın biat etti. Mus‘ab b. Umeyr Medine’ye öğretmen olarak gönderildi.
- 622’de hicret gerçekleşti: Sevr Mağarası, rehber Abdullah b. Uraykıt, Kuba Mescidi ve Medine’ye giriş. Hz. Ali Peygamber’in yatağında kalıp emanetleri teslim etti.
- Medine’de Mescid-i Nebevî yapıldı, Muhacir–Ensar kardeşliği (muâhât) kuruldu ve çok dinli toplumu düzenleyen Medine Vesikası yazıldı.
- Hicretin 2. yılında kıble Kâbe’ye çevrildi, ezan başladı, savaşa izin verildi (senetü’l-emr). Bedir’de 313 kişilik ordu kendinden çok güçlü Mekke ordusunu yendi.
- Uhud’da (3/625) okçuların yerini terk etmesi yenilgiye yol açtı; Hz. Hamza ve Mus‘ab şehit oldu. Hendek’te (5/627) Selman’ın önerisiyle hendek kazıldı; Kureyza ihaneti ve Ahzâb’ın dağılması yaşandı.
- Hudeybiye (6/628) antlaşması on yıl savaşmama, bir sonraki yıl umre gibi maddeler içerdi; Fetih sûresi ile müjdelendi. Antlaşma tebliğ için barış ortamı yarattı.
- Hayber (7/628) fethi, Mute (8/629) savaşı, Mekke’nin fethi (8/630, Ramazan), Huneyn ve Tâif, Tebük (9/630) seferleri sırasıyla gerçekleşti. Hicretin 9. yılı heyetler yılıdır.
- Mekke fethinde genel af ilan edildi, putlar temizlendi, Bilal Kâbe’de ezan okudu. Hz. Peygamber hükümdarlara İslam’a davet mektupları gönderdi.
- Veda Haccı (10/632) hutbesi evrensel ilkeleri içerir: can-mal dokunulmazlığı, faizin ve kan davasının kaldırılması, kadın hakları. Hz. Peygamber 12 Rebiülevvel 11/632’de vefat etti.
- Dört Halife: Ebû Bekir (632–634, ridde ve cem‘), Ömer (634–644, Yermûk, Kudüs, Nihavend, hicri takvim, divan), Osman (644–656, Mushafın çoğaltılması, deniz seferleri), Ali (656–661, Cemel, Sıffîn, Nehrevan).
- Emevîler (661–750) başkent Şam’dır; Muaviye ile saltanata geçildi, Kerbelâ yaşandı, Abdülmelik’le idarede Arapça ve İslam parası, Velid’le Endülüs (711) fethi ve Ömer b. Abdülazîz’in adalet siyaseti öne çıkar.
- Abbasîler (750–1258) Zab Savaşı’yla kuruldu; Bağdat merkez oldu. Harun Reşid ve Me’mûn dönemleri ilmin altın çağıdır: Beytü’l-hikme, tercüme. Moğol istilası (1258) ile yıkıldılar.
- Diğer İslam devletleri: Endülüs Emevîleri (756), Fatımîler (909, Kahire, Ezher), Selçuklular (Dandanakan 1040, Bağdat 1055, Malazgirt 1071, Nizamiye), Eyyûbîler (Hıttin 1187), Memlükler (Aynicâlût 1260).
İslam Felsefesi ve Din Felsefesi
- İslam felsefesi, Abbasiler döneminde Beytü’l-Hikme çevresinde Yunanca, Süryanice ve Farsça eserlerin Arapçaya aktarılmasıyla (Hunayn b. İshak ve çevresi) filizlendi; temel dert, vahiy ile aklı uzlaştırmaktı.
- Kindi (ö. yaklaşık 870), ilk Müslüman filozof sayılır ve “Feylesufü’l-Arab” diye anılır. Felsefe ile dinin aynı hakikati dile getirdiğini savunur; âlemin Tanrı tarafından yoktan yaratıldığını, zamanın ve âlemin sonlu olduğunu söyler.
- Farabi (ö. 950), Aristoteles’ten sonra “İkinci Öğretmen” (Muallim-i Sani) unvanıyla anılır. Mantığı sistemleştirmiş, ilimleri sınıflandırmış (İhsâü’l-Ulûm), siyaset felsefesinde el-Medinetü’l-Fâzıla’yı yazmıştır.
- Farabi’nin sudur (feyz) kuramına göre varlık, Birinci Varlık’tan zorunlu olarak taşar; sırayla on akıl ortaya çıkar. Onuncu akıl olan Faal Akıl, ay altı âlemini düzenler ve insan aklını bilkuvveden bilfiile çıkarır.
- Farabi’nin erdemli şehrinde yönetici, Faal Akıl’la ittisal etmiş filozof-önderdir; toplum, uyumlu çalışan organlarıyla bir bedene benzetilir ve amaç saadettir.
- İbn Sina (ö. 1037), “eş-Şeyhü’r-Reis” unvanlı olup Şifâ, en-Necât, el-İşârât ve’t-Tenbîhât ile tıpta el-Kânûn fi’t-Tıb eserlerini yazmıştır. Şifâ’nın bölümleri mantık, tabiiyat, riyaziyat ve ilahiyattır.
- İbn Sina varlığı vacib, mümkin ve mümteni diye üçe ayırır. Varlığı kendinden olan tek vacibü’l-vücud Tanrı’dır; mümkinler varlıklarını bir sebebe borçludur ve sebepler zinciri sonsuza gidemez.
- İbn Sina “uçan adam” düşünce deneyiyle, bedenini ve duyularını hiç algılamayan bir kişinin yine de kendi nefsinin varlığından emin olacağını göstermeye, böylece nefsin bedenden bağımsız bir cevher olduğunu temellendirmeye çalışır.
- Gazali (ö. 1111), Tehâfütü’l-Felâsife’de filozofların yirmi görüşünü eleştirir; üçünü küfür sayar: âlemin ezeliliği, Allah’ın cüzileri bilmediği görüşü ve cismani haşrin inkârı. Mantık ve matematik bilimlerine ise itiraz etmez.
- Gazali sebep-sonuç ilişkisinin zorunlu olmadığını, ateş ile yanma arasındaki bağın Allah’ın âdeti olduğunu savunur; bu görüş mucizelerin imkânını felsefi olarak koruma amacı taşır.
- İbn Rüşd (ö. 1198), Aristoteles şarihi olarak tanınır. Tehâfütü’t-Tehâfüt ile Gazali’ye cevap verir; Faslü’l-Makâl’de din ile felsefenin aynı hakikate götürdüğünü, görünürde çelişki varsa te’vil gerektiğini söyler.
- İbn Rüşd’e göre insanlar hitabi, cedeli ve burhani olmak üzere üç yolla ikna edilir. Te’vil yalnızca burhan ehline düşer, halka ve kelamcıların kitle tartışmalarına açılmaz. Tanrı için inayet ve ihtira delillerini önerir.
- İbn Bacce (Tedbîrü’l-Mütevahhid) ve İbn Tufeyl (Hayy b. Yakzan) Endülüs’te yetişen filozoflardır. Hayy b. Yakzan, issız adada büyüyen bir çocuğun akıl yürüterek hakikate ulaşmasını ve vahiyle uyumunu anlatır.
- Ebubekir er-Razi (ö. yaklaşık 925) beş kadim ilke öğretisiyle (Yaratıcı, nefs, heyula, mekân, zaman) tanınır; akıl yeterli kabul edildiği için peygamberlik kurumunu gereksiz bulduğu iddia edilir. Tıpta el-Hâvî eserini yazmıştır.
- İhvan-ı Safa, 10. yüzyılda Basra çevresinde oluşmuş gizli bir topluluktur; 52 risaleden oluşan ansiklopedik Resâil’de Yeni Eflatuncu ve Pisagorcu etkiler görülür.
- Sühreverdi (ö. 1191) İşrak ekolünü kurmuştur: varlığı nur-zulmet karşıtlığıyla açıklar, akıl yürütmenin yanında zevk ve keşfi de bilgi yolu sayar. Başlıca eseri Hikmetü’l-İşrak’tır.
- Molla Sadra (ö. 1640), Hikmet-i Müteâliye ile peripatetik, işrakî, kelamî ve irfani gelenekleri birleştirir; asaletü’l-vücud ve cevherde hareket (el-harekatü’l-cevheriyye) görüşleriyle bilinir. Başlıca eseri el-Esfâr’dır.
- İbn Arabi (ö. 1240) vahdet-i vücud görüşüyle bilinir; eserleri Fusûsü’l-Hikem ve el-Fütûhâtü’l-Mekkiyye’dir. İbn Haldun (ö. 1406) ise Mukaddime’de umran ve asabiyet kavramlarıyla tarih felsefesinin temelini atmıştır.
- Din felsefesi, dinin temel kavram ve iddialarını (Tanrı, kötülük, mucize, ölümden sonra yaşam, dinî dil) belirli bir dinin otoritesini varsaymadan aklî olarak inceler. Bir dinin inançlarını kendi kaynaklarından sistemleştirmek ise teoloji (kelam) işidir.
- Tanrı’nın varlığı için ileri sürülen başlıca deliller: ontolojik (Anselm; kavramdan varlığa), kozmolojik (nedensellik, ilk neden), teleolojik (düzen ve amaç, Paley’in saat örneği) ve ahlaki (Kant) delildir. Kelamda hudus ve imkân delilleri de kullanılır.
- Kant, ontolojik delile “varlık bir yüklem değildir” diyerek itiraz eder; Tanrı’nın varlığının kuramsal akılla ispatlanamayacağını, ancak ahlaki akıl için bir postülat olabileceğini savunur.
- Kötülük problemi, Tanrı’nın her şeye gücü yetmesi, tam iyi olması ve kötülüğün bulunması arasındaki gerilimdir. Yanıtlar: teodise (Leibniz: mümkün dünyaların en iyisi), özgür irade savunması, ruh yapma (imtihan) teodisesi. İslam düşüncesinde Gazali benzeri bir iyimserlik savunur.
- Dinî dil: olumsuz yöntem (via negativa, Tanrı’nın ne olmadığını söylemek), analoji, sembol ve mecaz. Mantıkçı pozitivizm doğrulanabilirlik ilkesiyle dinî önermeleri anlamsız sayar; Wittgenstein’ın dil oyunları yaklaşımı dinî söylemi kendi yaşam biçiminde anlamlı görür.
- Din-bilim ilişkisi Barbour’a göre dört tipte ele alınır: çatışma, bağımsızlık, diyalog ve bütünleşme. Mucize konusunda Hume, doğa yasalarına dair tekdüze deneyimin tanıklıktan güçlü olduğunu söyleyerek mucize haberlerine kuşkuyla yaklaşır.
- Din epistemolojisi: delilcilik (Clifford: yetersiz delille inanmak yanlıştır), fideizm (Kierkegaard: iman sıçrayıştır), Pascal bahsi, James’in inanma isteği ve Plantinga’nın reformed epistemolojisi (Tanrı inancı temel inanç olabilir).
- Tanrı-evren ilişkisi: teizm (yaratıcı ve müdahil), deizm (yaratıp bırakan), panteizm (Tanrı ile evren özdeş), panenteizm (evren Tanrı’da ama Tanrı evrenden fazla). Din çoğulculuğunda dışlayıcılık, kapsayıcılık (Rahner) ve çoğulculuk (Hick) ayırt edilir.
- Dinî tecrübe: Schleiermacher dini “mutlak bağımlılık duygusu” sayar, Otto kutsalı korkutucu ve büyüleyici gizem (numinous) olarak tanımlar, James dinî tecrübenin çeşitliliğini pragmatik biçimde inceler.
Din Bilimleri
- Din sosyolojisi, dini toplumsal bir olgu olarak; toplumla karşılıklı etkileşimi, toplumsal işlevleri ve toplumsal biçimleri açısından inceler. Dinin doğruluğunu ya da yanlışlığını tartışmaz; olguyu betimler ve açıklar.
- Sosyoloji terimini ortaya atan Auguste Comte’tur. Üç hal yasasına göre insan düşüncesi teolojik, metafizik ve pozitif evrelerden geçer; pozitivizm doğru bilginin yalnızca gözlem ve deneye dayalı bilimsel bilgi olduğunu savunur.
- Din sosyolojisinde evrimci yaklaşım, dini basitten karmaşığa doğru gelişen bir süreç olarak ele alır. Tylor animizmi, Frazer sihir–din–bilim sıralamasını, Comte üç hal yasasını bu çizgide kurar.
- Durkheim, dini kutsal ile kutsal olmayanı ayıran, inanç ve uygulamaların aynı ahlaki topluluk içinde birleştiği bütün olarak tanımlar. Ona göre toplumun kendisi kutsal olanın kaynağıdır; ilkel din biçimi totemizmdir.
- Durkheim’e göre toplumsal olgular bireyin dışında ve onu zorlayıcı niteliktedir; şey gibi ele alınmalıdır. Din, kolektif bilinci pekiştirir, toplumsal dayanışmayı sağlar; intihar çalışması toplumsal bütünleşmenin etkisini gösterir.
- Weber, anlayıcı sosyolojinin kurucusudur: toplumsal eylemi failin yüklediği anlam üzerinden açıklar. Protestan Ahlakı ve Kapitalizm Ruhu adlı eserinde Kalvinist ahlak ile kapitalist ruh arasında bir uyum görür.
- Weber’in otorite türleri geleneksel, yasal–rasyonel ve karizmatik otoritedir. Karizmatik önderin etrafında oluşan hareket, önder gidince rutinleşmeye ve kurumsallaşmaya yönelir.
- Marx, dini üretim ilişkileriyle belirlenen bir üst yapı kurumu sayar; din ona göre egemen sınıfın çıkarına hizmet eder ve sömürüyü katlanılır kılar. Feuerbach’ın din eleştirisinden etkilenmiştir; esas eseri Kapital’dir.
- Malinowski’ye göre büyü, din ve bilim farklı ihtiyaçlara karşılık verir. Trobriand Adaları’ndaki gözlemleri, büyünün sonucu belirsiz ve tehlikeli işlerde kaygıyı azaltan bir işlev gördüğünü gösterir; işlevselci yaklaşımın örneğidir.
- Dinin işlevleri arasında anlam sağlama, meşrulaştırma, toplumsal bütünleşme, sosyal kontrol, kimlik kazandırma ve kriz anlarında teselli sayılır. Dinin çatışma doğuran yönü de vardır; bu yüzden işlevler tek yönlü okunmaz.
- Berger’e göre din, toplumsal dünyayı kutsal bir şemsiye altında anlamlı kılar; seküler toplumda bu şemsiyenin çoğulculuk nedeniyle zayıfladığını vurgular. Luckmann ise kurumsal dinden bağımsız ‘görünmez din’ kavramını öne çıkarır.
- Sekülerleşme, dinin toplumsal kurumlar ve bireyin yaşamı üzerindeki belirleyiciliğinin azalması sürecidir. Sekülerleşme tezinin sınırlarını gösteren örnekler, dinin kamusal alanda yeniden görünür olduğu durumlardır.
- İslam düşüncesinde sosyolojik çözümlemenin öncüsü İbn Haldun’dur. Mukaddime’de umran ilmini kurar, asabiyet kavramıyla devletlerin yükseliş ve çöküşünü açıklar. Türkiye’de Ziya Gökalp Durkheim sosyolojisini temel alır.
- Din psikolojisi, dini inanç, yaşantı ve davranışı bireysel ruhsal süreçler bakımından inceler. Kurucu isimler arasında William James ve Starbuck anılır; James Dinsel Tecrübenin Çeşitleri adlı eserinde dinsel deneyimi betimler.
- James dindarlığı ‘sağlıklı ruhlu’ ve ‘hasta ruhlu’ (iki kez doğan) tipler olarak ayırır. Starbuck ise ergenlikte yaşanan ani dinsel dönüşüm (conversion) olgusunu araştırmıştır.
- Freud dini, çocuklukta baba imgesine duyulan ihtiyacın yansıması ve evrensel bir saplantı nevrozu olarak yorumlar; Totem ve Tabu ile Bir Yanılsamanın Geleceği ana eserleridir. Jung ise kolektif bilinçdışı ve arketipler kavramıyla dine daha olumlu yaklaşır.
- Allport dindarlığı içsel (dini kendisi için yaşayan, amaç olarak gören) ve dışsal (dini araç olarak, statü ya da güvenlik için kullanan) olarak ayırır. Fromm ise otoriter ve hümanist din ayrımını yapar.
- Dinsel gelişim bilişsel gelişimle paralel ilerler. Goldman Piaget’yi izleyerek dinsel düşünceyi sezgisel, somut ve soyut aşamalara ayırır; çocuk Tanrı’yı başlangıçta insana benzer (antropomorfik) tasavvur eder, ergenlikte soyut düşünce ve sorgulama artar.
- Fowler inanç gelişimini aşamalara ayırır; Erikson’un psiko-sosyal dönemleri ise güven ve kimlik gibi duygularla dinsel gelişim arasındaki ilişkiyi yorumlamada kullanılır. Ergenlikte kimlik arayışı dinsel sorgulamayı artırabilir.
- Din eğitimi ve öğretiminde hedef, bireyin dini doğru, yaş düzeyine uygun ve sevdirici biçimde öğrenmesidir. Anayasa’nın 24. maddesine göre din kültürü ve ahlak bilgisi, ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasındadır.
- Dinler tarihi, dinleri tarihsel gelişimleri ve karşılaştırmalı yöntemle inceleyen bilimdir; kurucusu olarak Max Müller kabul edilir. Fenomenolojik yaklaşımda Otto ‘numinöz’ deneyimi, Eliade ise kutsal–profan karşıtlığını ve hierofaniyi öne çıkarır.
- Dinin kökeni kuramları: Tylor animizm, Müller doğa mitolojisi, Marett preanimizm (mana), Lang ve Schmidt ilk tek tanrıcılık (yüce varlık inancı), Frazer sihir–din–bilim evrimi, Durkheim totemizm.
- Hint dinlerinde karma, samsara (yeniden doğuş) ve moksha kavramları ortaktır. Hinduizm’in kutsal metinleri Veda’lardır ve toplum kast sistemiyle (varna) düzenlenir; Budizm’de Buda’nın öğretisi dört yüce hakikat ve sekiz katlı yolla özetlenir, hedef nirvanadır.
- Zerdüştlük iyilik tanrısı Ahura Mazda ile kötülük ilkesi Ehrimen arasındaki ikiciliğe dayanır, kutsal kitabı Avesta’dır. Çin’de Konfüçyüs ahlak ve toplumsal düzeni (ren, li), Lao Tzu ise Tao’yu merkeze alır; Japonya’nın geleneksel dini Şintoizm’dir.
- Yahudilik’te Tevrat ve Talmud temel kaynaklardır; Hristiyanlık’ta İncil’le birlikte teslis inancı İznik Konsili’nde (325) tartışılmıştır. Hristiyanlık 1054’te Katolik–Ortodoks diye ayrılmış, 16. yüzyılda Luther ile Protestanlık doğmuştur.