LGS İngilizce Soruları
LGS İngilizce (sınavda 10 soru): 10 konuda 400 özgün soru. Her konunun özeti aşağıda; sorular üyelere açık: ücretsiz giriş yap, uygulamada bildiğin soru bir daha sorulmayacak biçimde çöz.
Uygulamada çözBildiğin soru bir daha sorulmaz, bilmediğin öğrenene kadar tekrar gelirKonular
- Unit 1 · Friendship
- Unit 2 · Teen Life
- Unit 3 · In the Kitchen
- Unit 4 · On the Phone
- Unit 5 · The Internet
- Unit 6 · Adventures
- Unit 7 · Tourism
- Unit 8 · Chores
- Unit 9 · Science
- Unit 10 · Natural Forces
Unit 1 · Friendship
- Kişilik sıfatları: honest (dürüst), generous (cömert), helpful (yardımsever), kind / nice (nazik, iyi kalpli), funny / amusing (komik, eğlenceli), serious (ciddi), careful (dikkatli), energetic (enerjik), social (sosyal), adventurous (maceracı), responsible (sorumluluk sahibi), friendly (arkadaş canlısı), polite (kibar).
- Arkadaşlık kalıpları: back someone up (birini desteklemek), count on someone (birine güvenmek), get on well with someone (biriyle iyi anlaşmak), keep a secret (sır tutmak), tell the truth / tell lies (doğru söylemek / yalan söylemek), make jokes (şaka yapmak), share (paylaşmak), keep in touch (iletişimde kalmak), have similar interests (benzer ilgi alanlarına sahip olmak).
- Davet etme: Would you like to come? / Can you come? / Do you want to join us? / I’m organizing a party. Would you like to join? / Why don’t you join us?
- Daveti kabul etme: Sure. / Sounds great. / I’d love to. / Yeah, why not? / I can’t say no. / That’s a good idea. / I’ll definitely be there.
- Daveti reddetme: kibar ifade (I’d love to, but… / That sounds great, but… / Thanks for the invitation, but… / I’m sorry, but I can’t.) + bahane (I have to study. / I’m visiting my grandparents. / I have another plan.). ‘But’ sonrasındaki gerekçe reddi gösterir.
- Davet kartı/ilanında aranan bilgiler: Ne? (event), Ne zaman? (date, time), Nerede? (place), Kim? (contact person), Ne kadar? (ticket price), Ayrıntı için? (phone, e-mail). Soru sorulmuş bir bilginin metinde olup olmadığı kontrol edilir.
- Soru kelimeleri: Who (kim), What (ne), When (ne zaman), Where (nerede), Why (neden), How (nasıl), How much (ne kadar), How many (kaç), What time (saat kaçta). Cevabı metinde olmayan soru, yazılmayan bilgiyi sorar.
- Öneri ve teklif kalıpları: Shall we …? / How about …ing? / What about …ing? / Why don’t we …? Cevap: Good idea. / Sure. / No, I’d rather …
- Arkadaşı tanımlama: He/She always… , never… , often… , usually… , sometimes… , rarely… kalıplarıyla davranış anlatılır; davranıştan kişilik sıfatı çıkarılır (she never lies → honest; he shares his lunch → generous).
- Tablo, grafik ve anket yorumu: most (en çok / çoğu), more than, less than, as … as, the most popular, the least popular. Yüzdeler karşılaştırılır; ‘sadece’, ‘her zaman’, ‘asla’ gibi aşırı ifadeler dikkatle sınanır.
- Telefon/mesajlaşma ve plan tablosu: Saat aralıklarını karşılaştır; çakışma varsa gerekçe olarak o etkinlik söylenir. Bir etkinlik başka saatteyse ‘çakışıyor’ denilemez.
- Olumlu/olumsuz yorum ayrımı: backs me up, I can count on him (olumlu); breaks his promises, tells lies, can’t be trusted (olumsuz). Soru ‘olumlu’ ya da ‘olumsuz’ istiyorsa her ifade bu açıdan taranır.
Unit 2 · Teen Life
- Boş zaman etkinlikleri: go online / surf the Internet / use social media (internette gezmek), meet friends (arkadaşlarla buluşmak), go to concerts (konsere gitmek), see a play (tiyatro izlemek), do sports (spor yapmak), take photos (fotoğraf çekmek), play an instrument (enstrüman çalmak), visit an art exhibition (sanat sergisi gezmek), go to a book fair (kitap fuarına gitmek), do housework (ev işi yapmak), go trekking / camping (doğa yürüyüşü / kamp).
- Sevme ifadeleri (güçlüden zayıfa): love, enjoy, be fond of, be keen on, be interested in, like. Sevmeme ifadeleri: dislike, hate, can’t stand, be unbearable. ‘Prefer A to B’ A’yı B’ye tercih etmek demektir; ‘would rather’ de tercih bildirir.
- Sıklık zarfları: always (her zaman), usually (genellikle), often (sık sık), sometimes (bazen), rarely (nadiren), never (asla). Sıklık sorusu How often …? ile sorulur; cevap once a week, twice a month, three times a year gibi olur.
- Görüş bildirme sıfatları — olumlu: magnificent, impressive, terrific, amazing, awesome, exciting; olumsuz: awful, terrible, disappointing, boring, insulting. Yorumun olumlu ya da olumsuz olduğu anahtar sözcüğe bakılarak bulunur.
- Anket ve araştırma: survey / questionnaire (anket), research (araştırma), results (sonuçlar). Anket soruları alışkanlık ve tercihleri sorar (What do you do at weekends? How often do you…? Which activities do you do?). Bilgi veren sorular ankete uygun değildir.
- Grafik ve tablo yorumu: most / the most popular (en çok), the least popular (en az), more than, less than, as … as, half (yarı), a few (birkaç), none (hiç). Yüzdeler toplanarak ‘çoğunluk’, ‘yarıdan fazla’ gibi ifadeler sınanır.
- Plan/program okuma: gün, saat ve tarih aralıkları karşılaştırılır; çakışan etkinlikler birlikte yapılamaz. ‘At the weekend’ Cumartesi ve Pazar günlerini kapsar; weekdays Pazartesi–Cuma’dır.
- İki kişinin ortak seçim yapması: Her kişinin sevdiği ve sevmediği şeyler listelenir; seçenek hem ortak ilgiye uymalı hem de sevilmeyen bir öğe içermemelidir. Tarih ve fiyat gibi koşullar da kontrol edilmelidir.
- Metinde cevabı olan/olmayan soru: Metinde açıkça verilen bilgiler (kim, ne, nerede, ne zaman) cevaplanabilir; verilmeyen ayrıntılar (ücret, süre, neden gibi) cevaplanamaz. Cevaplanabilir olduğundan emin olmadan seçme.
- Kültürel farklar ve karşılaştırma: Farklı ülkelerdeki gençlerin günlük rutinleri (daily routine), sevdikleri etkinlikler ve zaman kullanımı karşılaştırılır; More than / less than ile çıkarım yapılır.
- Kabul veya ret içeren diyaloglarda (invitation) ve plan tablolarında hangi bilginin verildiğini ayırt etmek gerekir; aşırı ifadeler (only, never, always) sınanmalıdır.
Unit 3 · In the Kitchen
- Tarif sırası: First (önce), then / next / after that (sonra), finally (son olarak). Adımlar bu bağlaçlarla sıralanır; mantıksal sıra: malzemeleri hazırla → karıştır → pişir → servis et. Bir adımın ‘sonrası’ sorulduğunda metindeki sıra izlenir.
- Hazırlama fiilleri: wash / rinse (yıkamak), peel (kabuğunu soymak), chop (doğramak), slice (dilimlemek), dice (küp doğramak), grate (rendelemek), mix / stir (karıştırmak), whisk (çırpmak), pour (dökmek), add (eklemek), heat (ısıtmak), serve (servis etmek).
- Pişirme yöntemleri: bake (fırında pişirmek), boil (haşlamak, kaynatmak), fry (kızartmak), grill (ızgara yapmak), roast (fırında kızartmak), steam (buharda pişirmek). Fried = kızarmış, baked = fırında pişmiş, grilled = ızgara, boiled = haşlanmış.
- Mutfak araçları: pan (tava), pot (tencere), bowl (kase), spoon (kaşık), knife (bıçak), grater (rende), whisk (çırpıcı), mixer / blender (mikser / blender), oven (fırın), cake pan (kek kalıbı). Yöntem (bake, fry) ile araç (pan, bowl) karıştırılmaz.
- Ölçü birimleri: a cup of (bir su bardağı), a glass of (bir bardak), a teaspoon / tablespoon (çay / yemek kaşığı), a pinch of (bir tutam), a slice of (bir dilim), a bowl of (bir kase). Ölçü ifadesi malzemeye uygun olmalıdır (a pinch of salt, a slice of bread).
- Tatlar: sweet (tatlı), sour (ekşi), salty (tuzlu), spicy (acı / baharatlı), bitter (acı), delicious / tasty (lezzetli), fatty (yağlı), dry (kuru), fresh (taze), healthy ↔ unhealthy (sağlıklı ↔ sağlıksız). Tat sıfatı cümlenin bağlamına uymalıdır.
- Yiyecek grupları: red meat (kırmızı et: steak, meatballs) ↔ white meat (beyaz et: chicken, fish); fast food (hamburger, pizza, fries) ↔ homemade / healthy food (soup, salad); hot ↔ cold dessert (pudding / ice cream); vegetables, fruit, dairy. Beslenme tercihleri tablo ve metinlerden çıkarılır.
- Yemek isteme ve tarif sorma: Can you give me the recipe? What are the ingredients? What are the preparation steps? How long does it take to cook? Cevap: You need … / First, … then … / About 30 minutes.
- Restoran dili: menu (menü), order (sipariş vermek), starter (başlangıç), main course (ana yemek), dessert (tatlı), drinks (içecekler), bill (hesap), waiter (garson), reasonable / expensive / cheap price (makul / pahalı / ucuz), slow / fast service (yavaş / hızlı servis). Yorumlar olumlu–olumsuz ayrılır.
- Sağlıklı beslenme: Eat fruit and vegetables, drink enough water, prefer white meat to red meat, avoid fast food, don’t use too much salt and sugar, have breakfast, eat homemade food. Bu öneriler brosür ve afiş sorularında ölçüttür.
- Tercihe göre menü/restoran seçme: Önce kişinin sevdiği ve sevmediği şeyleri (meat, fish, hot, cold, sweet, spicy) çıkar; sonra her seçeneği tek tek ele. Bir tane bile sevilmeyen öğe varsa seçenek elenir. Fiyat, süre ve tarih gibi koşullar da kontrol edilir.
- Anket ve grafik yorumu: most popular, more than, less than, half, a few; yüzdelerle ‘çoğu’ ve ‘az’ gibi ifadeler sınanır. Soruların cevabı grafikte olmayan bilgilerden (neden, fiyat, sağlık) oluşmaz.
Unit 4 · On the Phone
- Telefonu açarken: "Hello, this is Ali speaking." / "Hello, (company name). How can I help you?" Kendini tanıtırken "This is ... (speaking/calling)" kullanılır; "I am Ali" demek telefon kalıbı değildir.
- Biriyle konuşmak istemek: "May I speak to Mr. Kaya, please?", "Can I talk to ...?", "Is Mr. Kaya there?", "Could you put me through to ...?" (beni ... ile görüştürür müsünüz).
- Kişi uygunsa: "Hold on a moment/Hang on a minute, I'll get him." ya da "I'll put you through." Kişi uygun değilse: "He is not available at the moment.", "He is in a meeting.", "I'm afraid he has gone out / isn't at home."
- Mesaj bırakmak ve almak: "Would you like to leave a message?", "Could you tell him to call me back?", "I'll let her know.", "Can I take a message?" Telefon kapatırken: "Goodbye, take care, talk to you soon."
- Anlaşılmadığında: "Sorry, could you repeat that, please?", "Could you speak louder?", "The line is bad.", "Could you spell your name?" Bilgi alınırken isim, telefon numarası, tarih ve saat sorulur: "Can I have your name and phone number?"
- Müşteri hizmetleri / çağrı merkezi arama nedenleri: rezervasyon yaptırmak (book a flight/ticket/table), bilgi almak (get information), şikâyet etmek (make a complaint), ürün iade etmek veya değiştirmek (return/exchange a product), sipariş vermek (order).
- Rezervasyon konuşmaları: "one way or return?" (tek yön mü gidiş-dönüş mü), tarih, saat, yer, isim ve telefon bilgisi alınır; konuşmadaki bilgiler bilet, form ya da not ile eşleştirilir.
- Davet etme ve cevap verme: "Would you like to join us?", "Why don't we ...?" Kabul: "I'd love to.", "Sounds great!", "Why not?" Red: "I'm afraid I can't come.", "Thanks, but I must study." Red çoğunlukla bir bahane (excuse) ile gelir.
- Bahane (excuse) türleri: sağlık (I'm ill, I have an appointment with the doctor), başka plan (I have other plans), ödev/sınav (I have to study), aile/misafir (my cousins are visiting). Bahaneyi sorulan bilgiyle eşleştirmek LGS'nin sık sorusudur.
- Telefon deyimleri: hang up (telefonu kapatmak), pick up (açmak), call back (geri aramak), hold on (hatta beklemek), put through (bağlamak), wrong number (yanlış numara), busy (meşgul), bad line (kötü hat).
- Kibar ifadeler: "Could you ... ?", "Would you like to ... ?", "May I ... ?" kalıpları "Speak louder!" gibi emirlerden daha kibardır. Bilgi, tablo ve program okurken saat/gün çakışmasına dikkat edilir.
- Okuma stratejileri: telefon diyaloglarında sırayı kurma, boşluk tamamlama, "hangisi diyalogda yoktur" soruları ve aynı amaçla arayan kişileri eşleme. Her seçenek diyalogdaki bilgiyle tek tek karşılaştırılır.
- İletişim tercihleri: phone call (arama), text message (kısa mesaj), letter (mektup), postcard (kartpostal), face-to-face (yüz yüze), social networking site. Kişilerin tercihlerini gerekçeleriyle eşleştirmek gerekir.
Unit 5 · The Internet
- İnternetin kullanım amaçları: iletişim kurmak (chat, send e-mails, video call), bilgi aramak (search for information, do research), alışveriş (online shopping), eğlence (play games, watch videos/series), eğitim (take an online course, do homework), haber okumak (read the news).
- Güvenli internet kuralları: kişisel bilgi (address, phone number, e-mail) paylaşma; tanımadığın kişilerden gelen e-posta ve dosyaları açma; internette tanıştığın kişilerle buluşma; sadece güvendiğin sitelerden alışveriş yap; şifreni kimseyle paylaşma.
- Güçlü şifre: yeterince uzun olmalı (en az 8–10 karakter), harf + rakam + noktalama işareti karışımı içermeli, ardışık sıra (12345, abcde) ve kişisel bilgi (ad, doğum tarihi, telefon numarası) içermemeli. Şifre tahmin edilmesi zor olmalıdır.
- Sosyal medyada güvenlik: profil ayarlarını gizli (private) tut, fotoğraf/video paylaşmadan önce düşün, özel hayatını anlatma, her habere inanmadan önce kaynağını kontrol et (confirm), tanımadığın kişilerin arkadaşlık isteklerini kabul etme.
- Avantajlar (advantages): zaman ve para tasarrufu, hızlı iletişim, her yerden bilgiye ulaşma, uzaktan eğitim, rahat alışveriş, faturaları evden ödeme, yabancı dil pratiği. Dezavantajlar (disadvantages): bağımlılık, göz ve konsantrasyon sorunları, sosyal hayatın zayıflaması, kötü notlar, güvenlik riskleri.
- İnternet bağımlılığı (addiction): günde çok uzun süre çevrimiçi kalmak, gerçek arkadaşlarla az görüşmek, ödevleri aksatmak. Çözüm: ekran süresini azaltmak (spend less time online), dışarı çıkıp arkadaşlarla görüşmek, yeni hobiler edinmek.
- Anket ve grafik okuma: yüzdeler ve sayılar karşılaştırılır. Kalıplar: more / fewer / less than; the most / the least popular; half of (yarısı), nearly (neredeyse), about (yaklaşık), twice as many as (iki katı). "Hangisi doğru/yanlış?" sorularında her şık veriyle karşılaştırılır.
- İki yılın karşılaştırması: "In 2023, more people watched videos than in 2021." Artış için more / increased, azalış için fewer / less / decreased, değişmeme için the same kullanılır; sayılar dikkatle kıyaslanmalıdır.
- Başlık ve ana fikir soruları: bir metne uygun başlık seçerken tek bir ayrıntıya değil metnin tamamına uyan genel ifade seçilir (ör. "Internet Habits of Different Ages"). Metinde olmayan bilgi soruları için her seçenek metinde aranır.
- Öneri kalıpları: You should / shouldn't ... (yapmalısın / yapmamalısın), Don't ... (yapma), Be careful about ..., Make sure that ... , Never ... Örn: "You shouldn't download files from unknown websites."
- İnternet kelimeleri: website (web sitesi), password (şifre), account (hesap), log in / sign up (giriş yapmak / kayıt olmak), download / upload (indirmek / yüklemek), search engine (arama motoru), link (bağlantı), virus programme (antivirüs), online course (çevrimiçi kurs), blog.
- Görüş bildirme: In my opinion ..., I think ..., I believe ... Olumlu görüş: "The Internet makes our lives easier." Olumsuz görüş: "It causes problems in relationships." Kişilerin cümlelerinden olumlu/olumsuz tarafı ayırt etme sık sorulur.
- Neden–sonuç ve zıtlık bağlaçları: because (çünkü), so (bu yüzden), however (ancak), also (ayrıca), firstly / then / finally (sıralama). "Online games are fun. However, playing too much can cause sleep problems."
Unit 6 · Adventures
- Aşırı (extreme) sporlar heyecan (excitement), macera (adventure) ve adrenalin içerir ve çoğu zaman risklidir. Hava sporları: paragliding (yamaç paraşütü), skydiving (serbest düşüş), hang-gliding (kanatlı planör), hot-air balloon.
- Su sporları: rafting, scuba diving (tüplü dalış), canoeing (kano), kayaking (kayak), windsurfing, surfing. Kara sporları: rock climbing (kaya tırmanışı), trekking (doğa yürüyüşü), mountain biking, caving (mağaracılık), bungee jumping, skateboarding, motor racing.
- Spor ve ekipman eşleşmesi: skydiving/paragliding → parachute, helmet; scuba diving → oxygen tank, mask, fins, wet suit; rafting → life jacket, helmet, paddle; rock climbing → rope, harness, helmet; canoeing/kayaking → paddle, life jacket.
- Güvenlik kuralları: ekipmanı eksiksiz kullan (wear a helmet / life jacket), eğitim al (take a course), rehbere ve eğitmene uy (listen to the guide), hava durumunu kontrol et, grubunla kal, hayvanlara ve doğaya zarar verme, kuralları bilmeden riskli sporu deneme.
- Tercih ifade etme: I love / I am keen on / I am crazy about ... ; I prefer A to B ; I would rather do indoor activities than outdoor ones. Korku: I am afraid of heights / water. Bir sporun nedenini "because" ile açıklarız: "I like trekking because I love nature."
- Sıfatlar: exciting / thrilling (heyecan verici), dangerous (tehlikeli), risky, challenging (zorlayıcı), scary (korkutucu), amusing (eğlenceli), mysterious (gizemli), adventurous (maceracı), eco-friendly (doğa dostu). Courage = cesaret, adrenaline = adrenalin.
- Karşılaştırma: dangerous → more dangerous than → the most dangerous; exciting → more exciting → the most exciting; cheap → cheaper than → the cheapest. "as ... as" eşitlik anlatır: "Rafting is as popular as kayaking."
- Broşür ve ilan okuma: tarih, fiyat (price per person), yaş sınırı (age), saat, iletişim (contact), dahil olanlar (equipment included, free food, free transportation). Kişinin bütçesi, yaşı, zamanı ve tercihine göre uygun etkinlik seçilir.
- İlan/broşür karşılaştırmasında kişi ihtiyaçlarını (örn. para az, ekipmanı yok) tek tek eleriz: "He prefers scuba diving because the equipment is included." Her seçenek hem tercih hem koşullarla uyuşmalıdır.
- Bahaneler ve davet: "Would you like to try bungee jumping?" → "I'd love to, but I'm afraid of heights." / "I can't, I have a health problem." Çıkarım sorularında kişinin gerçek durumu ile söylediği bahane uyuşmalıdır.
- Metinde olmayan bilgi soruları: Who / When / Where / How much / How long soruları metinde aranır; cevabı bulunmayan soru doğru seçenektir. Ana fikir sorusunda tek ayrıntı değil metnin tamamını kapsayan ifade seçilir (ör. "experiences with extreme sports").
- Anket ve tablo yorumu: most / least popular, half of, twice as many as, as popular as, more / fewer than. Yüzde ve sayılar toplanıp karşılaştırılır; "Hangisi doğru değildir?" sorularında her seçenek veriyle denenir.
- Safari ve doğa gezileri: uygun kıyafet (appropriate clothes), rehberi dinle (listen to the tour guide), araçtan inme (don't leave the car), hayvanları rahatsız etme (don't disturb the animals), fotoğraf çekerken yaklaşma.
Unit 7 · Tourism
- Tatil türleri: beach holiday (deniz-kum), cultural holiday (kültür), adventure holiday (macera), safari holiday (yaban hayatı), cruise holiday (gemi turu), winter holiday (kış), summer camp (yaz kampı).
- Konaklama türleri: all-inclusive hotel (her şey dahil), bed and breakfast (kahvaltı dahil küçük otel), hostel (ucuz yurt tipi), guesthouse (pansiyon), campsite (kamp alanı), five-star hotel (lüks otel).
- Aktiviteler: sightseeing, trekking, rafting, canoeing, paragliding, skydiving, bungee jumping, scuba diving, windsurfing, ice-climbing, horse-riding; ekstrem sporlar macera tatilinde yapılır.
- Tercih bildirme: I prefer + V-ing / I would rather + V (yalın) (than ...) / I am interested in + V-ing / I love ... because ...; tercihin nedeni because ile verilir.
- Gelecek planı: be going to (önceden verilmiş karar, plan) ve will (anlık karar, tahmin); First, Then, After that, Finally ile sıralama yapılır.
- Öneri ve uyarı: You should / shouldn't ...; Don't touch ...; Please keep the place clean. Tarihi yerlerde kurallara uyulur.
- Davet ve yanıt: Would you like to join us? – Yes, I'd love to. / I'm sorry, I can't. Rezervasyon: I'd like to book a room for two nights.
- Soru kalıpları: How long (süre), How much (fiyat), How often (sıklık), How far (uzaklık), Where, When, What kind of ...?
- Broşür, e-posta, kart, anket, tablo ve grafik okuma: verilen bilgiyi eşleştirme, metinde olmayan bilgiyi bulma, ana fikir çıkarma, bütçe-yaş-ilgi koşullarına göre seçim yapma.
- Karşılaştırma: cheaper than, more expensive than, the cheapest, the most popular, as ... as, twice as many; grafik yorumlarında kullanılır.
- Yer ve kültür sözcükleri: ancient city, historic site, museum, bazaar, castle, World Heritage List, local food, souvenir, tourist, destination, scenery, nationality, culture.
- Eko-turizm: doğayı koruyan, yerel halka destek olan, çöp bırakmayan, doğada yürüyüş/bisiklet tercih eden turizm anlayışıdır.
Unit 8 · Chores
- Mutfak işleri: cook, wash the dishes, load/unload the dishwasher, set the table, clear the table, do the washing-up, make a sandwich, put the groceries away.
- Ev içi işler: do the laundry (çamaşır yıkama), do the ironing, vacuum the carpet, dust the shelves, mop/sweep the floor, make the bed, tidy up the room, fold the clothes, clean the bathroom.
- Ev dışı işler: take out the garbage, water the plants, mow the lawn, sweep the leaves, wash the car, walk the dog, feed the pets, do the grocery shopping.
- Sorumluluk bildirme: be responsible for / be in charge of + isim ya da V-ing; I'm in charge of watering the plants. have to / must görev ve zorunluluk bildirir.
- Zorunluluk ve yasak: must / have to (zorunluluk), mustn't (yasak), don't have to (gerek yok, zorunlu değil); Öneri: should / shouldn't.
- İstek, teklif ve ret: Can you help me with ...? – Sure. / I'll do it. / I'm afraid I can't right now. / Could you take out the garbage? – Of course.
- Sıklık: always, usually, often, sometimes, never; every day, twice a week, once a month; How often ...? sorusuna verilir.
- Geçmiş ve şimdiki zaman: Yesterday I washed the dishes (past simple); Look! Dad is cleaning the car (present continuous). Plan için be going to kullanılır.
- Görev çizelgeleri (chore chart) okurken gün, kişi ve iş eşleştirilir; süre, puan ve sayı toplama/karşılaştırma gerekebilir.
- Nedenini açıklama: because (çünkü), so (bu yüzden). Ev işleri çocuklara sorumluluk, zaman planlama ve iş birliği öğretir.
- Okul ve sınıf kuralları: keep the classroom tidy, do your homework, help other students; kural cümleleri genellikle emir kipiyle (Don't ...) kurulur.
- Karşılaştırma ve yorum: more than, less than, the most, the fewest, as often as, twice as many; grafik, anket ve tablo yorumunda kullanılır.
Unit 9 · Science
- Bilim insanı türleri: scientist, astronomer (yıldız-gezegen), biologist (canlılar), chemist (kimyasallar), physicist (fizik), mathematician, engineer, inventor, physician (doktor), researcher.
- Fiiller: invent (yeni bir şey icat etmek), discover (var olanı keşfetmek), develop/improve (geliştirmek, iyileştirmek), conduct research (araştırma yapmak), produce (üretmek), work on (üzerinde çalışmak).
- Biyografi anlatımı geçmiş zamanla yapılır: was/were born in, studied, graduated from, moved to, became, wrote, received/won a prize, died in. Tarihlerde in + yıl, on + tam tarih kullanılır.
- Türk ve İslam dünyası bilginleri: Aziz Sancar (2015 Kimya Nobeli), Cahit Arf (matematik), Fuat Sezgin (İslam bilim tarihi), Ali Kuşçu (astronomi), Kaşgarlı Mahmud (ilk Türkçe sözlük), Cezeri (makine mühendisliği), Piri Reis (dünya haritası), Ibn Sina (tıp).
- Laboratuvar araç-gereçleri: microscope, telescope, thermometer, test tube, beaker, scales, magnifying glass, magnet; koruyucular: goggles (gözlük), gloves (eldiven), lab coat (önlük).
- Laboratuvar kuralları: Wear goggles. Don't taste or smell chemicals. Wash your hands after the experiment. Don't run. Tell your teacher about accidents. Yasaklar Don't + fiil ile verilir.
- Deney basamakları sıralayıcılarla anlatılır: First, Then, Next, After that, Finally; Step 1, Step 2 ... Emir kipi kullanılır: Pour the water into the cup. Deneyin amacı, malzemeleri, adımları ve sonucu ayrı ayrı okunur.
- Şimdiki zaman (present continuous) laboratuvarda o an olanları anlatır: Carl is pouring a liquid into a test tube. Emily is taking notes.
- Amaç bildirme: use ... to + fiil (A microscope is used to see very small things). Sonuç ve neden: because, so, thanks to.
- Ana fikir, çıkarım ve metinde olmayan bilgiyi bulma: metnin tamamını özetleyen cümle ana fikirdir; metinde geçmeyen ayrıntıya cevap verilemez.
- Tablo ve grafik yorumlama: sayıları toplama, karşılaştırma (more than, fewer than, twice as many), zaman çizelgesinde olayların sırasını ve aradaki yılı hesaplama.
- Gelecek ve teknoloji: robots, solar panels, artificial limbs, drones; will ile tahmin, be going to ile plan. Bilim ve teknoloji insanlara yardım eder ve hayatı kolaylaştırır.
Unit 10 · Natural Forces
- Doğal afetler: earthquake (deprem), flood (sel/taşkın), landslide (heyelan), avalanche (çığ), volcanic eruption (yanardağ patlaması), tsunami, hurricane, tornado, storm, drought (kuraklık), forest fire (orman yangını).
- Deprem bilgisi: magnitude (büyüklük), epicentre (merkez üssü), aftershock (artçı sarsıntı); büyüklük arttıkça hasar artar. Tsunami çoğunlukla deniz altı depremiyle başlar.
- Afet kartı/haber okuma: DISASTER (afet türü), DATE (tarih), LOCATION (yer), MAGNITUDE (büyüklük) bilgileri okunur; afet türü ipuçlarından çıkarılır.
- Nedenler: deforestation (ağaç kesimi) heyelan ve kuraklığı artırır; dikkatsizlik (sigara, söndürülmemiş ateş) orman yangını çıkarır; sera gazları global warming (küresel ısınma) yaratır.
- Küresel ısınmanın sonuçları: buzulların erimesi, deniz seviyesinin yükselmesi, kuraklık, aşırı yağış ve daha güçlü fırtınalar.
- Önlem ve öneri: should / shouldn't, must / mustn't, Don't + fiil. Depremde sağlam masanın altına gir; yangında asansör kullanma; seli duyunca yüksek yere çık; fırtınada ağaç altında durma.
- Acil durum çantası (emergency kit): torch (el feneri), bottled water, first-aid kit, radio, batteries, whistle, documents, dry food.
- Afet öncesi / sırası / sonrası: Before (hazırlık), During (güvenli yer), After (resmî uyarıları izle, güvenli olduğunda dön); evacuate = tehlikeli yeri boşaltmak.
- Neden-sonuç bağlaçları: because (çünkü), so (bu yüzden), as a result; If cümleleri: If it doesn't rain, there will be a drought.
- Geçmiş zamanla haber anlatımı: The earthquake hit at 3 a.m. Many buildings collapsed. People left their homes. Strong winds broke the windows.
- Tablo, grafik ve uyarı metinlerini okuma: sayıları karşılaştırma (doubled, increased, the biggest rise), hız-uzaklık gibi basit hesap, uyarı levhası ve hava durumu uyarısı yorumlama.
- Acil arama ve diyalog: Fire Department. What's the emergency? – My house is on fire! – What's your address? Sakin kalmak ve doğru bilgi vermek önemlidir.