YKS · AYT AYT Edebiyat Soruları
YKS · AYT AYT Edebiyat (sınavda Türk Dili ve Edebiyatı-Sosyal Bilimler-1 · 24 soru): 16 konuda 1.014 özgün soru. Her konunun özeti aşağıda; sorular üyelere açık: ücretsiz giriş yap, uygulamada bildiğin soru bir daha sorulmayacak biçimde çöz.
Uygulamada çözBildiğin soru bir daha sorulmaz, bilmediğin öğrenene kadar tekrar gelirKonular
- Edebiyata Giriş ve Metin Türleri
- Nazım Birimi, Nazım Biçimleri ve Türleri
- Ölçü, Kafiye, Redif ve Şiir Türleri
- Söz Sanatları
- Türk Edebiyatının Dönemleri, İslamiyet Öncesi ve Geçiş Dönemi
- Divan Edebiyatı ve Şairleri
- Halk Edebiyatı ve Halk Şairleri
- Edebî Akımlar
- Tanzimat Edebiyatı
- Servetifünun ve Fecriati Edebiyatı
- Millî Edebiyat Dönemi ve Beş Hececiler
- Cumhuriyet Dönemi Türk Şiiri
- Cumhuriyet Dönemi Roman ve Hikâye
- Cumhuriyet Dönemi Tiyatro ve Öğretici Metinler
- Dünya Edebiyatı ve Türkiye Dışındaki Çağdaş Türk Edebiyatı
- Türk Edebiyatında İlkler, Unvanlar ve Genel Tekrar
Edebiyata Giriş ve Metin Türleri
- Sanat; işitsel (fonetik), görsel ve dramatik olmak üzere üçe ayrılır. Edebiyat, sözcüklerin sesine ve anlamına dayandığı için işitsel sanatlar grubunda yer alır; müzik de bu gruptadır.
- Sanatta amaç estetik değer üretmek, özgün ve güzel olanı ortaya koymaktır. Zanaat ise maddeye dayanan, beceri ve ustalık isteyen işlerdir (marangozluk, dokumacılık gibi); zanaatta üretim ve kazanç öne çıkar, sanatta özgünlük.
- Öğretici metinde amaç bilgi vermektir: sözcükler gerçek anlamdadır, anlatım nesneldir, dilin göndergesel işlevi ağır basar, terimsel dil kullanılabilir. Edebî (sanatsal) metinde ise söyleyiş mecazlıdır, anlatım özneldir, dil sanatsal işlevdedir ve metin yoruma açıktır.
- Edebiyat insanı konu aldığı için birçok bilimle ilişkilidir. Tarih: eserin konusu tarihten alınabilir (Osmancık, Küçük Ağa), tarihî bilgiler edebî eserlerden öğrenilebilir. Psikoloji: kahramanların ruh dünyası işlenir (Eylül, Dokuzuncu Hariciye Koğuşu). Sosyoloji: eser dönemin toplumsal yapısını yansıtır.
- Coğrafya ile ilişkiyi gezi yazıları, seyahatnameler ve sefaretnameler kurar (Evliya Çelebi, Seyahatname). Felsefe ile ilişki ise düşünce dünyasını öne çıkaran felsefi romanlarda, örneğin Albert Camus’nün eserlerinde görülür.
- Sözlü anlatım türlerinden panel, sohbet havasında yürüyen ve uzmanların konuyu aydınlatmayı amaçladığı bir oturumdur; karar almak amaç değildir. Forum, panelin devamında dinleyicilerin de soru sorup görüş bildirdiği aşamadır. Sempozyum (bilgi şöleni) ise akademik konuların uzmanlarca farklı yönleriyle ele alındığı bilimsel toplantıdır; başkan sonunda özetler.
- Münazara yarışma havasında geçer; bir başkan, jüri ve grup sözcüleri vardır, kazanan ve kaybeden belirlenir. Açık oturumda güncel ya da toplumsal bir konu, önce açıklanır, ardından konuşmacılar tanıtılır; farklı görüşler dinleyiciye sunulur. Konferans tek konuşmacıyla bilgi verme amaçlı bir sunuştur.
- Söylev (nutuk), hitabete dayanır; coşturucu, inandırıcı ve etkileyicidir. Brifing, yetkililere bir konuda kısaca yapılan bilgilendirmedir. Mülakat soru-cevap biçimindedir ve konuşanın görüşleri aynen aktarılır. Seminer, bir ya da birkaç konuşmacının katılımcıları bilgilendirdiği çalışmadır; tartışmada başkan sınırları belirler ve sonunda özetler.
- Mektup; özel, edebî, iş, resmî ve açık mektup gibi türlere ayrılır. Divan edebiyatında mektupların toplandığı esere münşeat denir. Önemli örnekler: Fuzuli’nin Şikâyetname’si, Cahit Sıtkı Tarancı’nın Ziya’ya Mektuplar’ı, Muallim Naci’nin Mektuplarım’ı, Ziya Gökalp’in Limni ve Malta Mektupları, Nazım Hikmet’in Kemal Tahir’e Mapushaneden Mektuplar’ı.
- Günlük, yaşanan günlerin tarih atılarak yazılmasıdır; eski edebiyatta ruzname, Tanzimat’ta jurnal denir. İç konuşma tekniği kullanılır. Anı geriye, günlük ileriye dönüktür. Örnekler: Direktör Ali Bey’in Seyahat Jurnali (Batılı anlamda ilk günlük), Nurullah Ataç’ın Günce’si, Oğuz Atay’ın Günlük’ü, Tomris Uyar’ın Gün Dökümü. Çalıkuşu romanında günlük tekniği kullanılır.
- Anı (hatıra), yaşanmış geçmişin sonradan anlatılmasıdır. Önemli anılar: Ahmet Rasim’in Falaka’sı, Falih Rıfkı Atay’ın Çankaya ve Zeytindağı’sı, Halit Ziya’nın Kırk Yıl ve Saray ve Ötesi’si, Yakup Kadri’nin Anamın Kitabı, Necip Fazıl’ın Babıâli’si, Namık Kemal’in Magosa Hatıraları, Ziya Paşa’nın Defter-i Amal’i, Ahmet Mithat’ın Menfa’sı.
- Biyografi (yaşam öyküsü) eski edebiyatta tercüme-i hâl adını taşır. Plutarkhos’un Hayatlar’ı dünyadaki ilk örnekler arasında sayılır; Şevket Süreyya Aydemir’in Tek Adam’ı ve Recaizade Mahmut Ekrem’in Kudemadan Birkaç Şair’i önemlidir. Oğuz Atay’ın Bir Bilim Adamının Romanı biyografik romandır. Otobiyografi kişinin kendi hayatını yazmasıdır: Katip Çelebi’nin Mizanü’l-Hak’ının hatime kısmı ilk örnektir; Suyu Arayan Adam ve Mavi Sürgün başka örneklerdir. Monografi, ünlü bir kişinin hayatını ayrıntılı işler (Yakup Kadri, Ahmet Haşim).
- Gezi yazısı (seyahatname), gezilip görülen yerlerin gözlemlerle aktarıldığı türdür. Dünyadan Marco Polo ve İbn-i Battuta anılır. Bizde Evliya Çelebi Seyahatname’yi, Piri Reis Kitab-ı Bahriye’yi, Seydi Ali Reis Miratü’l-Memalik’i kaleme almıştır. Sonraki örnekler: Ahmet Haşim’in Frankfurt Seyahatnamesi, Haldun Taner’in Düşsem Yollara Yollara’sı, Azra Erhat’ın Mavi Anadolu’su, Nabi’nin hac yolculuğunu anlatan Tuhfetü’l-Haremeyn’i.
- Makale bilimsel dille, nesnel biçimde, kanıtlamaya dayanarak yazılan öğretici bir yazıdır; uzmanlık gerektirir. Edebiyatımızda ilk makale Şinasi’nin Tercüman-ı Ahval Mukaddimesi’dir. Ziya Paşa’nın Şiir ve İnşa’sı ile Süleyman Nazif’in Çal Çoban Çal’ı önemli örneklerdir.
- Deneme kanıtlama amacı gütmez, konu sınırı yoktur; yazar kendi kendine konuşur gibi yazar ve öznellik hâkimdir. Dünyada Montaigne öncüdür; bizde Nurullah Ataç denemenin başlıca ustası sayılır. Sabahattin Eyüboğlu (Mavi ve Kara), Ahmet Hamdi Tanpınar (Beş Şehir), Cemil Meriç (Bu Ülke), Yahya Kemal (Aziz İstanbul, Eğil Dağlar) ve Ataç (Günlerin Getirdiği, Karalama Defteri, Okuruma Mektuplar) başlıca temsilcilerdir.
- Sohbet (söyleşi), senli benli bir dille ve okurla konuşur gibi yazılır; konu seçiminde sınır yoktur. Ahmet Rasim’in Muharrir Bu Ya ve Ramazan Sohbetleri, Suut Kemal Yetkin’in Edebiyat Söyleşileri örnektir. Fıkra (köşe yazısı) ise güncel olayları günübirlik, ispat kaygısı gütmeden, alaycı ve iğneleyici bir üslupla işler; Ahmet Rasim’in Şehir Mektupları ve Eşkâl-i Zaman’ı bilinir.
- Eleştiri (tenkit), eseri inceleyip tanıtmak ve değerini göstermek amacıyla yazılır; nesnel ya da öznel olabilir. İlk eleştiri örneği Namık Kemal’in Lisan-ı Osmanî’nin edebiyatını ele alan mülahazat yazısıdır. Önemli kitaplar: Ekrem’in Zemzeme’si, Muallim Naci’nin Demdeme’si, Namık Kemal’in Tahrib-i Harabat ve Takip’i, Hüseyin Cahit’in Kavgalarım’ı, Oktay Akbal’ın Dost Kitaplar’ı.
- Röportaj, soru-cevap yöntemine dayanan, görüntü ve ses unsurlarıyla desteklenen gazete yazısıdır; Alman ve Amerikan röportajı diye türleri vardır. Yaşar Kemal’in Çukurova Yana Yana ve Bu Diyar Baştan Başa kitapları röportaj örneğidir. Haber yazısı 5N 1K’ya (ne, ne zaman, nasıl, nerede, niçin, kim) cevap verir, tarafsız olmalıdır; bülten, radyo ve televizyonda da yer alır.
- Masalda yer ve zaman belirsizdir, evrensel motifler vardır, olaylar tamamen düş ürünüdür; bölümleri döşeme, olay ve dilektir. Örnekler: Binbir Gece Masalları, Keloğlan Masalları, Pançatantra, Ezop ve La Fontaine masalları. Fablda hayvan ya da bitki insan gibi konuşturulur (teşhis ve intak), ahlak dersi verilir: Kelile ve Dimne, Şeyhi’nin Harname’si.
- Efsane (söylence) inandırmayı amaçlar ve abartı yüklüdür; taş kesilme en çok başvurulan motiftir. Türk edebiyatında Şahmeran, Hızır ile İlyas, Boş Beşik, Çakıcı Efe ve Yusufçuk Kuşu bilinen örneklerdir. Destan, epope sözcüğünden türemiştir; zaman ve mekân belirsizdir, ürün çekirdek (doğuş), yayılma ve derleme aşamalarından geçer, dinî, millî ve kültürel ögeler içerir.
- Destanlar doğal (halkın ortak ürünü) ve yapay (bir sanatçının yazdığı) olmak üzere ikiye ayrılır. İslamiyet öncesi doğal Türk destanları: Saka’da Alp Er Tunga ve Şu, Hun’da Oğuz Kağan ve Attila, Göktürk’te Bozkurt ve Ergenekon, Uygur’da Türeyiş ve Göç, Altay-Yakut’ta Yaratılış.
- Dünya destanlarında doğal olanlar: İlyada ve Odysseia (Homeros), Şehname (Firdevsi), Kalevala (Lönnrot), Nibelungen, Mahabharata ve Ramayana, Gılgamış, Beowulf. Yapay olanlar: Kurtarılmış Kudüs (Tasso), Çılgın Orlando (Ariosto), İlahi Komedya (Dante), Kaybolmuş Cennet (Milton), Aeneis (Vergilius), Henriade (Voltaire), Os Lusiadas (Camoes).
- Roman Tanzimat’la birlikte edebiyatımıza girmiştir. İlk çeviri roman Yusuf Kamil Paşa’nın Telemak’ıdır; ilk yerli roman Şemsettin Sami’nin Taaşşuk-ı Talat ve Fıtnat’ıdır. Namık Kemal’in İntibah’ı ilk edebî, Cezmi’si ilk tarihî romandır; Ahmet Mithat’ın Yeniçeriler’i ilk tarihî roman denemesi sayılır.
- Mehmet Rauf’un Eylül’ü ilk psikolojik romandır; Nabizade Nazım’ın Zehra’sı psikolojik roman denemesi, Karabibik’i ilk köy romanıdır. Halit Ziya’nın Mai ve Siyah’ı ilk modern roman, Peyami Safa’nın Dokuzuncu Hariciye Koğuşu ilk otobiyografik roman, Reşat Nuri’nin Çalıkuşu Anadolu’ya açılan ilk roman olarak anılır, Halide Edip’in Ateşten Gömlek’i Kurtuluş Savaşı’nı konu alan ilk romandır. Nehir roman yazarları arasında Yaşar Kemal, Kemal Tahir ve Yakup Kadri sayılır.
- Hikâye (öykü) dünyadaki ilk örnekler arasında Boccaccio’nun Decameron’uyla temsil edilir. Edebiyatımızda ilk örnek Ahmet Mithat’ın Letâif-i Rivâyât’ıdır; Batılı anlamda ilk hikâye kitabı Samipaşazade Sezai’nin Küçük Şeyler’idir. Bölümleri serim (giriş), düğüm ve çözümdür. Çehov çizgisi (durum, kesit) Sait Faik, Memduh Şevket Esendal, Mustafa Kutlu, Oktay Akbal; Maupassant çizgisi (olay, klasik) Ömer Seyfettin ve Refik Halit Karay ile temsil edilir.
- Halk hikâyesi nazım ve nesir karışık yazılır; bölümleri döşeme, metin ve bitiştir. Dede Korkut Hikâyeleri, destandan halk hikâyesine geçişin ilk ürünüdür. Konularına göre aşk (Kerem ile Aslı, Tahir ile Zühre), kahramanlık (Köroğlu) ve din-tarih (Hayber Kalesi) hikâyeleri vardır.
- Mesnevi, ikişer dizelik uyaklı beyitlerden kurulan (aa bb cc) bir nazım biçimidir; beyit sayısında sınır yoktur, olay örgüsü bulunur. Beş mesnevilik esere hamse denir; Türk edebiyatında ilk hamse sahibi Ali Şîr Nevaî’dir. Türk edebiyatının ilk mesnevisi Kutadgu Bilig’dir. Giriş bölümlerinde tevhit, münacaat, naat, miraciye ve medh-i çihar yar-i güzin; ardından methiye, sebeb-i telif ve âgâz-ı dâstân gelir, hatime ile sonlanır. Örnekler: Şeyh Galip’in Hüsn ü Aşk’ı, Fuzuli’nin Leyla vü Mecnun’u, Şeyhi’nin Harname’si, Ahmedi’nin İskendername’si, Nabi’nin Hayriye’si, Süleyman Çelebi’nin Mevlit’i.
- Geleneksel Türk tiyatrosu: Karagöz, orta oyunu, meddah, köy seyirlik oyunları ve kukla. Batı tiyatrosunun türleri trajedi, komedi ve dramdır. Karagöz’ü oynatana hayalî (hayalbaz) denir; yardımcısı yardaktır. Deve derisinden yapılan figürlere tasvir denir; Karagöz halktan cahil, Hacivat kültürlü tiplemedir. Bölümler mukaddime, muhavere, fasıl ve bitiştir.
- Orta oyunu meydan ya da kol oyunu olarak da bilinir; palanga denen alanda oynanır, doğaçlamadır, müzik ve dans önemlidir. Hacivat’ın karşılığı pişekâr, Karagöz’ün karşılığı kavukludur; kadın kılığındaki erkeğe zenne denir. Meddah tek kişilik gösteridir, değnek ve mendil kullanır. Köy seyirlik oyunları (Cemal Oyunu, Koç Katımı, Deve Oyunu gibi) doğaçlama ve amatörcedir.
- Tanzimat’la Batılı anlamda tiyatro başlamıştır: Şinasi’nin Şair Evlenmesi Batılı anlamda ilk tiyatro eseri, Namık Kemal’in Vatan yahut Silistre’si sahnelenen ilk oyundur. Abdülhak Hamit’in Eşber’i aruzla, Nesteren’i hece ölçüsüyle yazılmış tiyatro eserleridir; Nesteren hece ölçüsüyle yazılan ilk tiyatro olarak anılır. Görücü usulü evliliği Şair Evlenmesi, Zavallı Çocuk ve Taaşşuk-ı Talat ve Fıtnat eleştirir.
Nazım Birimi, Nazım Biçimleri ve Türleri
- Nazım birimi, şiirin kurulduğu dize topluluğudur: tek dize mısra, iki dize beyit, dört dize dörtlük, üç ya da beş ve daha fazla dizeli topluluklar ise bent adını alır.
- Nazım biçimi, şiirin ölçü, dize sayısı, birim ve uyak düzeni bakımından belirlenmiş kalıbıdır. Aynı biçim farklı konularda yazılabilir; konuya göre ayrılanlar nazım türüdür.
- İslamiyet öncesi Türk şiirinde başlıca biçimler koşuk, sagu ve savdır. Dizeler hece ölçüsüyle ve yarım uyakla kurulur, şiirler kopuz eşliğinde söylenir.
- Koşuk: sığır (şölen) törenlerinde söylenen; aşk, doğa ve yiğitlik konulu dörtlüklerden oluşan lirik şiirdir. Halk edebiyatındaki koşma ile divan edebiyatındaki gazele benzetilir.
- Sagu: yuğ (ölü anma) törenlerinde söylenen ağıtlardır. Halk edebiyatındaki ağıta ve divan edebiyatındaki mersiyeye karşılık gelir; en ünlü örnek Alp Er Tunga Sagusu’dur.
- Anonim halk şiirinde mani ve türkü öne çıkar. Mani yedi heceli, aaba uyaklı bir dörtlüktür; ilk iki dize doldurma, son iki dize asıl anlatımı taşır.
- Mani çeşitleri: düz mani (aaba), kesik mani (ilk dizesi yediden az heceli, cinaslı), yedekli mani (sonuna iki dize eklenir) ve deyiş (karşılıklı atışma) manisidir.
- Türkü, yedi, sekiz ya da on bir heceyle söylenen, bent ve kavuştak (nakarat) bölümlerinden oluşan, bağlama eşliğinde okunan anonim halk şiiridir; yapısına ve ezgisine göre sınıflandırılır.
- Koşma, âşık edebiyatının en çok kullanılan biçimidir. On bir heceli dörtlüklerle kurulur; uyak düzeni genellikle aaab / cccb ya da abab biçimindedir.
- Koşma türleri: güzelleme (Karacaoğlan), koçaklama (Köroğlu, Dadaloğlu), taşlama (Seyrani) ve ağıttır. Aynı biçim konusuna göre ad değiştirir.
- Semai sekiz heceli, diğer özellikleri koşma ile aynı olan âşık biçimidir. Varsağı da semai ile aynı özellikleri taşır; bre, behey, hey gibi seslenmelerle yiğitlik ve doğa konularını işleyen bir biçimdir.
- Destan (halk edebiyatı), önemli olay ve kişileri anlatan uzun şiirdir. On bir ve sekiz heceli bentlerle kurulur; Genç Osman Destanı örnek verilebilir. İslamiyet öncesi epik destanlarla karıştırılmamalıdır.
- Tekke edebiyatında temel biçimler ilahi, nefes, deme, nutuk, devriye ve şathiyedir. Ortak yönleri hece ölçüsü, sade dil ve tasavvufi konulardır.
- İlahi, Allah sevgisini ve övgüsünü işleyen, Yunus Emre ile en güçlü örneklerini veren tekke şiiridir. Tarikatlara göre adı değişir: Mevlevilerde ayin, Bektaşilerde nefes, Gülşenilerde tapuğ, Halvetilerde durak.
- Nefes, Bektaşi şairlerin ilahisidir; vahdet-i vücut anlayışını işler. En ünlü temsilcisi Pir Sultan Abdal’dır.
- Devriye, insanın Allah’tan gelip yine Allah’a dönmesi düşüncesini (varlığın devri) anlatır. Nutuk tarikata yeni girenleri bilgilendirir, şathiye ise dinî-tasavvufi inançları alaycı ve aykırı görünen sözlerle işler; Kaygusuz Abdal önemli temsilcisidir.
- Divan şiirinde beyitle kurulan biçimler gazel, kaside, mesnevi ve kıt’adır. Dörtlük ya da bentlerle kurulanlar rubai, tuyuğ, şarkı, murabba, muhammes, müseddes, terkibibent ve terciibenttir.
- Gazel beş ila on beş beyitlidir, aa ba ca düzeniyle uyaklanır; aşk, şarap ve doğa gibi konuları işler. Birinci beyte matla, sonuncuya makta, en güzel beyte beytülgazel (şah beyit) denir.
- Gazelin dize ortalarında da uyak varsa musammat gazel olur. Gazel türleri: âşıkane (aşk), rindane (şarap, rintlik), şuhane (cilveli, güzel tasviri) ve hakimane (öğüt, felsefe).
- Kaside: 33 ila 99 beyitlik, aa ba ca uyaklı, genellikle övgü amaçlı biçimdir. Bölümleri nesib (teşbib), girizgâh, methiye, tegazzül, fahriye ve duadır; şairin adının geçtiği beyit taç beyittir.
- Mesnevi: her beyit kendi arasında uyaklıdır (aa bb cc), beyit sayısı sınırsızdır, kısa aruz kalıpları kullanılır, konu bütünlüğü vardır. Beş mesneviden oluşan esere hamse denir.
- Önemli mesneviler: Hüsn ü Aşk (Şeyh Galip), Leyla vü Mecnun (Fuzuli), Harname ve Hüsrev ü Şirin (Şeyhi), Kutadgu Bilig (Yusuf Has Hacip), Hayriyye (Nâbi), Vesiletü’n-Necat (Süleyman Çelebi).
- Kıt’a: 2 ila 12 beyitlik, ilk beyitte uyağı bulunmayan (matlasız), özdeyiş ve hiciv için elverişli biçimdir. Müstezat ise gazel ya da rubainin dizelerine kısa ek dizeler (ziyade) eklenmesiyle kurulur.
- Rubai: aaba uyaklı tek dörtlük, belirli aruz kalıplarıyla yazılır; Ömer Hayyam ve Azmizade Haleti bilinen ustalarıdır. Tuyuğ da aaba uyaklı bir dörtlüktür ve Türklerin kazandırdığı biçimdir; Kadı Burhaneddin tuyuğuyla anılır.
- Şarkı, Türklerin kazandırdığı dörtlük bentli biçimdir; bentin üçüncü dizesi miyan (miyanhane) adını alır. Nedim, Enderunlu Vasıf ve Naili başlıca şarkı şairleridir.
- Murabba dörtlük, muhammes beşlik, müseddes altılık bentlerle kurulur. Terkibibent ve terciibent ise beyit sayısı daha fazla bentlerle oluşur; bentleri bağlayan beyte vasıta beyti denir.
- Terkibibentte vasıta beyti her bentte değişir; terciibentte aynı kalır, tekrarlanır. Ziya Paşa ve Bağdatlı Ruhi terkibibent yazmıştır; Baki’nin Kanuni Mersiyesi de terkibibenttir.
- Hece ölçüsü milli ölçümüzdür, parmak hesabı da denir; önemli olan hece sayısıdır. Aruz Arap-İran kaynaklıdır, hecelerin uzunluk-kısalığına dayanır. Serbest ölçüde ne hece sayısı ne uzunluk-kısalık gözetilir.
- Hece ölçüsünü bulurken dizedeki ünlüler sayılır. Yedili ölçü 4+3, sekizli ölçü 4+4, on birli ölçü ise 4+4+3 ya da 6+5 duraklarıyla okunur.
- Batı etkisindeki nazım biçimleri: sone, triyole, balad, terza-rima ve serbest müstezattır. Sone 14 dizedir (iki dörtlük, iki üçlük); terza-rima üçlüklerin aba bcb cdc zinciriyle kurulur.
Ölçü, Kafiye, Redif ve Şiir Türleri
- Ölçü, dizelerdeki ses düzenidir. Türk şiirinde üç ölçü görülür: hece, aruz ve serbest ölçü.
- Hece ölçüsü Türkçenin kendi ölçüsüdür. Dizelerdeki hece sayısının eşit olması esastır; bu yüzden parmak hesabı da denir.
- Dizenin hece sayısını bulmak için ünlüler sayılır; her ünlü bir hece oluşturur. Hece ölçüsünde hecenin uzun ya da kısa olması önemsenmez.
- Duraklar, dizeyi okurken kendiliğinden oluşan nefes yerleridir. Dize, duraklarla eşit ya da birbirine yakın parçalara bölünür.
- Yedi heceli dizeler 4+3, sekiz heceli dizeler 4+4 olarak bölünür. On bir hecede iki düzen vardır: 6+5 ya da 4+4+3. Altı heceli dizede durak 3+3’tür.
- Ölçü sorusunda önce ünlüler sayılarak hece sayısı belirlenir, sonra durağın sözcük sınırına denk gelip gelmediği kontrol edilir.
- Aruz, Arap ve İran edebiyatlarından gelmiştir. Divan şiirinde ağırlıklı olarak kullanılan bu ölçüde önemli olan hece sayısı değil, hecelerin uzun-kısa düzenidir.
- Aruzda ünlüyle biten açık hece kısa, ünsüzle biten kapalı hece uzun sayılır. Dizeler, uzun ve kısa hecelerden oluşan kalıplara uydurulur.
- İmale, kısa bir heceyi kalıba uysun diye uzun okumaktır (çekme). Aruz kusurlarından biridir.
- Zihaf, uzun bir heceyi kalıba uysun diye kısa okumaktır (kısma). İmale ile karıştırılmaması gerekir: biri kısayı uzatır, öbürü uzunu kısaltır.
- Med, bir hecenin uzatılarak okunmasıdır. Kusur sayılmaz, sanat olarak kabul edilir. Vasl (ulama) ise sözcük sonundaki ünsüzün sonraki sözcüğün ünlüsüne bağlanarak okunmasıdır.
- Serbest ölçüde ne hece sayısı eşitliği ne de uzun-kısa düzeni aranır. Bu ölçü, 1940’lardan sonra yaygınlaşmıştır.
- Kafiye (uyak), dize sonlarındaki ses benzerliğidir. Redif ise dize sonlarında görev ve anlamı aynı olan ek ya da sözcüklerin tekrarıdır.
- Redif kafiyenin ardından gelir; kafiye redifin hemen önündeki sesler arasında aranır. Bu yüzden dizede önce redif bulunur, sonra kafiyeye bakılır.
- Uyak türleri benzeşen ses sayısına göre ayrılır: bir ses benziyorsa yarım, iki ses benziyorsa tam, üç ya da daha çok ses benziyorsa zengin uyaktır.
- Tunç uyakta kafiyeyi oluşturan sözcüklerden biri, öbürünün içinde yer alır.
- Cinaslı uyakta kafiye sözcükleri aynı biçimde okunur, ama anlamları farklıdır.
- Kafiye örgüsü, dizelerin sonundaki uyakların dizilişidir. Düz uyak aaaa ya da aabb, çapraz uyak abab, sarma (sarmal) uyak abba biçimindedir. Örüşük uyak aba düzenindedir ve edebiyatımızda pek yer almamıştır.
- Şiirler konularına ve duyuş biçimine göre türlere ayrılır: lirik, epik, didaktik, pastoral, satirik ve dramatik şiir.
- Lirik şiir, adını lir adlı çalgıdan alır. Coşkun duyguları, aşkı, hasreti ve özlemi dile getirir; duygu ağırlıklıdır.
- Pastoral şiir doğayı, kır yaşamını ve çobanı anlatır. İdil kır yaşamının güzelliğini, eglog çobanların karşılıklı konuşmasını, eleji ise ölen bir çobanın ardından söylenen şiirdir. Kemalettin Kamu’nun Bingöl Çobanları bu türün önemli örneğidir.
- Epik şiir, destan anlamına gelen epope sözcüğünden gelir. Yiğitlik, kahramanlık ve savaşı destansı bir anlatımla işler. Koroğlu ve Dadaloğlu’nun şiirleri örnek verilebilir.
- Didaktik şiirin amacı öğretmek ve öğüt vermektir. Duygu yönü zayıftır; genellikle emir kipli, yapma-etme biçiminde bir üslup kullanılır.
- Satirik şiir, bir kişiyi ya da dönemi eleştirir. Taşlama, hiciv ve yergi bu türün adlarıdır.
- Dramatik şiir, harekete dönüşebilen, tiyatroda kullanılan şiirdir. Manzum tiyatrolar bu türe girer.
- Şiirde gelenek, halk şiiri ya da divan şiiri geleneği olabilir. Arapça-Farsça sözcüklerin çokluğu divan şiiri geleneğini, konuşma diline yakınlık halk şiiri geleneğini düşündürür.
- Zihniyet, dönemin yaşam tarzını ve sanat anlayışını yansıtır. Tema şiirin soyut ana iletisidir; konu ise işlenen somut olay, nesne ya da durumdur.
- İmge, soyut kavramları gözümüzde canlandıran, sözcüklere yeni anlam yükleyen söyleyişlerdir. Dize düz anlatım değil, yeni bir bakışla kurulmuş bir görüntü sunuyorsa imge vardır.
Söz Sanatları
- Söz sanatları, anlatımı etkili ve estetik kılmak için başvurulan söyleyiş biçimleridir; kaynaklarda mecaza dayalı, anlama dayalı ve söze dayalı olarak gruplandırılır.
- Mecaza dayalı sanatların başlıcaları teşbih, istiare, kinaye, teşhis ve intaktır; sözcükler gerçek anlamlarından uzaklaştırılarak kullanılır.
- Teşbih (benzetme), zayıf olanı güçlü olana benzetmektir. Dört unsuru vardır: benzeyen, benzetilen, benzetme edatı (gibi, sanki, tıpkı, misali…) ve benzetme yönü.
- Benzetme yönü ile edatı ikisi birden varsa ayrıntılı benzetme, yön yoksa kısaltılmış benzetme olur; yalnızca benzeyen ve benzetilen kalırsa teşbih-i beliğ (yalın benzetme) adını alır.
- Benzeyenle benzetilen karışırsa cümleyi 'X, Y’ye benzetilmiş' biçiminde kurmak işe yarar: benzetilmiş olan benzeyen, benzetilen ise kendisine benzetilen öğedir.
- İstiare (eğretileme), benzetme edatı ve yönü kullanılmadan benzeyen ya da benzetilenden yalnızca birinin söylenmesidir. Hangisinin söylendiği istiarenin türünü belirler.
- Açık istiarede yalnızca benzetilen söylenir, benzeyen cümlede yoktur (Aslanlar cepheye koştu: askerler kastedilir). Kapalı istiarede ise yalnızca benzeyen söylenir; benzetilenin özellikleri ona yüklenir.
- Teşbih ile istiarenin farkı: teşbihte benzeyen ve benzetilen birlikte bulunur, istiarede ikisinden biri eksiktir. Edat ve yön ise istiarede her durumda yoktur.
- Teşhis (kişileştirme), insan dışındaki varlığa insana özgü nitelik ve davranışlar yüklemektir. İntak (konuşturma) ise bu varlığı konuşturmaktır.
- İntak bulunan her yerde teşhis de vardır; ancak teşhis bulunan her yerde intak yoktur. Konuşma olmadıkça yalnızca teşhisten söz edilir.
- Mübalağa (abartma), bir durumu ya da özelliği gerçekte olduğundan çok büyük veya küçük göstermektir (Gözyaşım seller oldu, şehri boğdu).
- Hüsnütalil (güzel neden bulma), gerçek nedeni bilinen bir olayı hoş ve şairane başka bir nedene bağlamaktır. Mübalağadan farkı, burada neden değiştirilir; mübalağada ise ölçü kaçırılır.
- Tecahülüarif (bilmezlikten gelme), bilinen bir şeyi bilmiyormuş gibi davranmaktır. İstifhamda cevap beklenmez, tecahülüarifte ise söyleyen gerçeği bildiği hâlde bilmez görünür.
- İstifham (soru sorma), cevap beklenmeden, anlatıma güç katmak için sorulan sorudur. Soru biçimindedir ama asıl amaç duyguyu ya da düşünceyi vurgulamaktır.
- Nida (seslenme), 'ey, hey, ah, vah' gibi seslenme ve ünlem sözcükleriyle bir varlığa seslenmektir. Seslenilen varlık insan değilse çoğunlukla teşhis de ortaya çıkar.
- Tenasüp (uygunluk), anlam bakımından birbiriyle ilgili sözcüklerin bir arada kullanılmasıdır (gül, sümbül, nergis; kalem, defter, silgi).
- Tedriç (derecelendirme), anlatılan şeyin derece derece artırılması veya azaltılmasıdır. Tenasüpte sözcükler ilgili, tedriçte ise bir sıra ve artış (azalış) vardır.
- İrsalimesel, söze atasözü ya da özdeyiş katarak anlatımı pekiştirmektir. Atasözü olduğu gibi kullanılır, anlamı kanıt gibi cümleye bağlanır.
- Tekrir (yineleme), anlamı güçlendirmek amacıyla bir sözcük ya da söz grubunun yinelenmesidir. Aynı sözün sürekli tekrarı vurgu ve duygu yoğunluğu sağlar.
- Terdit sanatı ders notlarında çoğunlukla 'okuru beklenmedik bir sonla şaşırtma' diye öğretilir; klasik belagatte ise iki ihtimal arasında bırakma anlamında geçer. Bu nedenle sınavlarda örnek üzerinden tanınır.
- Akis (çaprazlama), bir ifadedeki sözcüklerin ikinci ifadede yer değiştirmesidir (A-B / B-A düzeni). Leffüneşr (toplayıp dağıtma) ise ilk dizede sayılan öğelerin sonraki dizede sırayla açılmasıdır.
- Tariz (iğneleme), söylenenin tersinin kastedildiği, alaycı anlatımdır. Kinayede ise söz hem gerçek hem mecaz anlama gelebilir ama asıl kastedilen mecazdır.
- Söze dayalı sanatlar: asonans (ünlü tekrarı), aliterasyon (ünsüz tekrarı), cinas (yazılışı aynı, anlamı farklı sözcükler), seci (düzyazıda uyaklı cümle sonları), leb-değmez ve akrostiştir.
- Leb-değmez (dudak değmez), dudak ünsüzleri olan b, m, p, v harfleri kullanılmadan yazılan söz ya da şiirdir. Akrostiş ise dizelerin ilk harflerinden bir ad ya da söz çıkarılmasıdır.
- Birbirine karışan sanatlarda ipucu: edat ya da yön varsa teşbih; yalnızca biri açıksa istiare; cevap istenmiyorsa istifham, bilmezlikten gelme varsa tecahülüarif; konuşma varsa intak, yoksa teşhis; ters anlam varsa tariz.
Türk Edebiyatının Dönemleri, İslamiyet Öncesi ve Geçiş Dönemi
- Türk edebiyatı, tarih içindeki etkilenme ve gelişmeye göre üç büyük döneme ayrılır: İslamiyet öncesi, İslamiyet etkisindeki ve Batı etkisindeki edebiyat.
- İslamiyet öncesi dönem kendi içinde sözlü ve yazılı olmak üzere ikiye bölünür. Yazılı dönemin başlangıcı Göktürk yazıtlarıdır.
- İslamiyet etkisindeki dönem Geçiş Dönemi, Divan edebiyatı ve Halk edebiyatı olarak ilerler. Halk edebiyatı da Anonim, Âşık ve Tekke olmak üzere üç koldur.
- Batı etkisindeki dönem Tanzimat, Servetifünun, Fecriati, Millî Edebiyat ve Cumhuriyet dönemi biçiminde sıralanır.
- Sözlü dönem ürünleri sığır (toplu av), şölen (şenlik, ziyafet) ve yuğ (ölü anma) törenlerinde doğar. Konular aşk, doğa, kahramanlık ve ölümdür.
- Sözlü dönem şiiri anonimdir ve dörtlüklerle kurulur. Uyak yarım uyaktır, dil arı Türkçedir. Ölçü hecedir; aruz bu dönemde yoktur.
- Şiir söyleyen, kopuz çalan kişilere kam, baksı, şaman ve ozan gibi adlar verilir. Bu kişiler toplumda hem din adamı hem şair hem hekim işlevi görür.
- Sözlü dönemin başlıca ürünleri koşuk, sagu, sav ve destandır. Koşuk lirik şiirdir; sagu ağıttır; sav atasözü ve özlü sözdür; destan kahramanlık anlatısıdır.
- Sagu, İslamiyet’ten sonra halk edebiyatında ağıt, divan edebiyatında mersiye adıyla yaşamıştır. Koşuk ise türkü, mani ve koşma gibi lirik halk şiirinin kökü sayılır.
- Destanlar doğal ve yapma olarak ikiye ayrılır. Doğal destanlar halkın ortak ürünüdür (İlyada, Kalevala); yapma destanlar bilinen bir şairin yazdığıdır (Aeneis, Kurtarılmış Kudüs).
- İslamiyet öncesi Türk destanları: Saka’da Alp Er Tunga, Hun’da Oğuz Kağan ve Attila, Göktürk’te Bozkurt ve Ergenekon, Uygur’da Türeyiş ve Göç, Altay-Yakut’ta Yaratılış.
- Ergenekon’da demir dağın eritilip çıkılması, Bozkurt’ta dişi kurttan türeme, Alp Er Tunga’da Efrasiyab’la mücadele ve Keyhüsrev’in ölümü konu edilir.
- İslamiyet sonrası destanlar arasında Karahanlılarda Satuk Buğra Han, Kırgızlarda Manas, Moğollarda Cengizhan, Selçuklu-Osmanlıda Battalgazi, Danişment Gazi ve Köroğlu bulunur.
- Yazılı dönemin ürünleri Orhun Yazıtları olarak da bilinen Göktürk Kitabeleridir: Tonyukuk (720’ler), Kül Tigin (732) ve Bilge Kağan (735).
- Kül Tigin ve Bilge Kağan yazıtlarının yazarı Yollug Tigin’dir. Tonyukuk yazıtı ise Tonyukuk’un kendi anlatımıdır.
- Göktürk yazıtları Türk adının geçtiği ilk yazılı belgeler ve ilk söylev örnekleridir. Türk tarihini, yaşayışını ve dünya görüşünü anlatır, dilin gelişmişliğini gösterir.
- Yazıtları Strahlenberg bulmuş, Vilhelm Thomsen Radloff’un yardımıyla 1893’te çözmüştür. Yazıtlardan ilk söz eden Cüveynî’dir.
- Uygur metinleri Budizm ve Maniheizm etkisini yansıtır. Altun Yaruk, Sekiz Yükmek, Kalyanamkara ile Papamkara ve Irk Bitig bunların önemli örnekleridir.
- Geçiş dönemi eserleri Karahanlı sahasında Hakaniye lehçesiyle yazılmıştır ve İslamiyet’in Türk edebiyatına girişini yansıtır.
- Kutadgu Bilig (Yusuf Has Hacib): mutluluk veren bilgi anlamına gelir. İlk mesnevi, ilk siyasetname ve aruzla yazılan ilk Türk eseridir; ideal insan ve iyi devlet düzenini işler.
- Kutadgu Bilig’in simgesel kişileri vardır: Kün Togdı (hükümdar, adalet), Ay Toldı (vezir, devlet), Ögdülmiş (akıl) ve Odgurmuş (akıbet).
- Divanü Lügati’t-Türk (Kaşgarlı Mahmut): ilk Türkçe sözlüktür ve ansiklopedik özellik taşır. Araplara Türkçeyi öğretmek ve Türkçenin üstünlüğünü göstermek için yazılmıştır; Türk yurtlarını gösteren harita içerir.
- Divanü Lügati’t-Türk, sözcüklerin yanında sav, sagu ve koşuk örnekleri taşıdığı için sözlü dönem edebiyatının da başlıca kaynağıdır.
- Atabetü’l-Hakayık (Edip Ahmet Yükneki): hakikatlerin eşiği anlamındadır. Dinî-ahlâkî öğüt kitabıdır; cömertlik, alçakgönüllülük ve bilginin değeri işlenir. Arapça ve Farsça sözcük fazladır.
- Divan-ı Hikmet (Ahmet Yesevî): tasavvufi hikmetlerden oluşur ve heceyle yazılmıştır. Halk edebiyatının tekke koluna zemin hazırlamıştır.
- Dede Korkut Hikâyeleri: bir önsöz ve on iki boydan oluşur, yazarı belli değildir, nazım-nesir karışıktır. Destandan halk hikâyesine geçişin ilk örneği sayılır.
- Karıştırılmaması gerekenler: Kutadgu Bilig öğretici mesnevi, Divanü Lügati’t-Türk sözlük, Atabetü’l-Hakayık ahlâkî öğüt, Divan-ı Hikmet tasavvufi şiir kitabıdır.
Divan Edebiyatı ve Şairleri
- Divan edebiyatı; Arapça ve Farsça etkisiyle, saray ve çevresinde gelişen, aruz ölçüsünü kullanan, yazılı ve seçkin bir edebiyattır. Klasik, yüksek zümre ve eski edebiyat adlarıyla da anılır.
- Divan şiirinin nazım birimi beyittir. Her beyit anlamca bağımsız olabilir; bu yüzden şiirde bütünlük yerine beyit güzelliği öne çıkar.
- Uyak anlayışı göze göredir: tam ve zengin uyak tercih edilir. Kafiye kulak için değil, göz için aranır.
- Divan şiirinde ölçü aruzdur. Aruz, hecelerin açık-kapalı ve uzun-kısa oluşuna dayanır; Türkçenin yapısına uymadığı için kalıplara sığdırmak adına sözcüklerde değişiklik yapılır.
- Divan edebiyatı soyut, düşünsel ve sanatlı bir edebiyattır. İçerikten çok üslup önemlidir; amaç söz sanatlarıyla güzel söz söylemektir.
- Mazmun, bir şairin çok kullanılmış, kalıplaşmış hayal ve benzetme öğesidir; sevgilinin boyu için servi, saçı için zincir gibi. Divan şiirinde gerçek olandan çok ideal ve ortak olan anlatılır.
- Divan şiirinin konuları aşk, sevgili, şarap ve içki meclisi, tabiat, din ve tasavvuftur. Sevgili çoğunlukla somut bir kişiden çok ideal bir varlıktır.
- Divan şiirinin başlıca nazım biçimleri gazel, kaside, mesnevi, rubai, tuyuğ, murabba, muhammes, müstezat, şarkı, terkib-i bent ve terci-i benttir. Beyit sayısı, uyak düzeni ve konu bu biçimleri birbirinden ayırır.
- Divan nesrinde tezkire (şair biyografisi), siyasetname (devlet yönetimi), münşeat (mektup ve yazışma derlemesi), sefaretname (elçilik raporu), seyahatname (gezi yazısı), tarih ve biyografi gibi türler görülür.
- Sebk-i Hindî (Hint üslubu); anlam derinliği, soyut ve ağır ifade, çağrışım zenginliği, söz sanatı yoğunluğu ile tanınır. Neşatî, Nef’î ve Şeyh Galip bu akımla ilişkilendirilir.
- Hikemî tarz, Nâbî’nin başını çektiği, öğüt ve hikmet içerikli, sade bir dille toplumsal konuları işleyen şiir anlayışıdır. Nâbî ekolü adıyla bilinir; Koca Ragıp Paşa bu çizgide önemlidir.
- Türkî-i basit akımında, Arapça-Farsça tamlamalardan kaçınılıp halk diline yaklaşılmak istenmiştir. Edirneli Nazmî, Aydınlı Visalî ve Tatavlalı Mahremî temsilcileridir.
- Mahallîleşme akımında halk yaşamı, İstanbul ağzı ve yerel öğeler şiire girer. Bu akımın en büyük temsilcisi Nedim, bir başka önemli adı Enderunlu Vasıf’tır.
- Hoca Dehhânî, Anadolu sahasında ilk divan şairlerinden biri olarak kabul edilir; Oğuz Türkçesiyle yazmış, divan şiirinin ilk örneklerini vermiştir. Aşk, şarap ve eğlence gibi din dışı konulara yer verir.
- Kadı Burhaneddin, tuyuğ nazım biçimini kullanan, Azeri Türkçesiyle yazan; aruz ve heceyi birlikte deneyen, tasavvufi ve din dışı konuları işleyen 14. yüzyıl şairidir. Eseri Divan’dır.
- Ahmedî; İskendername, Cemşid ü Hurşid ve Divan’ın şairidir. İskendername’nin sonundaki bölümle Osmanlı tarihini manzum olarak anlatan ilk örneklerden birini vermesi bakımından da önemlidir.
- Şeyhî; Harname adlı fabl türündeki mesnevisi, Genceli Nizami’den çevirdiği Hüsrev ü Şirin ve Divan’ı ile tanınır. Harname Türk edebiyatının önemli hiciv örneklerindendir.
- Ali Şir Nevaî, Çağatay edebiyatının en büyük şairidir; Sultan Hüseyin Baykara’nın veziridir. Mecalisü’n-Nefais (tezkire), Muhakemetü’l-Lugateyn (Türkçe-Farsça karşılaştırması) ve Hamse’si ile bilinir.
- Süleyman Çelebi, Vesiletü’n-Necat (Mevlid) adlı eseriyle tanınır; mevlid türünün en ünlü örneğini vermiştir. Sinan Paşa ise Tazarruname ve Maarifname ile süslü Osmanlı nesrinin öncüsüdür.
- Fuzulî, aşk ve ıstırap şairidir; Azeri Türkçesiyle yazmış, Türkçe, Arapça ve Farsça üç ayrı divan oluşturmuştur. Leyla vü Mecnun, Su Kasidesi, Şikâyetname, Beng ü Bade, Hadikatü’s-Süeda onun eserleridir.
- Bâkî, Kanuni döneminin zevk ve eğlence şairidir; Sultanü’ş-Şuara unvanını almıştır. İstanbul Türkçesiyle yazdığı şiirlerde söz ustalığı, biçim mükemmelliği ve dünyevi aşk ön plandadır. Kanuni Mersiyesi terkib-i bent biçimindedir.
- Nef’î, 17. yüzyılın kaside ve hiciv ustasıdır; hicivlerini Siham-ı Kazâ’da toplamıştır. Övgü ve yergide ölçüyü kaçırır, mesnevisi yoktur.
- Nâbî; Hayriyye, Hayrabad, Surname ve Tuhfetü’l-Haremeyn eserleriyle tanınan, öğretici şiirler yazan Hikemî tarz şairidir. Oğlu için yazdığı Hayriyye bir nasihat mesnevisidir.
- Nedim, Lale Devri’nin neşeli şairidir; şarkı nazım biçiminin en büyük adıdır, İstanbul ağzını şiire taşıyarak mahallîleşmenin en büyük temsilcisi olmuştur. Şeyh Galip ise Hüsn ü Aşk mesnevisinin yazarı, Mevlevi şeyhi ve divan şiirinin son büyük şairi sayılır.
- Katip Çelebi (Hacı Halife), çok yönlü bir bilim insanıdır; Cihannüma (coğrafya), Keşfü’z-Zünun (bibliyografya), Fezleke (tarih) ve Mizanü’l-Hak (tartışma ve ahlak) eserlerini yazmıştır. Dili sade ve anlaşılırdır.
- Nesir alanında Evliya Çelebi Seyahatname ile gezi türünün en büyük ismidir; Naima ve Peçevi tarih, Latifî tezkire, Nergisî ise Türk edebiyatında mensur hamse ve süslü nesirle anılır. Keçecizade İzzet Molla’nın Mihnet-i Keşan’ı, sürgün anılarını anlatan mesnevidir.
- Türk edebiyatında bazı ilkler bu dönemdendir: ilk şehrengiz Mesihî’ye, ilk hamse ve ilk şair tezkiresi (Mecalisü’n-Nefais) Ali Şir Nevaî’ye, ilk edebî mektup (Şikâyetname) Fuzulî’ye, ilk bibliyografya (Keşfü’z-Zünun) Katip Çelebi’ye, ilk Türkçe mevlid Süleyman Çelebi’ye bağlanır.
- Divan edebiyatı; saray, yüksek zümre, klasik, medrese ve havas edebiyatı adlarıyla da anılır. Peygamberi öven şiire naat, Tanrı’ya yakarış şiirine münacaat; gazilerin savaş anlatılarına gazavatname adı verilir.
- Bazı divan şairleri yalnızca dünyevi konulara yönelir: Hoca Dehhânî, Ahmedî, Bâkî, Nef’î ve Nedim bunlardandır. Nedim, Nef’î, Bâkî, Neşatî ve Ahmed Paşa’nın ise mesnevi yazmadığı bilinir.
- Anadolu sahasının erken dönem eserlerinden bazıları: Mercimek Ahmed’in Kabusname çevirisi, Aşık Paşa’nın Garipname’si, Ahmed Paşa’nın Kerem Kasidesi ve Nevaî’ye yazdığı nazireler. Süslü nesirde Sinan Paşa, Nergisî ve Veysî öne çıkarken Katip Çelebi sade bir nesir kullanır.
Halk Edebiyatı ve Halk Şairleri
- Halk edebiyatı, İslamiyet Öncesi Türk edebiyatının devamı niteliğindedir; sade, açık bir dil kullanır ve halkın günlük yaşamına, duygularına yakın durur.
- Halk edebiyatı üç koldan oluşur: anonim halk edebiyatı, âşık tarzı halk edebiyatı ve dinî–tasavvufî (tekke) halk edebiyatı.
- Halk şiirinde ölçü genellikle hecedir; nazım birimi dörtlüktür. Uyaklarda yarım uyak ve cinaslı uyak sık görülür.
- Halk şiirinde aşk, doğa, ölüm, gurbet, kahramanlık gibi konular işlenir; lirik şiirler ön plandadır, düzyazı çok azdır.
- Anonim halk edebiyatında eserlerin sahibi bilinmez; ürünler ağızdan ağıza yayılarak kuşaktan kuşağa aktarılır. Mani, türkü, ninni, ağıt, bilmece, tekerleme, atasözü, deyim, masal, fıkra, halk hikâyesi ve destan bu kolun ürünleridir.
- Mani genellikle yedi heceli dörtlüklerden oluşur; türkü sözlü olarak yayılan, melodisiyle birlikte söylenen halk şiiridir. Ağıt ölüm üzerine, ninni bebek uyutmak için söylenir.
- Halk hikâyeleri nazım ile nesrin karışık kullanıldığı anlatılardır (Kerem ile Aslı, Âşık Garip, Tahir ile Zühre gibi). Köroğlu ise hem destan hem halk hikâyesi geleneğinin ürünüdür.
- Âşık tarzı halk edebiyatında şiirler saz (bağlama) eşliğinde söylenir; âşıklık geleneği usta–çırak ilişkisiyle sürer.
- Âşıklar şiirlerinin son dörtlüğünde mahlaslarını (adlarını) söyler; bu bölüme tapşırma denir. Şiirler cönk adlı defterlerde toplanır.
- Âşıklar arasında karşılıklı doğaçlama söyleme geleneği olan atışma, âşık edebiyatının önemli bir özelliğidir.
- Âşık edebiyatının nazım türleri koşma, semai, varsağı, destan ve divan gibi adlarla anılır. Koşma konusuna göre güzelleme, koçaklama, taşlama ve ağıt diye ayrılır.
- Dinî–tasavvufî halk edebiyatı, İslam tasavvufunun halk diliyle ve çoğunlukla heceyle işlenmesidir. Ahmet Yesevi’nin hikmetleriyle başlar; ilahi, nefes, devriye, şathiye ve nutuk türleri görülür.
- Hoca Ahmet Yesevi, Yesevîliğin kurucusudur; hikmet adı verilen şiirleri Divan-ı Hikmet’te toplanmıştır.
- Yunus Emre, Tapduk Emre’ye bağlı bir mutasavvıftır; ilahileriyle ve sade Türkçesiyle tanınır. Divan ve Risaletü’n-Nushiyye adlı eserleri vardır. Risaletü’n-Nushiyye sehl-i mümteni örneği olarak kabul edilir.
- Mevlana Belh’te doğmuş, Konya’da yaşamıştır; Mevlevîliğin kurucusu sayılır. Mesnevi, Divan-ı Kebir, Fihi Ma Fih, Mecalis-i Seba ve Mektubat’ı Farsça yazmıştır; oğlu Sultan Veled’in eseri İbtidaname’dir.
- Hacı Bektaş-ı Veli, Bektaşîliğin pîridir; Makalat, Velayetname, Besmele Şerhi ve Hadis-i Erbain Tercümesi ona atfedilen eserlerdir.
- Hacı Bayram-ı Veli, Bayramiyye tarikatının kurucusudur; asıl adı Numan’dır. Dinin emir ve yasaklarını konu alan az sayıda şiir yazmıştır.
- Eşrefoğlu Rumi, Eşrefiyye kolunun kurucusudur; Yunus Emre etkisiyle yalın bir dille yazmıştır. Müzekki’n-Nüfus ve Divan’ı önemlidir.
- Kaygusuz Abdal, Bektaşî şairidir; nüktelerle dolu, alaylı nefesleri ve şathiyeleriyle tanınır. Budalaname, Minbername, Dolapname, Gevhername, Vücudname gibi eserleri vardır.
- Pir Sultan Abdal, Alevî–Bektaşî şairidir; coşkun, toplumsal konuları işleyen nefesler yazmıştır ve yalnızca hece ölçüsünü kullanmıştır.
- Erzurumlu İbrahim Hakkı, Marifetname adlı eseriyle ve “Mevlam görelim neyler, neylerse güzel eyler” dizeleriyle bilinir; Niyazî-i Mısrî’nin etkisindedir.
- Niyazî-i Mısrî, didaktik ve tasavvufî şiirler yazmıştır; Divan ve Şerh-i Nutk-ı Yunus Emre adlı eserleri vardır.
- Köroğlu (16. yy) koçaklamalarıyla tanınan, yiğitçe ve nidalı üslupla söyleyen halk şairidir; yalnızca hece kullanmıştır. Karacaoğlan (17. yy) aşk ve doğayı işleyen güzellemeleriyle, en lirik halk şairi olarak bilinir.
- Dadaloğlu (19. yy) Türkmen–Yörük boylarının direnişini koçaklama ve destan türünde dile getirir; divan etkisi görülmez, ölçüsü yalnızca hecedir.
- Gevherî, Âşık Ömer, Seyranî, Dertli ve Erzurumlu Emrah gibi şairler medrese ve divan edebiyatının etkisinde kalmış, hece ile birlikte aruzu da kullanmıştır.
- Âşık Veysel Şatıroğlu, âşık edebiyatının son büyük temsilcisidir; çiçek hastalığı sonucu gözlerini kaybetmiş, Ahmet Kutsi Tecer tarafından tanıtılmıştır. Dostlar Beni Hatırlasın, Uzun İnce Bir Yoldayım, Atatürk’e Ağıt önemli şiirleridir.
Edebî Akımlar
- Edebî akım, belli bir dönemde bir grup sanatçının ortak sanat anlayışı, ilke ve yöntemlerle eser vermesidir. Akımlar çoğunlukla bir öncekine tepki olarak doğar.
- Klasisizm 17. yüzyıl Fransa’sında gelişti. Akıl, sağduyu, kural, evrensel insan doğası ve ahlaki öğüt öne çıkar; dil sade ve düzgündür, duygu aşırılığı hoş karşılanmaz.
- Klasisizmde tiyatroda zaman, yer ve olay birliği zorunludur. Trajedi ile komedi birbirinden kesin biçimde ayrılır; kuralları Boileau’nun Şiir Sanatı adlı eseri belirler.
- Klasisizmin dünya temsilcileri: Corneille (Le Cid) ve Racine (Phèdre) trajedide, Molière (Cimri, Tartuffe) komedide, La Fontaine masalda, Fénelon (Telemak) didaktik romanda öne çıkar.
- Türk edebiyatında klasisizm etkisi Tanzimat’ın ilk döneminde görülür: Şinasi La Fontaine’den çeviriler yapmış, Ahmet Vefik Paşa Molière’i Türkçeye uyarlamış, Yusuf Kamil Paşa Telemak’ı çevirmiştir.
- Romantizm 18. yüzyıl sonu ile 19. yüzyıl başında klasisizme tepki olarak doğdu. Akıl yerine duygu ve hayal gücü, kural yerine özgürlük, genel insan yerine bireysel olan öne çıkar.
- Romantizmin başlıca özellikleri: coşumculuk, doğa sevgisi, geçmişe ve uzak ülkelere ilgi (egzotizm), süslü ve etkileyici dil, üç birlik kuralının yıkılması, trajedi ile komediyi birleştiren dram türünün yaygınlaşmasıdır.
- Victor Hugo, Cromwell Önsözü ile romantik tiyatronun ilkelerini ortaya koydu; Hernani, Sefiller ve Notre Dame’ın Kamburu önemli eserleridir.
- Romantizmin diğer büyük adları: Goethe (Genç Werther’in Acıları, Faust), Puşkin (Yevgeni Onegin), Lamartine, Alfred de Musset, Byron ve Schiller.
- Türk edebiyatında romantizm Tanzimat’ın ilk döneminde etkili oldu: Namık Kemal (İntibah, Vatan yahut Silistre, Cezmi) ve Abdülhak Hamit Tarhan (Makber, Sahra, Tarık, Finten) en güçlü temsilcilerdir.
- Realizm (gerçekçilik) 19. yüzyılın ortasında Fransa’da romantizmin aşırı duygusallığına ve hayalciliğine tepki olarak doğdu. Gözlem, belge, nesnellik ve günlük yaşam esastır.
- Realistler olayları ve kişileri çevreleriyle birlikte, ayrıntılı tasvirlerle ve olduğu gibi anlatmayı amaçlar. En çok roman ve öyküde ürün verildi.
- Realizmin dünya temsilcileri: Balzac (İnsanlık Komedisi, Goriot Baba), Stendhal (Kırmızı ve Siyah), Flaubert (Madam Bovary); Rus edebiyatında Tolstoy ve Dostoyevski, İngiliz edebiyatında Dickens da bu gelenekle anılır.
- Türk edebiyatında realizm Tanzimat’ın ikinci döneminde görülür: Recaizade Mahmut Ekrem (Araba Sevdası) ve Servetifünun’da Halit Ziya Uşaklıgil (Mai ve Siyah, Aşk-ı Memnu) bu anlayışla eser vermiştir.
- Natüralizm (doğalcılık), realizmin bilimsel yöntemle sertleşmiş ve ileri götürülmüş biçimidir. İnsan, soyaçekim (kalıtım) ve çevrenin belirlediği bir varlık sayılır; yazar deney ve gözlem yapan bir bilim insanı gibi davranır.
- Natüralizmde konu çoğunlukla toplumun yoksul, hastalıklı ve karanlık yanlarından seçilir; anlatım kötümserdir ve sanat doğanın birebir kopyası olmalıdır.
- Natüralizmin Fransız temsilcileri Émile Zola (Nana, Germinal, Deneysel Roman) ve Alphonse Daudet’dir. Türk edebiyatında Nabizade Nazım’ın Zehra romanı natüralizmin ilk örneği sayılır.
- Parnasizm (Parnasçılık) realizmin şiirdeki karşılığıdır. Adını Çağdaş Parnas antolojisinden alır; sanat için sanat, biçim mükemmelliği, duyguyu açığa vurmama ve tasvirci-felsefi şiir ilkeleri esastır.
- Parnasizmin dünya temsilcileri Théophile Gautier, Leconte de Lisle, Heredia, Sully Prudhomme ve François Coppée’dir. Türk edebiyatında Tevfik Fikret (Rübab-ı Şikeste) ve Cenap Şahabettin Servetifünun şiirinde parnasizmden etkilendi.
- Sembolizm, parnasizmin soğuk nesnelliğine ve natüralizme tepki olarak 19. yüzyıl sonunda doğdu. Anlam kapalıdır, imgeye ve sembole dayanır; müzikalite, serbest biçim ve duyu aktarması (sinestezi) önemlidir.
- Sembolizmin başlıca isimleri Baudelaire (Kötülük Çiçekleri), Verlaine, Rimbaud ve Mallarmé’dir. Akımın manifestosunu 1886’da Jean Moréas yayımlamıştır.
- Türk edebiyatında sembolizm: Ahmet Haşim (Göl Saatleri, Piyale) en tutarlı temsilcidir; Cenap Şahabettin (Evrak-ı Eyyam) ve Ahmet Hamdi Tanpınar da bu anlayıştan etkilendi.
- Empresyonizm (izlenimcilik) resimde doğdu; Monet’nin İzlenim: Gün Doğumu tablosundan adını alır. Edebiyatta nesnelerin uyandırdığı anlık izlenim ve duyumlar anlatılır; Türk edebiyatında Ahmet Haşim’de görülür.
- Ekspresyonizm (dışavurumculuk) 20. yüzyıl başında Almanya’da empresyonizme tepki olarak çıktı. Dış gerçekliğin değil sanatçının iç dünyasının, kaygı ve tutkularının abartılı biçimde dışa vurulması amaçlanır; Van Gogh ve Munch öncü sayılır.
- Kübizm resim kökenli bir akımdır (Picasso, Braque). Nesnenin parçalara ayrılıp farklı açılardan aynı anda gösterilmesi esastır; edebiyatta şiirde Apollinaire (Calligrammes) temsil eder.
- Fütürizm (gelecekçilik), Marinetti’nin 1909’da yayımladığı manifestoyla İtalya’da doğdu. Hız, makine, dinamizm ve geçmişin reddi öne çıkar; serbest şiir savunulur. Rus şair Mayakovski, Türk şair Nazım Hikmet bu akımdan etkilenmiştir.
- Dadaizm, I. Dünya Savaşı sırasında 1916’da Zürih’te doğdu. Savaşa, akla ve her türlü kurala duyulan güvensizliği anlamsızlık ve kuralsızlıkla dile getirir; öncüsü Tristan Tzara’dır.
- Sürrealizm (gerçeküstücülük) dadaizmden doğdu. André Breton’un 1924 manifestosuyla ilkeleri belirlendi: bilinçdışı, rüya, otomatik yazı ve mizah önde gelir. Türk şiirinde II. Yeni şairleri bu anlayıştan etkilenmiştir.
- Egzistansiyalizm (varoluşçuluk) II. Dünya Savaşı sonrasında Sartre ile yaygınlaştı. İnsan önce vardır, özünü sonradan seçimleriyle kurar; özgürlük, sorumluluk ve yabancılaşma temel kavramlardır. Sartre’ın Bulantı’sı önemli bir örnektir.
- Türk edebiyatında akım etkileri: Tanzimat I. dönem klasisizm ve romantizm, Tanzimat II. dönem realizm ve natüralizm, Servetifünun parnasizm ve sembolizm, Fecriati sembolizm, Cumhuriyet’ten sonra fütürizm, sürrealizm ve varoluşçuluk etkileriyle ilişkilidir.
Tanzimat Edebiyatı
- Tanzimat Edebiyatı, 1839 Tanzimat Fermanı’ndan sonra Batı etkisiyle gelişen dönemdir; edebiyatta başlangıç, 1860’ta Tercüman-ı Ahval gazetesinin yayımlanmasıyla kabul edilir. İki döneme ayrılır.
- Birinci dönemde sanat anlayışı “toplum için sanat”tır; edebiyat halkı aydınlatmanın ve eğitmenin aracı sayılır. Hak, adalet, hürriyet, vatan gibi toplumsal temalar öne çıkar.
- Birinci dönem sanatçıları gazeteyi hem fikir yaymak hem edebiyatı halka ulaştırmak için kullanmıştır. Roman, hikâye, tiyatro, makale gibi türler edebiyatımıza bu dönemde girdiği için ilk örnekler teknik bakımdan zayıftır.
- Birinci dönemde klasisizm ve romantizm etkilidir; şiirde aruz sürdürülür, beyit en çok kullanılan nazım birimidir, uyak göz içindir. Divan şiirindeki parça bütünlüğü yerine konu bütünlüğü benimsenir; içerik yenidir, biçim eskidir (Hürriyet Kasidesi).
- İkinci dönemde bireysellik öne geçer; “sanat için sanat” anlayışı etkilidir. Güzel olan her şey şiirin konusu sayılır, aşk ve doğa işlenir; romantizmin yanında realizm ve natüralizm etkilidir.
- İkinci dönem eserleri teknik bakımdan birinci dönemden güçlüdür; dil ağırdır. Tiyatrolar sahnelenmek için değil okunmak için yazılır; bu dönemde tiyatro önemini yitirir. Roman ve öyküde cariyelik, yanlış Batılılaşma, köy gibi konular görülür.
- Dönemin romanları, çeviriler yoluyla edebiyatımıza girmiştir. Esir ticareti, görücü usulü evlilik, yanlış Batılılaşma işlenir; ilk yerli, ilk edebî, ilk tarihî, ilk polisiye, ilk realist, ilk köy ve ilk psikolojik roman denemeleri bu dönemde verilir.
- İbrahim Şinasi, Tanzimat edebiyatının kurucusudur ve “ilkler şairi” diye anılır. Agah Efendi ile ilk özel gazete Tercüman-ı Ahval’i çıkarmış, klasisizmden etkilenmiş, La Fontaine’den çeviriler yapmış, divan nesrini yıkıp sade düzyazının temelini atmıştır; roman ve öykü yazmamıştır.
- Şinasi’nin ilkleri: Şair Evlenmesi (Batılı anlamda ilk tiyatro, noktalama işaretlerinin kullanıldığı ilk eser), Durub-ı Emsal-i Osmaniye (ilk atasözleri derlemesi), Tercüme-i Manzume (ilk şiir çevirileri), Tercüman-ı Ahval Mukaddimesi (ilk makale). Şiir kitabı Müntehabat-ı Eş’ar’dır.
- Namık Kemal “vatan şairi”dir; hürriyet kavramını şiire ilk kez sokmuştur. Romantizmden etkilenmiş, toplum için sanat anlayışını savunmuştur; tiyatroyu halkı eğitme aracı saymıştır. İntibah ilk edebî romanımız, Cezmi ilk tarihî romanımızdır.
- Namık Kemal’in tiyatroları: Vatan yahut Silistre (sahnelenen ilk oyun), Zavallı Çocuk, Gülnihal, Akif Bey, Celalettin Harzemşah, Kara Bela. Şiirleri Hürriyet Kasidesi, Vatan Şarkısı, Vaveyla; eleştirileri Tahrib-i Harabat ve Takip, edebiyat makalesi ise Lisan-ı Osmanî’nin Edebiyatı’na dairdir.
- Ziya Paşa, hiciv ve eleştiriyle tanınır; Zafername’de dönemin sadrazamı Âli Paşa’yı yermiştir. Terkibibent ve terciibendi, hikemî üslubu ve gazelleriyle bilinir. Harabat divan şiiri antolojisidir; Şiir ve İnşa’da halk şiirini över, divan şiirine karşı çıkar. Roman yazmamıştır.
- Ziya Paşa ile Namık Kemal arasında edebî bir tartışma yaşanmıştır: Ziya Paşa Harabat’ta divan şiirini över, Namık Kemal ise Tahrib-i Harabat ve Takip ile bu görüşü eleştirir. Ziya Paşa’nın anısı Defter-i Âmâl, düzyazısı Rüya’dır.
- Ahmet Mithat Efendi dönemin en üretken yazarıdır; “halk için roman” anlayışıyla yazmış, “Yazı Makinesi” diye anılmıştır. Meddah geleneğini roman ve öyküye taşımış, çok yazdığı için eserleri kusurludur. Felatun Bey ile Rakım Efendi (yanlış Batılılaşma), Hasan Mellah, Paris’te Bir Türk, Yeniçeriler başlıca romanlarıdır.
- Ahmet Mithat Efendi’nin ilkleri: Letaif-i Rivayat ile ilk öykü örnekleri, Esrar-ı Cinayat ile ilk polisiye roman, Avrupa’da Bir Cevelan ile ilk gezi yazısı. Tiyatroları Çengi, Çerkez Özdenler, Eyvah; anısı Menfa’dır. Dağarcık ve Kırk Ambar dergilerini, Tercüman-ı Hakikat gazetesini çıkarmıştır.
- Şemsettin Sami bir dil bilginidir; sadeleşmeyi savunmuş, Orhun Yazıtları ve Kutadgu Bilig’i inceleyen isimlerden biri olarak anılır. Taaşşuk-ı Talat ve Fıtnat ilk yerli romandır; Kamus-ı Türkî, Kamus-ı Fransevi, Kamus-ı Arabi sözlükleri ile Kamusü’l-Âlam ansiklopedisini hazırlamıştır.
- Şemsettin Sami’nin tiyatroları Besa yahut Ahde Vefa, Seydi Yahya ve Gave’dir. Robinson Crusoe ve Sefiller çevirileri vardır; cariyelik, kölelik, kadın ve İslam medeniyeti gibi konuları işlemiştir.
- Ahmet Vefik Paşa Molière’den yaptığı çeviri ve adaptasyonlarla tanınır (Zoraki Tabip, Tartüf, Kocalar Mektebi, Kadınlar Mektebi). Halk dilini kullanmış, Bursa’da tiyatro binası kurdurmuştur. Lehçe-i Osmanî ilk Anadolu Türkçesi sözlüğü, Şecere-i Türkî ise Ebulgazi Bahadır Han’dan yapılan çeviridir.
- Direktör Ali Bey tiyatro yazarı ve gazetecidir; Seyahat Jurnali Batılı anlamda ilk günlük, Lehçetü’l-Hakayık ilk mizahî sözlük sayılır. Tiyatroları Ayyar Hamza, Kokona Yatıyor ve Geveze Berber’dir. Mizancı Murat’ın en önemli romanı Turfanda mı Turfa mı? eseridir.
- Recaizade Mahmut Ekrem ikinci dönemin ve Servetifünun’un öncüsüdür; “Üstat” diye anılır. Sanat için sanat anlayışıyla güzel olan her şeyin şiir konusu olabileceğini savunmuş, kulak için uyağı önermiştir. Tiyatrolarında klasisizm, şiirlerinde romantizm, roman ve öykülerinde realizm görülür.
- Recaizade Mahmut Ekrem’in eserleri: Araba Sevdası (ilk realist roman), Şemsa ve Muhsin Bey (öykü), Nağme-i Seher, Yadigâr-ı Şebab, Zemzeme (şiir), Afife Anjelik, Atala, Çok Bilen Çok Yanılır (tiyatro), Talim-i Edebiyat (edebiyat kuramı), Takdir-i Elhan (eleştiri).
- Abdülhak Hamit Tarhan “Şair-i Azam” lakabıyla bilinir; romantizmden etkilenmiştir. Dili ağırdır, üslubu kusurludur. Ölüm, yokluk, hiçlik gibi metafizik konuları işler; Makber ile metafizik düşünceyi şiire getirmiştir. Sahra ilk pastoral şiir, Validem ilk uyaksız şiirdir.
- Abdülhak Hamit’in tiyatroları: aruzla Sardanapal, Eşber (aruzla yazılan ilk manzum oyun olarak anılır), Tayflar Geçidi, Tezer; heceyle Nesteren (heceyle yazılan ilk manzum oyun olarak anılır), Liberte, Cünun-ı Aşk; düzyazıyla İçli Kız, Macera-yı Aşk, Sabr u Sebat; karışık biçimde Duhter-i Hindu, Tarık, Finten. Oyunları okunmak içindir.
- Muallim Naci divan edebiyatının savunucusu ve ikinci dönemin en güçlü eski edebiyat taraftarıdır. Göz için uyağı kullanmış, Demdeme adlı eleştirisiyle Ekrem’e karşı çıkmıştır. Ateşpare, Şerare, Füruzan, Sünbüle şiir kitaplarıdır; Lügat-ı Naci sözlük, Istılahat-ı Edebiyye araştırmasıdır. Köylü Kızların Şarkısı ilk köy şiiri sayılır.
- Samipaşazade Sezai’nin Sergüzeşt’i romantizmden realizme geçişin ilk örneğidir (cariye Dilber’in öyküsü). Küçük Şeyler, Batılı anlamda ilk öykü kitabımızdır; konuşma diliyle yazılmış, tekniği güçlü öyküler içerir. Rumuzü’l-Edep düzyazı, Şir tiyatro eseridir.
- Nabizade Nazım şiirle başlayıp roman ve öyküye geçmiş, realizm ve natüralizmden etkilenmiştir. Zehra ilk psikolojik roman denemesi ve ilk tezli romandır; Karabibik köy hayatını anlatan ilk romandır. Öyküleri Haspa, Yadigârlarım, Zavallı Kız, Bir Hatıra, Sevda; şiir kitabı Heves Ettim’dir.
- Karıştırılmaması gerekenler: “Zade”ler (Recaizade Ekrem, Nabizade Nazım, Samipaşazade Sezai) ikinci dönem sanatçılarıdır; Şinasi, Namık Kemal, Ziya Paşa, Ahmet Mithat, Şemsettin Sami ve Ahmet Vefik Paşa birinci dönemdir. Ekrem’i eleştiren Muallim Naci de ikinci dönemdendir.
Servetifünun ve Fecriati Edebiyatı
- Servetifünun (Edebiyat-ı Cedide) dönemi 1896–1901 arasını kapsar. Topluluk, Servetifünun dergisi etrafında toplanan genç yazarlardan oluşur; dergiyi Ahmet İhsan Tokgöz çıkarmış, edebî yönetimi Tevfik Fikret üstlenmiştir.
- Dönemin sanatçıları sanatı toplumsal fayda için değil kendi güzelliği için yapar; sanat için sanat anlayışı ağır basar. Bu yüzden halktan kopuk, bireysel konulu bir edebiyat ortaya çıkar.
- Dilde Arapça ve Farsça tamlamalar ile Fransızca kökenli sözcükler bol kullanılır; ağır, süslü ve sanatkârane bir üslup yaygındır. Konuşma diliyle yazı dili arasındaki uçurum büyür.
- Şiirde aruz vazgeçilmezdir. Tek istisna, Tevfik Fikret’in çocuklar için yazdığı Şermin’dir; o heceyle kaleme alınmıştır. Şairler kulak için kafiyeyi benimser.
- Şiirde sone, terza-rima, triyole, balat ve serbest müstezat gibi biçimler denenmiş, dizeler arasında anlam akışına (konu birliğine) önem verilmiştir. Etkili akımlar parnasizm ve sembolizmdir.
- Şiirlerde karamsarlık, hüzün, aşk ve doğa sık işlenen konulardır. Tevfik Fikret, dönemin en büyük şairi kabul edilir.
- Tevfik Fikret’in ilk kitabı Rübab-ı Şikeste’dir. Aruzu Türkçeye başarıyla uygulamış, serbest müstezatı güçlendirmiş, anjambmanı edebiyatımıza sokmuştur. Balıkçılar, Hasta Çocuk, Ramazan Sadakası ve Nesrin manzum hikâyeleridir.
- Fikret, 1901’den sonra bireysel temaları bırakıp hürriyet ve medeniyet gibi toplumsal konulara yönelmiştir. Sis, İstanbul’u kötülüklerin merkezi gösteren şiiridir; Tarih-i Kadim, Rübab’ın Cevabı, Haluk’un Defteri ve Şermin öbür kitaplarıdır.
- Cenap Şahabettin, Servetifünun’un parnasizm ve sembolizmden etkilenen şairidir. Bütün şiirlerini aruzla yazmış, kulak için kafiyeyi savunmuş, dilini yabancı sözcük ve ince hayallerle ağırlaştırmıştır. Tâmât adlı şiir kitabı ve Elhan-ı Şita şiiri bunların başında gelir.
- Cenap Şahabettin, çok türlü eser vermiştir: gezi yazıları (Hac Yolunda, Afak-ı Irak, Avrupa Mektupları), özdeyiş (Tiryaki Sözleri), makale (Evrak-ı Eyyam), tiyatro (Körebe, Küçük Beyler, Yalan) ve monografi (Kadı Burhaneddin).
- Servetifünun’da roman ve hikâye realizm–natüralizm etkisindedir ve Tanzimat romanının teknik kusurlarından arınmıştır. Mekân İstanbul, kahramanlar kültürlü ve aydın kişilerdir; öyküler Maupassant tarzında olay temellidir.
- Halit Ziya Uşaklıgil, dönemin en büyük romancısıdır. Mai ve Siyah ile Aşk-ı Memnu ilk modern romanlarımız sayılır; Kırık Hayatlar, Nemide, Sefile ve Ferdi ve Şürekâsı diğer romanlarıdır. Öyküleri (Solgun Demet, Hepsinden Acı) romanlarından daha sade bir dille yazılmıştır.
- Halit Ziya, Mezardan Sesler ile ilk mensur şiir örneğini vermiş, Kırk Yıl, Saray ve Ötesi ve Bir Acı Hikâye adlı anılarıyla edebî değeri olan ilk anıları yazmıştır. Kâbus, Fare ve Fürûzan adlı tiyatro eserleri de vardır.
- Mehmet Rauf, Eylül ile ilk psikolojik romanı yazmıştır. Halit Ziya etkisindedir, bireysel konuları ve karamsarlığı işler. Siyah İnciler mensur şiir kitabıdır; Genç Kız Kalbi, Halas, Böğürtlen romanlarındandır; Pençe, Cidal ve Sansar tiyatro eserleridir.
- Hüseyin Cahit Yalçın, Edebiyat ve Hukuk makalesiyle dönemin sona ermesine yol açmıştır. Eleştiri yazılarını Kavgalarım’da toplamış, Hayal İçinde ve Nadide romanlarıyla Hayat-ı Muhayyel öykülerini yazmıştır.
- Süleyman Nazif aruzla yazan bir şairdir; Gizli Figanlar, Fırak-ı Irak, Batarya ile Ateş ve Malta Geceleri eserleri vardır. Ahmet Hikmet Müftüoğlu ise öykü ve roman yazarıdır: Gönül Hanım, Çağlayanlar, Haristan ve Gülistan.
- Tiyatro dönemde gelişememiş, eserler sahnelenmekten çok okunmak için yazılmıştır. En çok oyun yazan Hüseyin Suat’tır. Eleştiride Hüseyin Cahit Yalçın (Kavgalarım) ve Ahmet Şuayip (Hayat ve Kitaplar) öne çıkar; gezide Cenap Şahabettin ve Ahmet İhsan Tokgöz (Avrupa’da Ne Gördüm) yazmıştır.
- Hüseyin Rahmi Gürpınar, dönemin bağımsız yazarıdır. Sokağı edebiyata sokan, kahramanlarını kendi çevrelerinin diliyle konuşturan gözlemci bir romancıdır. Alafranga züppe tipini Şık ve Şıpsevdi’de işlemiştir; Mürebbiye, İffet ve Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç diğer romanlarıdır.
- Hüseyin Rahmi’nin eserlerinde natüralizm etkisi görülür; yazı hayatına Tercüman-ı Hakikat’te başlamıştır. Kadınlar Vaizi ve Gönül Ticareti öykülerinden, Hazan Bülbülü ve Kadın Erkekleşince oyunlarındandır.
- Ahmet Rasim, Batılılaşmanın edebiyattaki aşırılığına karşı çıkmış, Servetifünuncuları eleştirmiştir. Açık ve yalın bir dille yazmış, İstanbul’u ve gündelik hayatı anlatmıştır. Falaka ve Gecelerim anıları, Ramazan Sohbetleri, Şehir Mektupları, Romanya Mektupları ve Eşkâl-i Zaman önemli eserleridir.
- Mehmet Akif Ersoy ile Yahya Kemal gibi isimler de dönemin hiçbir topluluğuna girmeyen bağımsız şairleri arasında anılır. Akif aruzu başarıyla kullanmış, şiiri düzyazıya yaklaştırmış ve eserlerini Safahat’ta toplamıştır.
- Fecriati (1909–1912), beyanname yayımlayan ilk edebî topluluktur. Amaçları Servetifünun’u aşmak olmuş, ama onun çizgisini sürdürmüşlerdir. Tevfik Fikret ile Halit Ziya’yı örnek alan topluluk mücadeleci değil, alıngan ve romantik sanatçılardan oluşur.
- Beyannameyi imzalayanlar arasında Tahsin Nahit, Ahmet Haşim, Mehmet Fuat Köprülü, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Ali Canip Yöntem, Refik Halit Karay, Ali Süha ve Emin Bülent Serdaroğlu bulunur. Anlayışlarını “Sanat şahsi ve muhteremdir.” ilkesi özetler.
- Beyannamede sanatın boş vakit aracı olmadığı, dilde ve edebiyatta yenilik yapılması gerektiği, Batı ve Türk edebiyatından önemli eserlerin çevrilmesi ve genç yeteneklerin bir araya getirilmesi belirtilir. Yayın organı Servetifünun, kitaplar ise Fecriati Kütüphanesi adıyla çıkacaktır.
- Fecriati sanatçıları şiirde doğa ve aşk temalarını işleyip sembolizmden etkilenmiş, hikâyede Maupassant’ı, tiyatroda Henrik Ibsen’i örnek almıştır. Romanda realizm–natüralizm ve ağır bir dil sürmüştür.
- Ahmet Haşim, Akşam Şairi diye anılır. Aruzu kullanır, heceyi “köylü vezni” sayar; şiire göre müzikle söz arasındadır ve anlamı okuyucu bulmalıdır. Sembolizm ve empresyonizmden etkilenmiştir. Göl Saatleri ve Piyale şiir kitaplarıdır; Bize Göre, Gurabahane-i Laklakan ve Frankfurt Seyahatnamesi düzyazılarıdır.
- Tahsin Nahit, Adalar şairi olarak bilinir. Bütün şiirlerinde aruz hâkimdir; aşk ve kadın temalarını işlemiş, Ahmet Haşim’den etkilenmiştir. Ruh-ı Bikayd şiir kitabıdır; Hicranlar, Firar ve Talak tiyatro eserleridir. Emin Bülent Serdaroğlu ise Kin ve Hatay’a Selam gibi destansı şiirleriyle tanınır.
Millî Edebiyat Dönemi ve Beş Hececiler
- Millî Edebiyat Dönemi 1911–1923 arasını kapsar. Selanik’te çıkarılan Genç Kalemler dergisi ve Ömer Seyfettin’in bu dergide yayımladığı Yeni Lisan makalesi akımın başlangıcı sayılır.
- Genç Kalemler’in öncüleri Ömer Seyfettin, Ziya Gökalp ve Ali Canip Yöntem’dir. Bu isimler dilde, konuda ve ölçüde millîleşmeyi savunmuştur.
- Yeni Lisan makalesinin ilkesi şudur: yazı dili, İstanbul’da konuşulan Türkçeden ayrılmamalı; Arapça ve Farsça tamlamalar ile yabancı kurallar bırakılmalı; Türk lehçelerinden sözcük alınmamalıdır.
- Dönemde Osmanlıcılık, İslamcılık, Batıcılık ve Türkçülük düşünce akımları etkilidir; edebiyata en güçlü yön veren akım Türkçülüktür.
- Şiirde aruz bırakılıp hece ölçüsüne geçilmiş, halk edebiyatı nazım biçimleri ve millî kaynaklar kullanılmıştır. Yurt güzellikleri ile memleket sevgisi coşkun bir dille işlenir.
- Millî Edebiyat ‘halka doğru’ ilkesini benimsemiş, İstanbul’un yanı sıra Anadolu’yu da konu edinmiştir (Memleket Edebiyatı). Realizm ve natüralizmin etkisi sürmüştür.
- Romanda Millî Mücadele, vatan sevgisi, yanlış Batılılaşma ve toplum sorunları işlenir. Öncüleri Yakup Kadri, Refik Halit, Halide Edip ve Reşat Nuri’dir. Hikâyede en büyük temsilci Ömer Seyfettin’dir.
- Tiyatroda saray yaşamı, ekonomik sorunlar ve dramlar yanında Türkçülüğün etkisi görülür; sade ve doğal dil en büyük yenilik olmuştur. Darülbedayi’nin başına Fransız tiyatrocu Andre Antoine getirilmiştir.
- Ömer Seyfettin, Maupassant tarzı olay hikâyesinin en büyük temsilcisidir. Çocukluk anıları ve Osmanlı tarihini işler, millî bilinci güçlendirmeyi amaçlar. Kaşağı, Forsa, Ant, Diyet, Yalnız Efe, Pembe İncili Kaftan, Bomba, Gizli Mabed önemli hikâyeleridir.
- Ömer Seyfettin’in Ashab-ı Kehfimiz ve Efruz Bey adlı uzun hikâyeleri vardır. Dilde sadeleşmeyi savunur, yabancı sözcük ve söz oyunlarından kaçınır.
- Ziya Gökalp Türkçülüğü sistemleştiren düşünürdür; ilk Türk sosyolog sayılır. Türkçülüğün Esasları ve Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak başlıca düzyazılarıdır. Kızıl Elma, Yeni Hayat, Altın İşık şiir kitaplarıdır; şiirlerinde Türk mitolojisine yer verir, didaktik ve sade bir dil kullanır.
- Mehmet Emin Yurdakul’a Türk Şairi denir. Bütün şiirlerini hece ölçüsüyle yazmış, ‘halk için halk diliyle’ yazmayı ilke edinmiştir. İlk şiiri Cenge Giderken’dir; Türk Sazı, Ey Türk Uyan, Tan Sesleri, Turana Doğru önemli eserleridir.
- Ali Canip Yöntem Yeni Lisan’ın savunucusu ve başyazarıdır. Önce Fecriati topluluğunda yer almış, sonra Millî Edebiyat’a geçmiştir. Cenap Şahabettin’le tartışmaları ünlüdür; Geçtiğim Yol şiir kitabı, Millî Edebiyat Meselesi ve Cenap Bey’le Münakaşalarım ise eleştiri eseridir.
- Yakup Kadri Karaosmanoğlu Fecriati’den Millî Edebiyat’a geçmiştir; konularını Tanzimat’tan Cumhuriyet’e uzanan dönemden seçer. Kiralık Konak, Yaban, Ankara, Sodom ve Gomore, Nur Baba, Hüküm Gecesi, Panorama başlıca romanlarıdır; Kurtuluş Savaşı’nı Yaban, Ankara ve Sodom ve Gomore’de işler.
- Yakup Kadri tezli romanı güçlendirmiş, Kadro dergisinde halkçı bir yazar olarak görüşlerini duyurmuştur. Erenlerin Bağından ve Okun Ucundan mensur şiirleri; Anamın Kitabı, Zoraki Diplomat, Politikada 45 Yıl anılarıdır.
- Halide Edip Adıvar Sultanahmet mitingindeki konuşmasıyla tanınmış, Kurtuluş Savaşı’nda cephede görev aldığı için Halide Onbaşı olarak anılmıştır. Ateşten Gömlek, Vurun Kahpeye, Sinekli Bakkal, Handan, Tatarcık romanlarıdır; Türk’ün Ateşle İmtihanı ve Mor Salkımlı Ev anı kitaplarıdır.
- Halide Edip’in öykü kitapları Harap Mabetler ve Dağa Çıkan Kurt, tiyatro eserleri Kenan Çobanları ile Maske ve Ruh’tur. İlk yıllarında kadın psikolojisini işler, sonra topluma yönelir.
- Reşat Nuri Güntekin diyalogları canlı, dili sade ve konuşma diline yakın bir romancıdır. Çalıkuşu, Yaprak Dökümü, Acımak, Damga, Yeşil Gece, Değirmen önemli romanlarıdır; Anadolu Notları gezi, Tanrı Misafiri öykü kitabıdır. Ahlâkî yapı, yanlış Batılılaşma ve batıl inançlar başlıca konularıdır.
- Refik Halit Karay Kalem dergisinde Kirpi takma adıyla yazmış, mizahî ögeleri ve merak unsurunu sıkça kullanmıştır. İlk romanı İstanbul’un İç Yüzü’dür; Yezidin Kızı, Sürgün, Nilgün, Bugünün Saraylısı, Kadınlar Tekkesi öteki romanlarıdır. Memleket Hikâyeleri ve Gurbet Hikâyeleri öykü kitaplarıdır.
- Rıza Tevfik Bölükbaşı, Feylesof Rıza lakabıyla bilinir; Serab-ı Ömrüm şiir, Felsefe Dersleri düzyazı eseridir. Tiyatroda İbnürrefik Ahmet Nuri Sekizinci, Aka Gündüz ve Müsahipzade Celal öne çıkar; Falih Rıfkı Atay ise Zeytindağı ve Çankaya gibi anı ve gezi yazılarıyla tanınır.
- Mehmet Akif Ersoy dönemin bağımsız şairlerindendir. Tüm şiirlerini aruzla yazmış, İslamcılığı benimsemiş, Sırat-ı Müstakim ve Sebilürreşad dergilerinde yazmıştır. Şiirde gerçekçiliği getirmiş, nazmı nesre yaklaştırmıştır; manzum hikâyeleri (Mahalle Kahvesi, Seyfi Baba, Küfe) ünlüdür. İstiklâl Marşı’nın şairidir.
- Mehmet Akif’in yedi kitaplık şiir külliyatı Safahat’tır: Safahat, Süleymaniye Kürsüsünde, Hakkın Sesleri, Fatih Kürsüsünde, Hatıralar, Asım, Gölgeler. Asım’daki gençlik tipi, Tevfik Fikret’in Haluk’una karşı çıkarılmıştır.
- Yahya Kemal Beyatlı İstanbul Şairi olarak anılır; saf şiirin ve Yeni Klasisizmin (neoklasizm) etkisini taşıyan şairdir. Aruzu başarıyla kullanmış, Ok şiirini ise heceyle yazmıştır. Divan şiirine çağdaş bir yorum getirmiş, toplumsal konulara değil lirik şiire ağırlık vermiştir.
- Yahya Kemal’in Kendi Gök Kubbemiz, Eski Şiirin Rüzgârıyla, Bitmemiş Şiirler şiir kitaplarıdır; Akıncı ve Mohaç Türküsü epik şiirleridir. Aziz İstanbul, Eğil Dağlar, Tarih Musahabeleri ve Siyasi ve Edebî Portreler düzyazı eserleridir.
- Beş Hececiler Faruk Nafiz Çamlıbel, Halit Fahri Ozansoy, Enis Behiç Koryürek, Yusuf Ziya Ortaç ve Orhan Seyfi Orhon’dur. Aruzdan heceye geçmiş, halk edebiyatı nazım biçimlerini kullanmış, memleket güzelliklerini ve sevgisini işlemiş, çoğunlukla on bir ve on dörtlü kalıpları seçmişlerdir. Önderleri Faruk Nafiz’dir.
- Faruk Nafiz Çamlıbel’e Deli Ozan ve Çamdeviren denmiştir. Sanat şiiriyle memleketçi şiirin bildirisini yayımlamıştır. Şarkın Sultanları, Han Duvarları, Zindan Duvarları, Çoban Çeşmesi şiir; Akın, Özyurt, Canavar tiyatro; Yıldız Yağmuru roman eseridir. Onuncu Yıl Marşı’nı Behçet Kemal Çağlar’la yazmıştır.
- Yusuf Ziya Ortaç’ın lakabı Çimdik’tir; Akbaba dergisini çıkarmış, hiciv ve mizahla ilgilenmiştir. Akından Akına şiir kitabıdır; Binnaz ve Kördüğüm tiyatro eserleridir. Orhan Seyfi Orhon’un şiir kitapları arasında Fırtına ve Kar, Peri Kızı ile Çoban Hikâyesi ve Kervan vardır.
- Halit Fahri Ozansoy, Aruza Veda şiiriyle tanınır; egzotik sahneler işler. Sulara Dalan Gözler şiir, Baykuş ve Nedim tiyatro, Edebiyatçılar Geçiyor anı eseridir. Enis Behiç Koryürek ise Türk denizciliğini ve eski korsan hikâyelerini destanlaştırmıştır; Miras, Güneşin Ölümü, Varidat-ı Süleyman eserleridir, aynı şiirde çeşitli hece kalıplarını kullanır.
Cumhuriyet Dönemi Türk Şiiri
- Cumhuriyet dönemi şiirinde hece ölçüsü kullanılır, dil sadedir, Anadolu ve memleket konuları öne çıkar; yapı Millî Edebiyat şiirine göre daha serbesttir. Kurtuluş Savaşı yıllarında şiirin havası destanîdir.
- Cumhuriyet şiiri topluluklara göre incelenir: önce öz şiir ve Yedi Meşaleciler, ardından toplumcu serbest nazım ile Maviciler, sonra Millî Edebiyat çizgisini sürdürenlerle Hisarcılar, ardından Garip ve Garip dışı arayışlar gelir; 1960 sonrasında mistik şiir, İkinci Yeni, toplumcu şiir, 1980 sonrası şiir ve halk şiiri sürer.
- Saf (öz) şiir çizgisinde şiirin müzikalitesi, dil işçiliği ve sembolizm önemlidir. Bu çizginin başında Ahmet Haşim ve neoklasisizmden beslenen Yahya Kemal gelir; Cumhuriyet’te Ahmet Muhip Dıranas, Cahit Sıtkı Tarancı, Asaf Halet Çelebi ve Necip Fazıl da bu çevrede anılır.
- Ahmet Muhip Dıranas sembolizmden etkilenmiş, ölçü, uyak ve ses uyumuna önem vermiş bir şairdir. Fikret’in Rübab-ı Şikeste’sini Kırık Saz adıyla sadeleştirmiştir; Fahriye Abla, Olvido ve Serenad şiirleriyle bilinir.
- Cahit Sıtkı Tarancı yaşama sevinci ile ölüm temasını birlikte işlediği için Ölüm Şairi diye anılır. İlk kitabı Ömrümde Sükut’tur; Otuz Beş Yaş şiiriyle ün kazanmış, deyim ve tekerlemeleri başarıyla kullanmıştır. Ziya’ya Mektuplar mektup türündeki eseridir.
- Asaf Halet Çelebi soyut bir dünyası olan, çağrışımlarla anlaşılan, Doğu felsefesi ve tasavvuftan yararlanan sezgi şairidir. Lâmelif ve Om Mani Padme Hum şiirlerinin yanında Molla Câmi ve Mevlana üzerine biyografik çalışmaları vardır; rubai da yazmıştır.
- Necip Fazıl Kısakürek mistik şair olarak bilinir; madde–ruh çatışmasını ve insanın arayışını işler, lirizm ağır basar. Çile, Kaldırımlar ve Örümcek Ağı şiir kitaplarıdır; Tohum, Bir Adam Yaratmak ve Reis Bey oyunlarıdır. Ağaç ve Büyük Doğu dergilerini çıkarmıştır.
- Yedi Meşaleciler Cumhuriyet döneminin ilk edebî topluluğudur. Beş Hececilere tepki göstermişler, sanat için sanat anlayışını benimsemişler ve 1928’de Yedi Meşale adlı antolojiyi çıkarmışlardır. Üyeler: Sabri Esat Siyavuşgil, Yaşar Nabi Nayır, Ziya Osman Saba, Muammer Lütfi Bahşi, Vasfi Mahir Kocatürk, Kenan Hulusi Koray, Cevdet Kudret Solok.
- Yedi Meşalecilerden Yaşar Nabi Nayır Varlık dergisini yayımlamış, Onar Mısra ve Sevi Çıkmazı gibi eserler vermiştir. Ziya Osman Saba çocukluk anılarına yer veren şiirleriyle (Sebil ve Güvercinler, Geçen Zaman) tanınır; Sabri Esat’ın şiir kitabı Odalar ve Sofalar’dır.
- Nazım Hikmet Ran serbest nazmın en güçlü temsilcisidir; Mayakovski’den etkilenmiş, fütürizmin izlerini taşıyan, satır uzunluğunu ve dizilişi değiştirerek biçimi yenilemiştir. Aşk, barış ve ölüm temalarını işlemiştir. 835 Satır, Varan 3, 1+1=1, Kuvayi Milliye Destanı ve Memleketimden İnsan Manzaraları öne çıkan eserleridir.
- Nazım Hikmet oyun yazarıdır da: ilk oyunu Kafatası’dır; ayrıca İnek, Ferhat ile Şirin, Unutulan Adam ve Demokles’in Kılıcı vardır. Romanları Kan Konuşmaz ve Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim’dir.
- Serbest nazım ve toplumcu şiir çizgisi tezli, söylev üslubuna yakın ve içeriği öne çıkaran bir şiir anlayışına dayanır. Ahmed Arif Doğu Anadolu’nun sorunlarını anlatır (Hasretinden Prangalar Eskittim); Hasan Hüseyin Korkmazgil (Acıyı Bal Eyledik) ve Hasan İzzettin Dinamo da bu çizgidedir.
- Ercüment Behzat Lav ölçülü ve uyaklı şiire karşı çıkmış, fütürizmin ilk temsilcilerinden sayılmıştır; Açıl Kilidim Açıl ve Kaos eserlerindendir.
- Maviciler 1950’lerin başında Mavi dergisi çevresinde, Garip şiirine tepki olarak doğmuş, şairane bir sanatı sosyal gerçekçilikle birleştirmeyi ve derin anlamı hedeflemiştir. Başlıca isimleri Attila İlhan, Ferit Edgü, Orhan Duru, Demir Özlü ve Ahmet Oktay’dır.
- Attila İlhan Divan ve halk şiirinin ses özelliklerinden yararlanan lirik bir şairdir; Sisler Bulvarı, Duvar, Ben Sana Mecburum ve Ayrılık Sevdaya Dahil şiir kitaplarıdır. Kurtlar Sofrası ile Aynanın İçindekiler serisi romanlarıdır; Abbas Yolcu gezi kitabıdır.
- Millî Edebiyat zevk ve anlayışını sürdürenler Beş Hececileri izlemiş, Anadolu insanını, halk şiirini ve memleket sevgisini işlemiştir. Kemalettin Kamu (Gurbet Şairi, Bingöl Çobanları), Ahmet Kutsi Tecer (Orda Bir Köy Var Uzakta, Köşebaşı), Zeki Ömer Defne (Ziller Çalacak) bu çizgidedir.
- Aynı çizgide Arif Nihat Asya (Bayrak Şairi; Bir Bayrak Rüzgâr Bekliyor, Dualar ve Aminler), Ömer Bedrettin Uşaklı (Anadolu Şairi; Yayla Dumanı), Halide Nusret Zorlutuna (Git Bahar), Behçet Kemal Çağlar (Ankaralı Âşık Ömer mahlası; Şadırvan dergisi; 10. Yıl Marşı) ve Orhan Şaik Gökyay yer alır.
- Hisarcılar Hisar dergisi çevresinde toplanmıştır: sanatçı bağımsız olmalı, dil yaşayan dil olmalı, sanat millî olmalı, yenilik esas alınmalıdır. Mehmet Çınarlı, Bekir Sıtkı Erdoğan, Mustafa Necati Karaer, İlhan Geçer, Feyzi Halıcı ve Yavuz Bülent Bakiler bu gruptandır.
- Garipçiler 1941’de Garip kitabıyla ortaya çıkan Orhan Veli Kanık, Oktay Rıfat Horozcu ve Melih Cevdet Anday’dır. Basit, alelade konuları günlük konuşma diliyle işlerler; ölçü, uyak ve redifi şiiri yozlaştıran unsurlar sayarlar.
- Orhan Veli’nin şiir kitapları Garip, Vazgeçemediğim, Destan Gibi, Yenisi ve Karşı’dır. İstanbul’u Dinliyorum ve Anlatamıyorum şiirleriyle tanınır; Nasreddin Hoca fıkralarını şiirleştirmiş, La Fontaine masallarını çevirmiş, bir dönem Mehmet Ali Sel adını kullanmıştır.
- Melih Cevdet Anday düşünceye, akla önem veren, Yunan mitolojisinden yararlanan şairdir: Rahatı Kaçan Ağaç, Telgrafhane, Ölümsüzlük Ardında Gılgamış. Romanları Gizli Emir ve Meryem Gibi’dir. Oktay Rıfat ise Aşağı Yukarı ve Karga ile Tilki ile toplumcu gerçekçi çizgiye yaklaşmış, Perçemli Sokak’ta İkinci Yeni’ye yönelmiştir.
- Garip dışında yeniliği sürdürenler Garipçilerin süssüz dilini kendi kimlikleriyle birleştirir ve toplumsal sorunlara eğilir. Cahit Külebi (Adamın Biri), Bedri Rahmi Eyüboğlu (Karadut, Dol Karabakır Dol), Sabahattin Kudret Aksal (Şarkılı Kahve), Behçet Necatigil (Evler Şairi), Özdemir Asaf (Lavinia) ve Fazıl Hüsnü Dağlarca (Destan Şairi) bu çevrede anılır.
- Fazıl Hüsnü Dağlarca çocuk şiirleri ve destanlarıyla bilinir: Havaya Çizilen Dünya, Çocuk ve Allah, Daha, Üç Şehitler Destanı, Çakırın Destanı. Behçet Necatigil ev, aile ve yakın çevreyi işler: Kapalı Çarşı, Evler, Eski Toprak; radyo oyunları Üç Turunçlar ve Yıldızlara Bakmak’tır.
- 1960 sonrası mistik şiirde Necip Fazıl, Akif, Yunus Emre, Fuzuli ve Şeyh Galip örnek alınır; İslamî duyarlık ile Batılı değerler arasındaki çatışma işlenir. Sezai Karakoç (Hızırla Kırk Saat, Körfez, Şahdamar), Erdem Bayazıt (Sebep Ey), Cahit Zarifoğlu (İşaret Çocukları, Menziller), Nurullah Genç, Sedat Umran ve Hilmi Yavuz bu çizgidedir.
- İkinci Yeni anlamdan çok sese, imgeye ve çağrışıma önem verir; kapalı, soyut anlatım, serbest şiir, büyük harf ve noktalama işaretlerinin azlığı belirgindir. Adı Muzaffer Erdost’la anılır. Başlıca şairler: Cemal Süreya, Edip Cansever, Turgut Uyar, İlhan Berk, Ece Ayhan, Ülkü Tamer, Sezai Karakoç.
- İkinci Yeni şairlerinin eserleri: Cemal Süreya (Üvercinka, Göçebe, Sevda Sözleri), Edip Cansever (İkindi Üstü, Yerçekimli Karanfil), Turgut Uyar (Arz-ı Hâl, Dünyanın En Güzel Arabistan’ı), İlhan Berk (Güneşi Yakanların Selamı), Ece Ayhan (Kınar Hanım’ın Denizleri), Ülkü Tamer (Soğuk Otların Altında).
- İkinci Yeni sonrası toplumcu şiir geleneksel söyleyişe döner, içeriği öne çıkarır ve slogan üslubuna yaklaşır. İsmet Özel (Amentü, Geceleyin Bir Koşu), Refik Durbaş (Kuş Tufanı), Ataol Behramoğlu (Bir Gün Mutlaka), Nihat Behram ve Süreyya Berfe bu dönemin adlarıdır.
- 1980 sonrası şiirde imgeci, anlatımcı, folklor ve mitolojiden yararlanan, toplumcu ve yeni garipçi eğilimler birlikte görülür. Haydar Ergülen, Ahmet Telli, Ahmet Erhan, Hüseyin Atlansoy, Enis Batur, Lale Müldür ve Ebubekir Eroğlu önemli adlardır.
- Cumhuriyet dönemi halk şiirinde taşlama ve halk şiiri geleneğinin sürmesi öne çıkar; en tanınmış adı Abdürrahim Karakoç’tur (Mihriban, Hasan’a Mektuplar). Âşık edebiyatının son büyük temsilcisi Âşık Veysel’i edebiyat çevrelerine tanıtan şair Ahmet Kutsi Tecer’dir.
Cumhuriyet Dönemi Roman ve Hikâye
- Cumhuriyet dönemi roman ve hikâyesinde dil sadeleşmiş, Anadolu insanı, köy, Kurtuluş Savaşı, tarih ve efsane konuları sıkça işlenmiştir. Sanatçılar yönelimlerine göre dört grupta düşünülür: Millî Edebiyat anlayışını sürdürenler, bireyin iç dünyasını esas alanlar, toplumcu gerçekçiler ve modernizm/postmodernizmi esas alanlar.
- Millî Edebiyat zevk ve anlayışını sürdürenler realizme bağlıdır; yanlış Batılılaşmayı, Doğu–Batı çatışmasını işler ve kahramanlarını çoğunlukla Anadolu’dan seçerler. Başlıca isimler Reşat Nuri Güntekin, Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve Halide Edip Adıvar’dır.
- Yakup Kadri Karaosmanoğlu: Hüküm Gecesi, Ankara, Nur Baba, Kiralık Konak, Yaban ve Sodom ve Gomore romanlarını yazmıştır. Yaban’da Kurtuluş Savaşı yıllarında Anadolu köyüne düşen aydın subay ile köylü arasındaki kopukluk anlatılır; Sodom ve Gomore işgal İstanbul’unun Batı hayranlığını ve çıkar ilişkilerini işler. Mensur şiirleri Erenlerin Bağından ve Okun Ucundan da bilinir.
- Halide Edip Adıvar: Hitabetiyle tanınır; Ateşten Gömlek, Vurun Kahpeye, Sinekli Bakkal, Handan, Tatarcık başlıca eserleridir. Ateşten Gömlek, Kurtuluş Savaşı’nı konu alan ilk roman olarak anılır; Sinekli Bakkal’da Doğu–Batı sanat ve felsefesi karşılaştırılır, II. Abdülhamit dönemi anlatılır.
- Reşat Nuri Güntekin: Realizmden etkilenmiştir. Çalıkuşu, Acımak, Yeşil Gece ve Anadolu Notları önemli eserleridir; öğretmenlik ve Anadolu gözlemleri eserlerine yansır.
- Bireyin iç dünyasını esas alanlar psikolojik çözümlemeye, iç konuşmaya, geçmiş–şimdi ikilemine ve ruh hâllerine önem verir. Peyami Safa, Ahmet Hamdi Tanpınar, Abdülhak Şinasi Hisar, Sait Faik, Samiha Ayverdi, Tarık Buğra ve Mustafa Kutlu bu çizgide anılır.
- Peyami Safa: Psikolojik romanın ustası ve Doğu–Batı çatışmasının işlenişinde öne çıkan yazardır. Canan, Mahşer, Şimşek, Biz İnsanlar, Yalnızız, Sözde Kızlar, Bir Tereddüdün Romanı, Fatih–Harbiye, Dokuzuncu Hariciye Koğuşu ve Matmazel Noralya’nın Koltuğu romanları arasındadır.
- Peyami Safa, Server Bedii imzasıyla Cingöz Recai gibi polisiye maceralar da yazmıştır. Fatih–Harbiye’de Neriman’ın Doğulu Şinasi ile Batı hayranı Macit arasında kalışı üzerinden iki kültür arasındaki çatışma işlenir.
- Ahmet Hamdi Tanpınar: Rüya, bilinçaltı ve zaman kavramlarını işleyen, sembolizmden etkilenmiş bir yazardır. Romanları Huzur, Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Sahnenin Dışındakiler, Mahur Beste ve Aydaki Kadın’dır; Abdullah Efendi’nin Rüyaları hikâyesidir.
- Tanpınar’ın Beş Şehir’i (Ankara, Bursa, Erzurum, Konya, İstanbul) bir deneme kitabıdır; 19. Asır Türk Edebiyatı Tarihi önemli bir edebiyat tarihi çalışmasıdır. Huzur’da Mümtaz’ın Nuran’la ilişkisi ve içindeki çatışmalar anlatılır. Şiirde dile getiremediklerini roman ve hikâyede anlattığını belirtmiştir.
- Abdülhak Şinasi Hisar: Geçmişe özlemi, süslü ve sanatlı bir dille anlatan yazardır. Fahim Bey ve Biz, Çamlıca’daki Eniştemiz romanları; Boğaziçi Yalıları ve Boğaziçi Mehtapları anı türündeki eserleridir.
- Sait Faik Abasıyanık: İstanbul öykücüsü olarak bilinir; olay yerine durum ve kesiti öne çıkaran Çehov tarzı durum öyküsünün Türkçedeki ustasıdır. Hikâye kitapları arasında Şahmerdan, Lüzumsuz Adam, Semaver, Sarnıç, Kayıp Aranıyor, Havada Bulut, Mahalle Kahvesi ve Medar-ı Maişet Motoru sayılır.
- Memduh Şevket Esendal da Çehov tarzının önemli temsilcisidir: Otlakçı, Mendil Altında, Ayaşlı ve Kiracıları. Samiha Ayverdi tarih, din ve tasavvuf temalı Mesihpaşa İmamı, İbrahim Efendi Konağı, Aşk Bu İmiş ve Batmayan Gün’ü yazmıştır. Mustafa Kutlu iç konuşma ve diyalogla Ortadaki Adam, Gönül İşi, Yokuşa Akan Sular gibi hikâyeleri kaleme almıştır.
- Tarık Buğra: Roman, tiyatro, öykü ve fıkra yazmış; edebiyat dünyasına Yarınların Romanı ile girmiştir. Küçük Ağa ve devamı Küçük Ağa Ankara’da Kurtuluş Savaşı yıllarını işleyen bir nehir romandır. Firavun İmanı, Osmancık, Dönemeçte, Siyah Kehribar, Yağmuru Beklerken ve İbişin Rüyası romanları; Yarın Diye Bir Şey Yoktur ve Oğlumuz hikâyeleridir. Akümülatörlü Radyo adlı oyunu da vardır.
- Toplumcu gerçekçiler tezli roman anlayışını benimser, gözleme dayanır ve ağa–köylü, zengin–fakir gibi sınıf çatışmalarını işler. Sabahattin Ali, Orhan Kemal, Yaşar Kemal, Kemal Tahir, Fakir Baykurt, Talip Apaydın, Kemal Bilbaşar, Necati Cumalı, Samim Kocagöz, Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz bu gruptadır.
- Sabahattin Ali: Köy ve kasaba öykücüsüdür. Kürk Mantolu Madonna, İçimizdeki Şeytan ve Kuyucaklı Yusuf romanlarını; Değirmen, Ses, Kağnı, Yeni Dünya ve Sırça Köşk öykü kitaplarını yazmıştır.
- Orhan Kemal: Asıl adı Mehmet Raşit Öğütçü’dür; Adana ve İstanbul’u işçi sınıfının gözünden anlatır, diyalogları sık kullanır. Bereketli Topraklar Üzerinde, Murtaza, Baba Evi, Avare Yıllar, Eskici ve Oğulları, Hanımın Çiftliği, Devlet Kuşu romanları; Ekmek Kavgası, Çamaşırcının Kızı, 72. Koğuş, Kardeş Payı öyküleridir.
- Yaşar Kemal: Asıl adı Kemal Sadık Gökçeli’dir; Toroslar ve Çukurova’yı, kan davasını, ağalık düzenini işler; betimlemeleri ve kısa cümleleriyle dikkat çeker. Romanları arasında Deniz Küstü, Sarı Sıcak, Çakırcalı Efe, Yılanı Öldürseler ve İnce Memed yer alır; Binboğalar Efsanesi ile Ağrı Dağı Efsanesi efsane türündedir; Çukurova Yana Yana röportajıdır. Dağın Öte Yüzü serisi Orta Direk, Yer Demir Gök Bakır ve Ölmez Otu’ndan oluşur.
- Kemal Tahir: Tarihî ve nehir romanlarıyla bilinir; Çankırı–Çorum yöresini ve köy sorunlarını işler, kişilerini yerel ağızla konuşturur. Devlet Ana, Yorgun Savaşçı, Kurt Kanunu, Rahmet Yolları Kesti, Körduman ve Sağırdere önemli eserleridir. Köy üçlemesi Köyün Kamburu, Yediçınar Yaylası ve Büyük Mal’dır; Esir Şehir üçlemesi Esir Şehrin İnsanları, Esir Şehrin Mahpusu ve Yol Ayrımı’dır.
- Fakir Baykurt: Köy yaşamını anlatan toplumcu gerçekçi bir yazardır. Yılanların Öcü’nden başlayan üçleme, Irazca’nın Dirliği ve Kara Ahmet Destanı ile tamamlanır. Kaplumbağalar, Tırpan, Onuncu Köy, Köygöçüren, Amerikan Sargısı ve Topal Arkadaş da diğer eserleridir.
- Köy edebiyatında Mahmut Makal Bizim Köy ile köy yazıları çığırını başlatmıştır. Talip Apaydın Polatlı, Eskişehir ve Beypazarı çevresini (Sarı Traktör, Yoz Davar), Kemal Bilbaşar köy ve kasaba yaşamını (Denizin Çağırışı, Cemo, Memo), Necati Cumalı Ege’yi (Susuz Yaz, Tütün Zamanı), Samim Kocagöz Kurtuluş Savaşı ve toprak meselelerini (Kalpaklılar, Doludizgin), Abbas Sayar Orta Anadolu’yu (Yılkı Atı, Çelo) anlatır.
- Mizah ve taşlama çizgisinde Rıfat Ilgaz (Karartma Geceleri, Hababam Sınıfı, Bizim Koğuş ve Sarı Yazma), Aziz Nesin (Zübük, Azizname) ve Muzaffer İzgü (Ekmek Parası, Gecekondu) öne çıkar. Cevat Şakir Kabaağaçlı, Halikarnas Balıkçısı takma adıyla Ege ve Akdeniz kıyılarını anlatır; Mavi Hümanizma görüşü ve deniz öyküleriyle bilinir, Uluç Reis ile Mavi Sürgün eserlerindendir.
- Modernizmi ve postmodernizmi esas alanlarda diyalog azalır, iç konuşma öne çıkar, yalnızlık ve yabancılaşma temaları işlenir ve gelenekle hesaplaşılır. Başlıca isimler Yusuf Atılgan, Oğuz Atay, Bilge Karasu, Orhan Pamuk, Adalet Ağaoğlu, Vüs’at O. Bener, Haldun Taner ve Selim İleri’dir.
- Yusuf Atılgan: Yalnızlığı ve yabancılaşmayı işleyen modern romancıdır; Anayurt Oteli (kahraman Zebercet), Aylak Adam ve Canistan romanlarıyla, Bodur Minareden Öte öyküsüyle tanınır. Oğuz Atay ironi ve aydın eleştirisiyle tanınır; Tutunamayanlar, Tehlikeli Oyunlar, Bir Bilim Adamının Romanı ve Korkuyu Beklerken eserlerindendir.
- Orhan Pamuk: Aydın kesimi ve Doğu–Batı sorununu felsefi, zor anlaşılır eserlerle anlatır. Cevdet Bey ve Oğulları, Sessiz Ev, Beyaz Kale, Kara Kitap, Yeni Hayat, Benim Adım Kırmızı, Kar, Masumiyet Müzesi, Kafamda Bir Tuhaflık ve Kırmızı Saçlı Kadın romanlarıdır; Babamın Bavulu konuşma metinlerinden oluşur.
- Bilge Karasu (Gece, Kılavuz, Troya’da Ölüm Vardı ve Göçmüş Kediler Bahçesi), Adalet Ağaoğlu (Ölmeye Yatmak, Bir Düğün Gecesi, Fikrimin İnce Gülü), Vüs’at O. Bener (Buzul Çağının Virüsü, Yaşamasız) ve Selim İleri (Cumartesi Yalnızlığı, Bir Denizin Eteklerinde) modernist çizginin diğer adlarıdır. Haldun Taner Keşanlı Ali Destanı ile epik tiyatroyu getirmiş, Şişhane’ye Yağmur Yağıyordu gibi öyküler yazmıştır.
- Bu gruptaki diğer önemli yazarlar: Latife Tekin (Sevgili Arsız Ölüm, Berci Kristin Çöp Masalları), Buket Uzuner (Kumral Ada Mavi Tuna), İnci Aral (Ölü Erkek Kuşlar), Pınar Kür (Asılacak Kadın, Yarın Yarın), Nezihe Meriç (Korsan Çıkmazı), Leyla Erbil (Tuhaf Bir Kadın), Elif Şafak (Baba ve Piç, Mahrem), İhsan Oktay Anar (Puslu Kıtalar Atlası), Rasim Özdenören (Gül Yetiştiren Adam) ve Nazan Bekiroğlu (Yusuf ile Züleyha, Nar Ağacı).
- Bazı üçlemeler: Fakir Baykurt’un Yılanların Öcü üçlemesi, Kemal Tahir’in Köy ve Esir Şehir üçlemeleri, Necati Cumalı’nın Tütün üçlemesi. Nehir romanla anılan yazarlar: Turgut Özakman, Nihal Atsız, Tarık Buğra, Adalet Ağaoğlu, Yaşar Kemal, Kemal Tahir, Fakir Baykurt ve Yakup Kadri.
Cumhuriyet Dönemi Tiyatro ve Öğretici Metinler
- Cumhuriyet döneminde öğretici (düşünce) türleri deneme, eleştiri, makale, fıkra, sohbet, anı, gezi yazısı, biyografi ve röportaj olarak gelişmiştir.
- Nurullah Ataç deneme türünün öncü ismidir. Kendini “Günde yirmi dört saat edebiyatçı” diye tanıtmıştır. Eleştirileriyle de bilinir; Türkçenin özleşmesini savunmuştur.
- Ataç’ın temel eserleri Karalama Defteri, Günlerin Getirdiği, Sözden Söze, Söz Arasında, Okuruma Mektuplar ve Günce’dir.
- Suut Kemal Yetkin denemeci ve eleştirmendir. Günlerin Götürdüğü, Düş’ün Payı ve Yokuşa Doğru adlı eserleri öne çıkar.
- Cemil Meriç sosyolojik incelemeleri ve Doğu–Batı sentezi arayışıyla tanınır. Bu Ülke ve Kırk Ambar eserlerinin yazarıdır.
- Sabahattin Eyüboğlu deneme yazarı, çevirmen ve “Anadolu yorumcusu”dur. Mavi ve Kara ile Yunus Emre’ye Selam eserlerini yazmıştır.
- Ruşen Eşref Ünaydın mülakat (röportaj) türünün temsilcisidir. Diyorlar ki adlı röportaj kitabı vardır; Geçmiş Günler denemesi, Atatürk’ün Hastalığı anısı ve Damla Damla mensur şiir kitabı da ona aittir.
- Şevket Rado sohbet türüyle anılır. Eşref Saat, Ümit Dünyası ve Hayat Böyledir adlı eserleri vardır.
- Fethi Naci eleştirmendir; İnsan Tükenmez ve Gerçek Saygısı eserlerini kaleme almıştır.
- Salah Birsel deneme ve yazılarında mizahî bir dil kullanır; Kikirikname, Hacivat’ın Karısı, Hacivat Günlüğü, Boğaziçi Şıngır Mıngır, Ah Beyoğlu Vah Beyoğlu ve Nezleli Karga eserleri bilinir.
- Şevket Süreyya Aydemir biyografi ve anı türünde eserler verdi: Suyu Arayan Adam, Tek Adam, İkinci Adam ve Toprak Uyanırsa.
- İsmail Habip Sevük edebiyat yazıları ve eleştirileriyle tanınır; O Zamanlar ve Tuna’dan Batı’ya eserleri vardır.
- Falih Rıfkı Atay fıkra, anı ve gezi yazılarıyla tanınır; Çankaya, Zeytindağı ve Deniz Aşırı önemli eserleridir.
- Ahmet Hamdi Tanpınar roman, öykü ve incelemeleriyle ünlüdür; rüya, bilinçaltı ve zaman kavramları öne çıkar. Huzur, Saatleri Ayarlama Enstitüsü ve Beş Şehir eserleri bilinir.
- Yahya Kemal Beyatlı İstanbul Şairi olarak tanınır, ayrıca Aziz İstanbul gibi düzyazı eserleri de bırakmıştır.
- Mehmet Kaplan Şiir Tahlilleri ile, Nurettin Topçu hareket felsefesi ve ahlak üzerine yazılarıyla, Tarık Zafer Tunaya Türkiye’de Siyasal Partiler çalışmasıyla anılır.
- Cumhuriyet dönemi tiyatrosunda hem toplumsal sorunlar hem tarihî ve mitolojik konular işlenmiştir. Musahipzade Celal (Aynaroz Kadısı), Necip Fazıl (Bir Adam Yaratmak, Tohum), Cevat Fehmi Başkut (Paydos) ve Necati Cumalı (Nalınlar) dönemin yazarlarındandır.
- Haldun Taner Keşanlı Ali Destanı ile ilk epik tiyatro örneğini vermiştir. On İkiye Bir Var ve Şişhane’ye Yağmur Yağıyordu da onun eserleridir.
- Epik tiyatro Bertolt Brecht ile özdeşleşmiştir; seyircinin oyuna kapılıp özdeşleşmesini değil, olaylara mesafeli bakıp düşünmesini hedefler (yabancılaştırma).
- Kabare, güncel olayları ve toplumsal aksaklıkları skeç, şarkı ve mizahla eleştiren hafif bir sahne türüdür.
- Orhan Asena tarihî ve mitolojik konulu oyunlar yazmıştır; Hürrem Sultan, Atçalı Kel Mehmet, Simavnalı Şeyh Bedrettin ve Tanrılar ve İnsanlar bunların başlıcalarıdır.
- Güngör Dilmen’in oyunlarında Midas üç oyunda (Kulakları, Altınları, Kör Düğümü) yer alır; Deli Dumrul ve Canlı Maymun Lokantası da ona aittir.
- Turan Oflazoğlu tarihî padişah ve şehzadeleri işler: Kösem Sultan, Cem Sultan, Deli İbrahim, IV. Murat.
- Recep Bilginer, Yunus Emre ve Mevlana gibi mutasavvıf kişilikleri sahneye taşımıştır; Sarı Naciye ve İsyancılar da onundur. Refik Erduran’ın oyunları arasında Deli, Büyük Jüstinyen, Bir Kilo Namus ve Cengiz Han’ın Bisikleti yer alır.
- Turgut Özakman: Ah Şu Gençler, Romantika, Korkma İnsancık Korkma; Muhsin Ertuğrul ise Darülbedayi’yi yöneten tiyatro adamıdır.
Dünya Edebiyatı ve Türkiye Dışındaki Çağdaş Türk Edebiyatı
- Eski Yunan edebiyatında Homeros destan geleneğinin temsilcisidir; İlyada ve Odysseia onun adıyla anılır.
- Aisopos (Ezop) fabl türünü kuran kişidir; hayvanlar üzerinden ahlak dersi veren Ezop Masalları ona bağlanır.
- Eski Yunan tiyatrosunda Aiskhylos ilk büyük trajedi şairi, Sophokles önemli trajedi yazarı, Aristophanes ise ilk büyük komedi şairidir; Atlılar, Kuşlar, Kurbağalar komedilerindendir.
- Sappho lirik şiirin kurucusu sayılır; bireysel duyguları dile getiren şiirleriyle bilinir.
- İtalyan edebiyatının dev ismi Dante’dir; İlahi Komedya cennet, cehennem ve araf yolculuğunu anlatır.
- Petrarca aşk şiirleriyle, Boccaccio Decameron öyküleriyle tanınır; Ariosto Çılgın Orlando’yu, Tasso Kurtarılmış Kudüs’ü yazmıştır.
- Montaigne Fransız edebiyatında deneme türünün öncüsüdür; eseri Denemeler’dir. İngiliz edebiyatında Denemeler adlı eser Francis Bacon’a aittir.
- Victor Hugo Fransız romantizminin başlıca ismidir: Cromwell, Hernani, Sefiller, Notre Dame’ın Kamburu.
- Moliere klasik komedi ustasıdır: Tartüffe, Cimri, Zoraki Tabip, Kibarlık Budalası, Gülünç Kibarlar. Boileau ise Şiir Sanatı ile klasisizmin kurallarını işlemiştir.
- Fransız gerçekçi romanında Stendhal (Kırmızı ve Siyah, Parma Manastırı), Balzac (İnsanlık Komedyası, Goriot Baba, Eugénie Grandet) ve Flaubert (Madame Bovary, Salambo) öne çıkar.
- Zola doğalcı romanın temsilcisidir: Meyhane, Germinal, Nana. Maupassant kısa öykünün ustasıdır: Tombalak, Ay Işığı.
- Baudelaire Kötülük Çiçekleri ile modern şiirin öncülerindendir; Rimbaud Sarhoş Gemi ve Cehennemde Bir Mevsim ile bilinir.
- Camus Veba ve Yabancı’nın, André Gide Dar Kapı ve Kalpazanlar’ın yazarıdır; Gide Nobel Edebiyat Ödülü almıştır.
- Jules Verne bilim kurgunun öncülerindendir; Aya Yolculuk, Seksen Günde Devr-i Âlem, Dünyanın Merkezine Seyahat ve Denizler Altında Yirmi Bin Fersah onun romanlarıdır.
- Fransız edebiyatında Racine, Voltaire, Montesquieu, Diderot, Rousseau (Emile), Chateaubriand ve Lamartine de anılması gereken adlardır.
- Shakespeare’in başlıca eserleri Romeo ve Juliet, Hamlet, Macbeth, Othello, Kral Lear ve Julius Caesar’dır.
- Dickens (Oliver Twist, David Copperfield, İki Şehrin Hikâyesi), Milton (Kaybolmuş Cennet), Defoe (Robinson Crusoe) ve Swift (Güliver’in Seyahatleri) İngiliz edebiyatının diğer önemli adlarıdır.
- Rus edebiyatında Puşkin (Maça Kızı, Yüzbaşının Kızı), Gogol (Ölü Canlar, Müfettiş, Palto) ve Turgenyev (İlk Aşk, Babalar ve Oğullar) ilk büyük adlardandır.
- Tolstoy’un eserleri arasında Anna Karenina, Savaş ve Barış, Diriliş, Hacı Murat ve İvan İlyiç’in Ölümü vardır. Dostoyevski ise Suç ve Ceza, Budala, İnsancıklar, Yeraltından Notlar ve Karamazov Kardeşler’i yazmıştır.
- Çehov hikâye ve oyunlarıyla (Vanya Dayı), Gorki Ana romanıyla, Mayakovski Pantolonlu Bulut şiiriyle Rus edebiyatında yer alır.
- Amerikan edebiyatında Poe şiir ve öyküleriyle, Twain Tom Sawyer’in Maceraları’yla, Steinbeck Fareler ve İnsanlar ile Gazap Üzümleri’yle, Hemingway Silahlara Veda, İhtiyar Adam ve Deniz ile Çanlar Kimin İçin Çalıyor’la, Eliot Katedralde Cinayet’le, Jack London Beyaz Diş’le anılır; Poe’nun Kuzgun ve Siyah Kedi’si de bilinir.
- İspanyol edebiyatının dünya çapındaki yazarı Cervantes’tir; Don Kişot şövalye romanlarını yererek yazılmış bir başyapıttır.
- Alman edebiyatı: Goethe (Faust, Genç Werther’in Acıları), Schiller (Haydutlar), Brecht (Adam Adamdır).
- Norveç’ten Ibsen (Hortlaklar) ve Knut Hamsun (Açlık), Danimarka’dan Andersen (Yiğit Kurşun Asker), Hindistan’dan Tagore (Sabah Şarkısı), İran’dan Ömer Hayyam (rubailer) önemlidir.
- Azerbaycan Türklerinden Şehriyar Heyder Babaya Selam ile, Bahtiyar Vahapzade ise Aylı Geceler ve Menim Dostlarım ile öne çıkar.
- Kırgız yazar Cengiz Aytmatov’un Cemile, Gün Olur Asra Bedel ve Selvi Boylum Al Yazmalım adlı eserleri bilinir. Kırım kökenli Cengiz Dağcı’nın ise O Topraklar Bizimdi ve Onlar da İnsandı romanları vardır.
Türk Edebiyatında İlkler, Unvanlar ve Genel Tekrar
- İslamiyet öncesi dönemde yarım uyak kullanılır; koşuk, sagu, sav ve destan başlıca ürünlerdir. Sagu, halk edebiyatında ağıt, divan edebiyatında mersiye adıyla sürer. Orhun Yazıtları’nın (Kül Tigin, Bilge Kağan) yazarı Yollug Tigin’dir; Türk adı ilk kez bu metinlerde geçer.
- Kutadgu Bilig (Yusuf Has Hacib) ilk mesnevi ve ilk siyasetname örneğidir; Hakaniye lehçesiyle yazılmıştır, ana konusu ideal insan tipidir. Kün Togdı, Ay Toldı, Ögdülmiş ve Odgurmış eserin sembolik kişileridir.
- Divan-ı Lügati’t-Türk (Kaşgarlı Mahmut) ilk Türkçe sözlüktür ve aynı zamanda ilk folklorik kitap örneği sayılır. Atabetü’l-Hakayık Edip Ahmet Yüknekî’nindir; Divan-ı Hikmet Hoca Ahmet Yesevî’nin heceyle yazılmış dinî eseridir. Dede Korkut Hikâyeleri bir ön söz ile on iki hikâyeden oluşur, yazarı belli değildir.
- Halk edebiyatı anonim, âşık ve tekke-tasavvuf olmak üzere üçe ayrılır. Âşık edebiyatında bağlama eşliğinde koşma, semaî, varsağı, destan söylenir; şair adının geçtiği bölüme tapşırma denir. Köroğlu ve Dadaloğlu koçaklamayla, Karacaoğlan güzellemeyle, Seyrani taşlamayla, Bayburtlu Zihni Sergüzeştname ile anılır; Âşık Veysel son büyük âşıklardandır.
- Tekke edebiyatında Yunus Emre ilahileri ve Risaletü’n-Nushiyye ile, Hacı Bektaş Veli nefesleri ve Makalat ile, Kaygusuz Abdal şathiyeleri ile, Pir Sultan Abdal nefesleri ile, Erzurumlu İbrahim Hakkı Marifetname ile tanınır. Mevlana’nın eserleri arasında Mesnevi, Fihi Ma Fih, Mektubat ve Divan-ı Kebir bulunur.
- Divan edebiyatı aruzun, beyit biriminin ve zengin uyağın kullanıldığı; saray ve yüksek zümrenin sanatı olan, klasik ya da havas edebiyatı da denen bir gelenektir. Sevgiliyi anlatırken kullanılan kalıp ifadelere mazmun denir. Naat Peygamberi, münacaat Allah’a yakarışı konu alır.
- Divan şiirinde kilit adlar: Ali Şir Nevaî (ilk Türkçe hamse sahibi; Mecalisü’n-Nefais tezkiresi, Muhakemetü’l-Lugateyn), Ahmet Paşa (Kerem Kasidesi), Şeyhî (Hüsrev ü Şirin, Harname), Süleyman Çelebi (Vesiletü’n-Necat), Baki (Kanuni Mersiyesi, Sultanü’ş-Şuara), Fuzuli (Su Kasidesi, Leyla ile Mecnun, Şikâyetname), Nef’i (Siham-ı Kaza, hiciv üstadı), Nabi (Hayriyye), Nedim (Lale Devri şarkıları), Şeyh Galip (Hüsn ü Aşk).
- Nesirde Sinan Paşa (Tazarruname) ve Nergisi, Veysi süslü nesrin büyük adlarıdır; Mercimek Ahmet Kabusname’yi, Katip Çelebi Keşfü’z-Zünun ve Cihannüma’yı, Evliya Çelebi Seyahatname’yi yazmıştır. Keşfü’z-Zünun ilk bibliyografya örneğidir.
- Tanzimat’ın ilk döneminde edebiyat toplum içindir; gazete, fikir yaymak ve edebiyatı halka ulaştırmak için kullanılır. İlk gazeteler: Takvim-i Vekayi (resmî), Ceride-i Havadis (yarı resmî), Tercüman-ı Ahval (ilk özel gazete). İlk dergi Münif Paşa’nın Mecmua-i Fünun’udur; ilk mizah dergisi Teodor Kasap’ın Diyojen’idir.
- Şinasi birçok ilke imza atmıştır: Şair Evlenmesi (Batılı anlamda ilk tiyatro), Tercüme-i Manzume (ilk şiir çevirisi), Durub-ı Emsal-i Osmaniye (ilk atasözü derlemesi); düzyazıda noktalama işaretlerini de ilk o kullanmıştır. Namık Kemal İntibah (ilk edebî roman), Cezmi (ilk tarihî roman) ve Vatan yahut Silistre (sahnelenen ilk tiyatro) ile öne çıkar.
- Ahmet Mithat Efendi hikâyede Letaif-i Rivayat (ilk öykü örnekleri), romanda Felatun Bey ile Rakım Efendi (yanlış Batılılaşma) ve Yeniçeriler (tarihî roman denemesi) ile anılır. Şemsettin Sami’nin Taaşşuk-ı Talat ve Fıtnat’ı ilk yerli romandır; Yusuf Kâmil Paşa’nın Telemak’ı ilk çeviri romandır. Ziya Paşa Harabat’ı (ilk antoloji), Zafername’yi, Şiir ve İnşa’yı yazmıştır.
- Tanzimat’ın ikinci döneminde bireysellik, sanat için sanat anlayışı ve ağır dil öne çıkar; tiyatrolar sahnelenmek için değil okunmak için yazılır. Recaizade Mahmut Ekrem’in Araba Sevdası ilk realist romandır; Abdülhak Hamit (Şair-i Azam) Makber, Sahra, Validem, Eşber, Nesteren ile, Muallim Naci Ateşpare, Şerare, Demdeme ile tanınır.
- Nabizade Nazım’ın Zehra’sı ilk psikolojik roman denemesi, Karabibik’i ilk köy romanıdır. Samipaşazade Sezai’nin Küçük Şeyler’i Batılı anlamda ilk öykü kitabı, Sergüzeşt’i ise dönemin önemli romanıdır. Muallim Naci’nin Köylü Kızların Şarkısı ilk köy şiiri sayılır. Görücü usulü evlilik Şair Evlenmesi, Zavallı Çocuk ve Taaşşuk-ı Talat ve Fıtnat’ın ortak eleştiri konusudur.
- Servetifünun’da sanat anlayışı bireysel ve melankoliktir; dil ağırdır, halktan kopuk bir çizgi vardır. Tevfik Fikret Rübab-ı Şikeste, Şermin (çocuklar için ilk şiir kitabı), Sis, Han-ı Yağma ile anılır; anjambmanı ilk kullanan odur. Cenap Şahabettin Tiryaki Sözleri, Afak-ı Irak, Elhan-ı Şita, Hac Yolunda ile bilinir. Süleyman Nesib sone ilk kullanan şairdir.
- Servetifünun nesrinde Halit Ziya Mai ve Siyah, Aşk-ı Memnu, Kırık Hayatlar, Kırk Yıl ile; ilk mensur şiir örneklerinden biri olarak Mezardan Sesler ile anılır. Mehmet Rauf’un Eylül’ü ilk psikolojik romandır; Siyah İnciler ise mensur şiir kitabıdır. Hüseyin Cahit Yalçın Edebiyat ve Hukuk tartışmasıyla dönemi kapatmıştır. Süleyman Nazif Firak-ı Irak’ı yazmıştır.
- Servetifünun’a katılmayan ya da bağımsız kalan adlar: Hüseyin Rahmi Gürpınar (Şıpsevdi, Mürebbiye, Gulyabani; edebiyata sokağı getirmiştir), Ahmet Rasim (Falaka, Şehir Mektupları), Ahmet Haşim (Piyale, Göl Saatleri; sembolist, aruzla yazan şair). Fatma Aliye Hanım ilk kadın romancıdır; Ahmet Hikmet Müftüoğlu Gönül Hanım ve Çağlayanlar’ı yazmıştır.
- Millî Edebiyat’ta sadeleşme, hece ölçüsü ve Anadolu’ya yöneliş vardır. Ziya Gökalp (ilk Türk sosyolog) Kızıl Elma, Altın Işık, Yeni Hayat, Türkçülüğün Esasları’nın; Mehmet Emin Yurdakul (Türk Şairi) Türk Sazı, Ey Türk Uyan, Tan Sesleri’nin; Ömer Seyfettin Kaşağı, Efruz Bey, Pembe İncili Kaftan, Yalnız Efe’nin yazarıdır.
- Yakup Kadri Karaosmanoğlu Kiralık Konak, Yaban, Sodom ve Gomore, Nur Baba, Hüküm Gecesi; Halide Edip Adıvar Sinekli Bakkal, Ateşten Gömlek, Vurun Kahpeye, Handan, Tatarcık; Reşat Nuri Güntekin Çalıkuşu, Acımak, Yeşil Gece, Yaprak Dökümü; Refik Halit Karay Memleket Hikâyeleri, Gurbet Hikâyeleri, Sürgün ile anılır.
- Yahya Kemal Beyatlı saf şiirin ve İstanbul’un şairidir; Kendi Gök Kubbemiz ve Eski Şiirin Rüzgârıyla eserleridir. Mehmet Akif Ersoy Safahat ile nazmı nesre yaklaştırmış, gerçekçiliği şiire getirmiştir. Fikret ve Akif nazmı nesre yaklaştıran, Yahya Kemal ve Haşim şiiri şiir, düzyazıyı düzyazı gibi yazan sanatçılardır.
- Cumhuriyet şiirinde Yedi Meşale (Ziya Osman Saba, Sabri Esat Siyavuşgil, Yaşar Nabi Nayır…), Garip (Orhan Veli, Melih Cevdet, Oktay Rıfat), II. Yeni (Cemal Süreya, Edip Cansever, İlhan Berk, Sezai Karakoç) ve Mavi çizgisi (Attila İlhan) öne çıkar. Nazım Hikmet serbest nazmın, Necip Fazıl mistik şiirin, Dağlarca destan ve çocuk şiirinin temsilcisidir.
- Roman ve hikâyede Doğu–Batı çatışması ve yanlış Batılılaşma çizgisi Araba Sevdası, Felatun Bey ile Rakım Efendi, Şık, Efruz Bey, Fatih-Harbiye, Huzur gibi eserlerde sürer. Peyami Safa, Ahmet Hamdi Tanpınar, Yusuf Atılgan, Oğuz Atay ve Orhan Pamuk bu çizginin farklı yönlerini işler.
- Köy ve toplumcu gerçekçi çizgide Mahmut Makal (Bizim Köy), Fakir Baykurt (Yılanların Öcü), Talip Apaydın, Kemal Bilbaşar (Cemo, Memo), Necati Cumalı (Susuz Yaz), Abbas Sayar (Yılkı Atı) önde gelir. Yaşar Kemal İnce Memed ile Çukurova’yı; Orhan Kemal işçi sınıfını; Kemal Tahir tarihî ve nehir romanlarını işler.
- Üçleme örnekleri. Yılanların Öcü – Irazca’nın Dirliği – Kara Ahmet Destanı (Fakir Baykurt); Köyün Kamburu – Yediçınar Yaylası – Büyük Mal (Kemal Tahir, köy üçlemesi); Esir Şehrin İnsanları – Esir Şehrin Mahpusu – Yol Ayrımı (Kemal Tahir); Tütün Zamanı – Yağmurlarla Topraklar – Acı Tütün (Necati Cumalı); Yer Demir Gök Bakır, Ölmez Otu, Ortadirek (Yaşar Kemal, Dağın Öte Yüzü).
- Kurtuluş Savaşı’nı konu alan eserlerden bazıları: Küçük Ağa (Tarık Buğra), Kalpaklılar ve Doludizgin (Samim Kocagöz), Ateşten Gömlek ve Vurun Kahpeye (Halide Edip), Yaban ve Ankara (Yakup Kadri), Yorgun Savaşçı ve Esir Şehrin İnsanları (Kemal Tahir), Sahnenin Dışındakiler (Tanpınar), Kurtlar Sofrası (Attila İlhan), Üç İstanbul (Mithat Cemal Kuntay).
- Mensur şiir örnekleri: Mezardan Sesler (Halit Ziya), Siyah İnciler (Mehmet Rauf), Erenlerin Bağından ve Okun Ucundan (Yakup Kadri). Hecenin bütün şiirlerde kullanıldığı adlar arasında Köroğlu, Karacaoğlan, Dadaloğlu, Pir Sultan Abdal, Âşık Veysel, Mehmet Emin Yurdakul ve Ahmet Kutsi Tecer vardır; tümüyle aruzla yazanlar arasında Ahmet Haşim, Cenap Şahabettin ve Mehmet Akif bulunur.
- Sık sorulan unvanlar şöyledir. Divan döneminde Nef’i hiciv üstadı, Baki Sultanü’ş-Şuara, Nedim Lale Devri şairi, Fuzuli ızdırap şairidir; Katip Çelebi’ye Hacı Kalfa da denir. Tanzimat’ta Namık Kemal vatan şairi, Şinasi ilkler şairi, Abdülhak Hamit Şair-i Azam’dır. Cumhuriyet’te Kemalettin Kamu gurbet şairi, Arif Nihat Asya bayrak şairi, Behçet Necatigil evler şairi, Rıfat Ilgaz Koca Çınar, Cevat Şakir Halikarnas Balıkçısı, Rıza Tevfik Feylesof, Yahya Kemal İstanbul’un şairi, Sait Faik İstanbul’un öykücüsüdür.